Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '20

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
45
 

Malabadi Köprüsü

Malabadi Köprüsü

Silvan’da bir şaheser.

Türküsü de var öyküsü de, Türküsü şöyle;

Malabadi Köprüsü, Malabadi Köprüsü
Orda başladı bitti, şu garibin öyküsü
Karşıki aşiretten bir kıza gönül verdim
Aşkı uğruna hergün o köprüye giderdi

Siirtin dağlarında, uçan kuşu vururdu
Fatma'yı okşadıkça, gayri sükun bulurdu
Off garibim off,..Off Garibim off
...
Karar hakkı şeyhteydi, Fatma'nın babasında
Katı ve insafsızdı, bu aşkın karşısında
Kararlıydı zalim şeyh onları

Rivayetlere göre, Bad isminde bir genç karşı kıyıdan bir kıza aşıktır. Nehrin üzerinde köprü bulunmadığı için aşıklar bağırarak seslerini birbirlerine duyurmaya çalışırlar. Günün birinde genç kız dayanamaz ve Bad’ın yanına doğru yüzmeye başlar ancak genç kız sevdiğine ulaşamadan suda boğulur. Bunun üzerine sevdiği kıza kavuşamayan Bad, dönemin Silvan Bey’ine gider ve bir köprü yaptırması gerektiğini söyler. Teklifi kabul eden beylik ağası köprünün yarısı tamamlandıktan sonra anlaşmadan vazgeçer. Bad’ın ısrarları üzerine  bey ağası yeni bir antlaşma daha yapmaya karar verir. Antlaşmaya göre Bad, beye şu şartı koşar; “Köprünün kalan yarısını tamamlarsam, senin sağ elini bilek hizasından keseceğim.” Aynı şekilde Silvan Bey’i de Bad’a köprüyü tamamlayamazsa sağ kolunu keseceğini söyler. Her ikisi şartları kabul eder ve Bad köprünün kalan yarısını yapmak için kolları sıvar. Bad köprünün kalan yarısını tamamlar ve beyin sağ kolunu bilekten keser. Daha sonra köprüye, ‘mal’ (ev) ve Bad ismini birleştirerek ‘Malabadi’ adı verilir

Diyarbakır-Batman arasında Batman Çayı üzerinde yer almaktadır. Tarihi köprünün üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere 1147-1148 tarihinde Artukoğullarından Timurtaş tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Plan itibariyle farklı uzunluklarda, kırık hatlar halinde, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Üstü eğimli, merkezi tek açıklıklı olan köprü üç bölümden oluşur. Ana yapı malzemesi sarı kalker taştır. Köprü kemerinin her iki yanında kışın soğuğundan ve yazın sıcağından korunmak ve köprünün güvenliğini sağlamak için iki oda bulunmaktadır. Köprü sadece geçiş amaçlı değil konaklama amaçlı eşi benzeri olmayan, abidevi bir yapıdır. Kemerin her iki yanında, iç tarafta kervan ve yolcular tarafından, özellikle kışın zorlu günlerinde barınak olarak kullanılan iki oda bulunmaktadır. Köprü nöbetçileri tarafından da kullanılan bu odaları daha önceleri dehlizlerle yolun dipleri ile bağlantılı olduğu, gelen kervanların ayak seslerinin bu dehlizler vasıtası ile daha uzaklarda iken duyulduğu söylenir. Odaların tavanı yüksek ve tuğla örtülüdür. Pencereleri geniş, büyüktür.

Fikir olması için bir kıyaslama yaparsak; Malabadi köprüsü 150 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde olup kemer yüksekliği 19 metredir. 420 sene sonraki teknolojiyle yapılan Mostar köprüsü ise 30 metre uzunluk 4 metre genişlik ve 21 metre kemer yükseliğiyle nerdeyse çeyreği kadardır. Mostar köprüsü 2005 yılında UNESCO kültür mirası listesindedir. Dünyanın en büyük taş kemerli köprüsüdür.

Evliya Çelebi köprüyü şu şekilde tanıtmaktadır: “Köprünün iki tarafında kale kapı-ları gibi demir kapıları vardır. Bu kapıların içinde, sağ ve solda köprünün temeli beraberliğinde, kemerin altında hanlar vardır ki gelip geçen, sağdan ve soldan geldikleri vakit misafir olurlar. Köprünün kemeri altında birçok odalar vardır. Demir pencereler şahneşinlerine misafirler oturup, kemerin karşı tarafındaki adamlarla kimi sohbet eder, kimi ağ ve oltalarla balık avlarlar. Bu köprünün sağ ve solunda da nice pencereli odalar vardır. Köprünün sağ ve solundaki bütün korkuluklar Nehcivan çeliğindendir. Ama demirci ustası da var kudretini sarf ederek bir türlü sanatlı kafesli korkuluklar yapmış ve doğrusu elinin ustalığını göstermiştir. Doğrusu, üstad mühendis var kuvvetini sarf ederek bu köprüde öyle sanatlar göstermiştir ki, bu işçiliği geçmiş mimarlardan hiç birisi göstermemiştir” ifade etmiştir.

1940 yılında Diyarbakır’a gelen Albert Gabriel ise gördüğü köprü karşısında hayranlıkla “Modern statik hesabın olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir hesap hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya’nın kubbesi bu köprünün altına rahatlıkla girer”. Malabadi Köprüsü içindeki odacıklar, helâ ve çeşitli kabartma figürleriyle diğer Diyarbakır Köprülerinden ayrılmaktadır. Batman Suyu’nu aşmak için yapılan bu köprü, sadece geçiş amaçlı değil, aynı zamanda bu yol üzerinde seyahat eden yolcuların dinlenebilecekleri ya da konaklayabilecekleri bir yapıdır. 

Günümüz Türkiye'sinde demir, çimento ve her türlü teknollojiden yararlanma imkanları varken, binaların depremlerde mukavva kağıt gibi kıvrılıp döküldüğünü görünce 870 yıldır Ayasofya'nın kubbesini içine alabilecek büyüklükte kemeriyle hala ayakta duran Malabadi köprüsüne ve mimarına olan hayranlığımız bir kat daha armaktadır. En kısa zamanda UNESCO kültür geçici mirasınının asliyete çevrilmesini umut ediyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 126
Kayıt tarihi
: 04.12.17
 
 

İlgi duyduğum alan tarih. Milli mücadele ve Osmanlı tarihine  odaklandım. Gözden kaçan tarihi şah..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster