Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna

http://blog.milliyet.com.tr/ebruzorlutuna

25 Şubat '19

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
25
 

Makinaya Bağlanan Çocuklar

Günümüzde çocuklar teknolojinin olduğu bir dünyaya geliyorlar. Onların çocukluğu, ergenliği, yetişkinliği ya da yaşlılığı muhtemelen bizimkinden çok farklı olacaktır. Günümüz çocukları, teknoloji çocuklarıdır. Onları nasıl bir geleceğin beklediğini gerçekten merak ediyorum. Teknoloji çocuklarını nasıl yetiştirelim ki hem teknolojiye yabancı kalmasın hem de bağımlı olmasın? Bunun ince bir çizgi olduğunu düşünüyorum. Bir çocuğun teknoloji bağımlısı olmadan teknolojiyi kullanabilmesi gerçekten öz kontrol becerilerinin oldukça geliştiğini gösterir. Sadece çocuk kanalında öz kontrol demek anne babalara haksızlık etmek olacaktır. Çünkü teknoloji kullanımını küçük yaşlardan itibaren öğreten, sınır koyan, bilinçli kullanımını sağlayan anne babalardır. Teknoloji maalesef ki bağımlılık yaratmaktadır. Özellikle oyunlar çocuklar üzerinde bağımlılık geliştirebilir. Her defasında bir sonraki bölüme geçme, tamamlama ve yenme duygusu bağımlılığa doğru bir rota çizebilir. Bu yazımda çocukların annesine bağlanması gereken yaşlarda teknolojiye bağlanmasının olumsuz etkilerini anlatacağım.

 Annesi Yerine Makinaya Bağlanan Çocuklar!

 Bir çocuk dünyaya geldiğinde en temel ihtiyacı güvende olması, bakım sağlanması, sevilmesi, şefkat dolu kollarda olmasıdır. Çocuklar bu şefkat dolu kollar arasında bu dünyanın güvenilir olduğuna inanırlar. Annesi onu besledikçe sadece fiziksel olarak gelişmez ruhsal anlamda da gelişme gösterir. “Güvendeyim”, “Seviliyorum”, “Değerliyim” gibi temel inançları bu dönemde atılır. Çocukların yaşları büyüdükçe ihtiyaçları da o yönde gelişir. Çocuklukta değişmeyen tek şey; “oyun” ihtiyacıdır. Anne ya da babaların zaman zaman ihmal ettiği, önemsemediği ya da zamanının olmadığını belirttiği anlarda her çocuk oyun için sabırsızlıkla bekler. Bir süre sonra ailesiyle birlikte keyifle oyun oynamak yerine bir makinaya bağlandığını görür. Kendi için artık daha keyifli bir şey keşfetmiştir.

 Bantı geri saracak olursak; 0-2 yaş dönemine dönelim. Bu yaş döneminde mümkünse çocuğuna anne bakmalıdır. Her anne çocuğuyla güvenli bağlanabilmeyi sağlayabilmelidir. Bu yaş döneminde anne çocuk arasında bedensel temas içerikli bir çok bağlanma oyunu oynanmalıdır. 0-2 yaş dönemi her çocuğun daha sonraki bağlarını belirlemektedir. Onun için anne çocuğuna ne kadar şefkat dolu, güvenli, eğlenceli, oyuncu, besleyici ve sevgi dolu yaklaşırsa çoçuğunun da ilişkilerini bu yönde kurabilme olasılığı yüksek olacaktır. 0-2 yaş döneminde anne çocuk bağının niteliğini etkileyecek bir çok neden söylenebilir. Bunlardan bazıları; annenin doğum sonrası depresyon ya da travma yaşaması, eşler arası sorun, annenin kendi bağlanma problemi, annenin kısa süreli bakım vermesi, kaygılı bağlanması, reddetmesi, istenmeyen çocuk olması gibi nedenler arttırılabilir. Günümüzde bunlara bir “neden” daha ekleyebiliriz. Bu da “0-2 yaş döneminde çocuğunu teknolojiye bağlayan anneler ya da bakan kişiler”..

 0-2 yaş döneminde her çocuğun annesine ya da ona bakan kişiye ihtiyacı vardır. Çocuklara küçük yaşlarda teknolojiyi alıştıran maalesef yetişkinlerdir. Çünkü; yapacak işimiz olduğunda çoçuğa bakacak birine ihtiyaç vardır. Genellikle bu problemi en hızlı çözen “teknolojik aletlerdir”. Anne baba şunu keşfeder: “Teknolojik aleti verdiğimde hiç sorun yaratmıyor.” Teknolojik alet, o kadar sihirli bir etkidir ki: çocuk yemeklerini yer, tırnaklarını kestirir, sorun çıkarmaz, yemek yaparken sürekli annenin yanına gelmez, ağladığında sakinleştirir, kardeş kavgalarını sona erdirir vs. Tüm bunları yaptıran biri varken nasıl ondan bağımsız bir hayat düşünülebilir ki?

 Anne-çocuk bağlanmasının temeli olan ilk yıllık süreçteki tehlike “çocukların makinaya bağlanması” olduğunu düşünüyorum. Bir çocuğa bakma sorumluluğunu bir makina üstlenmemelidir. Çocuğa güvenle, sevgiyle ve oyunla bakma sorumluluğunu anne ya da bakan kişi almalıdır.

 Geç Konuşan Çocukların Sayısı Arttı!

 Çocuğunu teknolojiye bağlayan anneler ya da bakıcıların artmasıyla değişen bir gözlemimi daha paylaşmak isterim. Okul öncesinde on yıldır çalışan biri olarak her geçen yıl 3 yaşına gelip konuşamayan çocukların sayısının arttığını gözlemliyorum. Özellikle son 3 yıldır kayıt görüşmelerim de bu artışı fark etmekteyim. Bunun üzerine aileleri ile görüşme yaptığımda çoğunun 0-2 yaş döneminde makinayla büyüdüğü gerçeği ile karşılaşıyorum. Bu çocukların alıcı dil becerileri daha anne karnındayken gelişmektedir. Çoğu anne nasılsa anlamıyor diye konuşmayabiliyor. Fakat çoçuğunuzun konuşabilmesi için konuşan birini çokça duyup alıcı dil becerilerini geliştirmesi gerekmektedir. Fakat acı gerçek ki çocuklar daha çocuk “mekanik bir ses” olan teknoloji ile büyüyorlar. Bir diğer gözlemim ise; 3 yaşına gelmiş fakat “mekanik bir konuşma” gösteriyorlar. Bunu tıpkı bir “robota” benzetebiliriz. Bu çocukların da aileleriyle görüştüğümde çoğunlukla teknolojiyle büyüdüğünü ifade etmişlerdir. Bahaneler her zaman hazırdır. Bahaneler biz istersek çoğaltılabilir. Fakat bir çocuğun gelişimi için hiç bir bahane kabul edilemez.

 Uzman Arayışları Arttı!

 Her şeyi teknolojiye bağlamak gibi bir niyetim olmasa da deneyimlerim sonucu paylaşmaya değer verilerim var. İlk iki yılı düşündüğümüzde anne-çocuk bağının güvenli olmasını anlatmıştım. Bir süredir gözlemlerim şu yönde; “uyaran eksikliği” adı altında çocuklar artmaya başladı. “Dil gelişimi” kesinlikle çoğalmaya başladı. Kayıt görüşmelerinde rehberlik çalışmaları uyguluyorum. Çocuğun gelişimine göre daha sonra aileyle görüşme yapıyorum. Benim yaptığım çalışmalarda çocuklarda geçmiş yıllara göre bir farklılık olduğunu düşünüyorum. Bazı çocuklar yerine çoğu çocuk diyebilirim. “Göz Teması” kuramadıklarını gözlemliyorum. “Dil gelişimi” de gecikmiş geliyorlar. Aynı zamanda “hareketsiz çocuklar” görüyorum. Bu çocuklar ya sıklıkla pusette ve yürütülmüyor ya da sürekli oturuyorlar.

 “Teknoloji Yoksunluğu” Belirtileri 0-2 Yaşa Kadar Düştü!

Teknolojiyle büyüyen bir çocuksa “teknoloji yoksunluğu” belirtileri veriyor. Anne-çocukla oyun oynadığımız bir günde bir anda annesinin cep telefonunu görüp almak isteyen bir çocuk oldu. Annesi vermediğinde tepkileri oldukça artmıştı. Kendini yere attı, kafasını yere vurdu, saçını yoldu. Annesine sakinleştirmesini söyledim. “Sakinleştiremiyorum” dedi. O an şunu düşündüm: “Bir annenin yapması gereken bir şeyi teknoloji yapabiliyor.” Her anne çocuğunu sakinleştirebilmelidir. Sonra anneye çoçuğunun neden böyle tepki verdiğini sordum. Telefonu vermediği için böyle yaptığını verdiğinde her şeyin normale döndüğünü söyledi. Çocuk 25 aylık olsa da 0-24 ay arasını düşünün? Aslında bu bağımlılık 25. Ayda gelişmedi! 0-24 ay arası yavaş yavaş artarak gelişmiş olmalı! Bu olaydan sonra yeni bir tanımlama yaptım: “0-2 yaş çocuklar da artık teknoloji yoksunluğu yaşayabiliyor!” Bu gözlemi ve tanımlamayı yaptığımda gerçekten içim acıdı. 

Teknolojiyle birlikte duygu yoksunu çocuklar büyümesin. Anne çocuk arasındaki bağ hep güçlü kalsın ki çocuklar da her daim iletişime ihtiyaç duysunlar. Annelerimiz çocuklarını “değerlisin”, “güvendesin”, “seviliyorsun”, “yeterlisin” gibi olumlu temel inançlarla büyütebilsinler. Teknolojik aletlerin çocuğunuzla aranıza girmesine izin vermeyin. Çünkü bu hayatta bir annenin yerine geçebilecek hiç bir şey yoktur!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 07.04.17
 
 

  Psikoloji Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini Maltepe Üniversitesinde tamamlamıştır.  Çalışma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster