Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
211
 

Maksat işim olsun

Maksat işim olsun
 

Durduk yere muhatap olmamak için fazla detay vermek istemiyor fakat ille de anlatmak istiyorum.

İş gereği gitmek zorunda olduğum bir yer, muhatabım ellili yaşların sonlarında bir bayan daha önceki görüşmeden huyunu suyunu azıcık biliyor yüzüme en sempatik gülücüğümü kondurup odasından içeriye giriyorum, maksat işim olsun,yok, masasında bir akrabası olduğunu tahmin ettiğim başka bir teyze var, teyze de bana gülümsüyor.

" Yok" diyor ben bir şey söylemeden," teşindi gelcek!" örgüsüne dönüyor.

Odanın önüne konmuş banklardan birinde beklemeye başlıyorum, on dakika, yirmi dakika, yarım saat, sıkılıyorum binanın içerisinde turlamaya başlıyorum, amaçsız, sebepsiz, bilirsiniz, cep telefonu ile konuşurken bulunduğunuz ortamdan bilinçsizce uzaklaşmak yürümeye başlamak gibi,dikine dar uzun bir koridor, odalar, mırıltılar, kütüphane sessizliği...

Burada çalışamazdım diye geçiriyorum içimden, sabahtan akşama kadar masa başında oturmak ben gibilere göre değil, hele mesaide olanların ağdalı ciddi tavırları.

Gülümsemenin sanki samimiyetin de yasak olduğu bir yer!

Küçük adımlarla dönüyorum, sultan! odasında sanki bir saat beklememiş gibi o gülümsemeyi tekrar konduruyorum suratımın orta yerine, maksat işim olsun ve mümkünse buralara yolum düşmesin, ören bayan yer değiştirmiş bu defa, kazağın kolunu teşindi bitirecek.Çay içiliyor, sehpanın üzerinde evde yapıldığı ve ana kraliçeye getirildiği belli olan poğaçalar var, biri dişlenmiş kağıt peçetenin üzerine konmuş, Leydinin ağzı dolu...

Doğuştan gelen asaletine! yakışmayacak bir şekilde ne oldu der gibi soran gözlerle  başını sallıyor;

" Merhabalar" diyorum " Kolay gelsin nasılsınız?"

Gözlüklerinin üzerinden bakıyor kontes;

" Tanışıyor muyuz?"

Azıcık bozuluyor ama renk vermek de istemiyorum, maksat işim olsun, yolum bir daha buralara düşmesin... Ne demem lazım şimdi?

Hem filozof gibi adamım ben yahu, sinirlenmem ki, anlamaya çalışırım!!!

Hem o da ben gibi ekmek parasına çalışıyor, odasında durmuyor ama eh olacak o kadar, edepsizlik bende muhabbetin en koyu yerinde gelinir mi?!

Mevzu bu kadar önemli olmasa ören bayan poğaça yapar mıydı hiç?

Ah ah kim bilir ne sorunları vardır, uykusuzluk çekiyor besbelli göz altları torba torba, dalmışken öyle kraliyet ailesi mensubu, zavallı köylüye tekrar soruyor;

" Tanışıyor muyuz?"

" Daha önce bir defa daha gelmiştim" diyorum..." Daha önce bir defa daha gelmiştim."

Yüzümde yine o gülümseme.

Mesai bitene kadar koridorları adımlıyorum, işim olmuyor!

 

 

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim hanım gönderdi poğaçanın tarifini alacaktım deyi verseydin bir kaç övücü süslü afili laf ile... Kim o? Derse atsaydın çok bayan isimlerinden birini belki tutardı... Yoğurdun göle maya olduğu ortamda bulunanlarız. İş mi benim kisi? Üsküdar ayrı, at ayrı kalmış. Bir gün olur (Trakya ağzı yazmayacağım.Anladın onu) Gizli gizli okuyordum ve yorumlarım kitaba kalıyordu her biri bende saklı.Açığa vurduk. Üzülmeyesin diye...Saygı ve muhabbetlerimle.

E Ruhi YALÇIN 
 17.07.2016 19:08
Cevap :
Niye gizli gizli okuyordun ağabey anlamadım ki ? Yorumlar hangi kitaba kalıyordu? Selamlar :)  18.07.2016 21:52
 

Onca gülümseme işine yaramamış ama hikayen beni hayli güldürdü...Te öyle işte..:)

fatma iyibilgin 
 13.07.2016 0:02
Cevap :
Ya beya baksana sen başımıza gelenlere, te üle :)  13.07.2016 0:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster