Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
819
 

Malabadi'nin alt yanı

Malabadi'nin alt yanı
 

Beni elektrik değil, rotasyon çarpmıştı en güzel yıllarımda. 

Konya’dan Siirt’e savrulmuştum. 

Sonra Batman il oldu. 

Kozluk İlçesi Batman’a bağlandı. 

Batman ilimiz oldu. 

Siirt’e gitmeden önce haritada Pervari ve Şırnak gibi uzak ilçeleri de gördüm. Moralim bozuldu. 

Kısacası, beni bilinmez bir hayat bekliyordu. 

Düşmüştük rüzgârın önüne. 

Otobüsle iki bin km. yolu tükettiğimde, şarkılara konu olan Malabadi Köprüsü’nü görünce aklıma bir şarkı takılmıştı. 

“Malabadi Köprüsü Malabadi Köprüsü. 

Burada başladı bitti, bir garibin öyküsü.” 

Selçuk Alagöz adlı sanatçının ünlendiği şarkıydı bu şarkı, 70’li yıllarda. 

Benim öyküm nasıl başlayıp bitecekti bilmiyordum. 

Malabadi Köprüsü’nün çevresi sisler içindeydi. Batman Çayı’nın oluşturduğu geniş vadi, deniz gibiydi. Asfaltın boyunda ya da birkaç km. asfalta yakın köylerin toprak damları ve küçük pencereleri ile ince ince uzayıp giden dumanları, öylesine silik bir hayatın göstergesiydi sadece. 

Aklımdan geçirmiştim. “Şu köylerden birisine tayinim çıksa ne güzel olurdu, ” sevinirdim. En azından, ulaşımları vardı. Belki de hayatta ilk defa bir dileğim gerçekleşirdi. 

Kötünün iyisi olurdu, benim için. 

Aklıma; Pervari, Eruh ve Şırnak gelince titredim, ürperdim. 

Yağmurlu bir günde girdim Siirt’e. 

İki gün durmadan yağmur yağdı. 

Siirt öğretmenevi 1982 yılında Türkiye’nin en güzel öğretmeneviydi. Şunu da belirteyim, o yıllarda Siirt, ülkemizin en güzel illerinden birisiydi. Siirt her dönem gündemde kalan bir il merkezi. 

İki gün içinde saman kâğıdına yazılmış, tayin evrakımı elime aldığımda, Karpuzlu Köyü Anaokulu öğretmeni yazmaktaydı. 

Bu güne kadar anaokullarında hep bayanlar çalışmıştı. 

Bir terslik vardı sanki bu işte. Yokmuş. 

Bir dönem anasınıfı öğretmenliği yaptım. Aynı öğrencileri altı yıl okutup mezun ettim. 

Okulun diploma defterinde yazılıdır. Köyde ilk defa kız çocuklarına diplomayı ben verdim. 

Ben, demeyi sevmem ama benim kızlarım, ilk defa üniversite bitirdi o köyde. 

Dönelim konumuza. 

Nerede bu Karpuzlu Köyü? 

Kozluk’ta. 

Kozluk nerede? 

Geriye döneceksiniz. Diyarbakır’a giderken, Ziyaret'i (Veysel Karani'nin mezarı olan yer) geçince yolun sağ tarafında bir tepenin yamasında. 

Kozluk’ta işlerimizi hallettik. 

Hadi gidelim köye. 

Karpuzlu Köyü’nü bilen var mı? 

Yok. 

Birisi diyor ki, ”Gündi Selibi.” 

Karpuzlu Köyü’nün, Kürtçe adı “Selibi”. 

O günlerde taksi dolmuşlar var, ulaşım çok iyi. Bindik taksiye. Gele gele geldik, Malabadi Köprüsü’nün karşısına. 

Batman asfaltına bir km. mesafedeki Karpuzlu Köyü’ne dayandık. 

Batman Çayı vadisi ayaklar altında. 

Abe oğlum! başka dilek dileseydin ya Allah’tan.. 

Güzel bir yer. 

Güneydoğu’nun en güzel yeri. 

Hoş bulduk, Karpuzlu Köyü. 

Sonbaharda, Batman Çayı vadisine inen turnalar. 

Köçerlerin yaşamları. Çocuklar… İnsanlar… 

Çok şey… 

İnsanın, yaşadığı yerdeki güzellikleri tanıması gerek. 

Bende öyle yaptım. 

Hiç kaçma yolları aramadım. 

Hakkım olan zamanlarda tayin istedim. Oldu mu? Olmadı. 

Kapalıydı hep Çanakkale. 

Köyde elektrik yoktu. Elde sadece iyi bir ulaşım vardı. İnsanlar cana yakındı. Öğretmenlere aşırı bir saygı vardı. 

Hiçbir öğretmen aç ve açıkta değildi. 

Eruh’ta patlak veren olaylara kadar. 

Karpuzlu Köyü’nde elektriğin geldiği günlerde her şey güzeldi. Bir sene sonra elektrik kesintileri olmaya başladı. Zamanlı zamansız, elektrikler kesiliyor. Çevredeki bütün köyler, köylüler bu durumdan çok rahatsızdı. Hürriyet Gazetesi’nin “Serbest Kürsü” bölümüne bir yazı yazdım. Aynen şöyle: 

“Siirt İli Kozluk ilçesi Bekirhan Bucağı’na bağlı köylere 1985 yılı sonunda elektrik verildi. O günden beri elektrikler düzenli değil. Evliya Çelebi tabiriyle birisi şiddetli öksürse elektrik kesiliyor. 

Zira Diyarbakır İli Silvan İlçesini köyleri ile aynı doğa şartlarında yaşıyoruz. Fakat o köylerin bir gün değil, bir saat elektriklerinin kesildiğini görmedik. İlgililere soruyoruz. Bizi elektriğimiz yazlık mı kışlık mı? 

Daha gaz lambalarını atamadık ve elektriğe kavuşamadık. Açıklama bekliyoruz. Karpuzlu Köyü Sakinleri” 

 

Bölge müdürü bir ateş alıyor. Elektrik kesintileri birden durdu. Köylüler rahatladılar. Gazetedeki yazıyı benim yazdığım biliniyordu. Herkes bana ”Allah senden razi olsin hoce.” dedi. Bir tek köy muhtar köpürüyor. 

Köyü karanlıktan kurtardık. Muhtar, nerdeyse beni öldürecek. 

Niye mi? Anlatayım. 

O sıraları, bizim muhtar kızını elektrik kurumunda çalışan birine verecekmiş meğerse ondan. 

Köye elektrik arızası için köye gelenlerden şaşkın biri, köyde bir kız görmüş. Sormuş, soruşturmuş. 

Nasıl olduysa birisi;  

”Muhtarın kızı” demiş. Garibimde inanmış. Gelmişler kızı istemişler, söz kesmişler. Delikanlı muhtarın kızını bir görmüş. 

Anaaaaa! İstediği kız bu değil. Muhtarın kızı, gördüğü bu kız değil. Gördüğü kız başka, muhtarın kızı başka. Kendini tokatlasa, kafasını trafo direğine vursa ne fayda. İş bozulmuş. 

Bizim elektrikçi Salako, aslında, muhtarın ölen kardeşinin kızını görmüş. Biriside, babası olmayan kızı, muhtarın kızı deyivermiş. 

Demişte, işin bu kadar karışacağını nereden bilsin. 

Oğlanın yaptığı masraflar ortada kalmış. 

Elektrikçi çocuk iyi kaçmış. 

Muhtar ondan kızmış bana. 

Damat adayını koruyacakmış sözde. 

Korudu, mübarek adam. 

Muhtar, kafasında dokuz tilki dolaştıran sinsi bir adamdı. 

Muhtar, kaymakamlığa beni “teröristlere yardım ediyor, ” diye şikâyet etti. Kaymakamla görüştüm. Kaymakam Bey, muhtarın ne biçim bir adam olduğunu iyi bildiğinden dilekçeyi yırttı, attı. Bana, “bir yer beğen, seni oraya vereyim” dedi. 

Ben de 12.19.1987 tarihinde, adı romantik olan “Samanyolu Köyü’ne” tayin oldum.17.09.1992 tarihine kadar bu köyde kaldım. 

Ancak, irtibatı hiç koparmadım. 

İrtibatı koparmayalım beyler! 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keyfle okudum. Selamlar

Sahipsiz Gezegen 
 24.03.2011 8:10
Cevap :
Teşekkürler. Selamlar.  24.03.2011 13:25
 

Zevkle okudum bu hoş anı yazısını. Öğretmenliğin, özellikle köy öğretmenliğinin bunlarını seviyorum. Ne de olsa benzer olayları yaşadık. Bunları kitaplaştırmak ne güzel olur değil mi? Artık kalmadı böyle yaşam!

Hüseyin Seyfi 
 23.03.2011 18:20
Cevap :
Ben bu başlıkla anılarımı yazdım. Bu anılarımın içinden bir bölümü sundum. Size katılıyorum. Kitapsız kitapsız dolaşıyoruz ve yazıyoruz. Önerini değerli buluyorum. Selamlar sevgiler, teşekkürler.  23.03.2011 22:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1625
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster