Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
8874
 

Malazgirt Zaferi'nin Türk ve dünya tarihindeki önemi

Malazgirt Zaferi'nin Türk ve dünya tarihindeki önemi
 

Malazgirt Meydan Savaşı,r:Google


Türk Tarihi, diğer milletlere örnek olacak birçok zaferle doludur.. İlk Türk devletlerinden başlayarak, Türki­ye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuna kadar, Türk milleti pek çok zaferler kazanmıştır. Ancak kazanılan bunca zaferden bugün elde ne kaldığı düşünülürse, Malazgirt zaferinin değeri daha iyi anlaşılır. Malazgirt'te tümüyle şehit olmayı göze almış ve ant içmiş bir orduya, Tanrı armağan olarak şanlı bir zafer ve ebedi bir ülke vermiştir.

Malazgirt Zaferi, yalnız Türk tarihinde değil, Dünya tarihinde de bir "Dönüm Noktası" olacak kadar önemli bir olaydır. Çünkü Türklerin Tarih boyunca kazandığı zaferler içinde ileriye doğru en çok etkide bulunan bu zaferdir. Bu zafer, Türk milletinin geleceğini sağlayan ve ona yeni bir yurt, yeni bir tarih hazırlayan çok büyük bir olaydır. Kısa bir süre içerisinde, Türkleri İran sınırından, Marmara kıyılarına ve İstanbul önlerine getiren bu zaferdir.

Malazgirt Zaferi’nin önemli sonuçlarından biri de, İslâm ve Hıristiyan Dünyası’nın yazgısını değiştirmiş olmasıdır. Gerçekten İran’a ve Bizans’a karşı ilk zaferler kazanılmamış olsaydı, nasıl İslâmiyet Arabistan çöllerinde tutsak olur ve insanlığın Eski Çağ Avrupa uygarlıklarını birbirine ulaştıran ve üçüncü büyük eseri olan İslâm Uygarlığı’nın ortaya çıkması olanaksız idiyse; Selçuklular ortaya çıkmamış ve Malazgirt kazanılmamış olsaydı, İslâm milletleri ve uygarlığı da öylece, daha XI.yüzyılda sahneden çekilirdi. Sonuçta bu uygarlığa XVII. Yüzyıla dek üstünlük ve yaşama olanağı veren Anadolu’nun Türkleşmesi ile üç kıta üzerinde dünya düzenine etken olan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulmasına olanak veren olayların ortaya çıkışı iyice düşünülecek olursa, Malazgirt Zaferi’nin evrensel anlamı ve Tarihte oluşturduğu dönüm noktası kolayca anlaşılır.

*Zaferin önemi:

1-Zaferden sonra Anadolu, Türkler için yeni bir "Vatan" olmuş, Türk akıncıları daha önce 25 yılda Batı'da denize ulaştıkları halde, Malazgirt'teki Bizans ordusunun komutanı Romanos Diogenes'in ölü­münden sonra iki yıl içinde Adalar Denizi ve Marmara kıyılarına inmişlerdir. Bu zafer bütün Anadolu'yu, Türklere açık hale getirmiştir. Alpars­lan, Romanos Diogenes'le yapılan anlaşmayı Bizanslıların tanımaması üzerine, Afşin, Artuk, Tutak, Gümüş Tekin, Saltuk, Mengücek, Danişmend adlı Beylere Adalar Denizine ve Marmara'ya kadar Anado­lu’nun fethedilmesini emretmiştir.


2-Türklerin tarih boyunca kazandığı sayısız meydan muharebelerinden hiçbiri istikballerine bu derece tesir edici mahiyette olamamıştır. Türk tarihinde Malazgirt'ten sonra en önemli olay İstanbul'un Fethi­dir. Dandanakan'da kazanılan zaferi Malazgirt tamamlamış, İstanbul'un Fethi ise taçlandırmıştır. Bu zaferlerden sonra Türkiye Devleti kurulacak ve Osmanlı çağında, bu cihan devleti, tarihin en büyük siyasî kurumu haline gelecektir.

3-Büyük zaferin Türk ve İslam âlemindeki akisleri de büyük olmuştur. Fatımiler hariç, birçok yerde Alparslan yüzlerce kaside ve tebrikname ile övülmüştür. Malazgirt Alparslan'ın adını ölümsüzleştirmiş, İslâm Fatihleri derecesine yükselterek, zamanımıza kadar bu büyük komutan saygıyla anılmıştır.

4-Haçlı seferlerinin doğmasında başlıca etken olan bu zaferin, Avrupa Medeniyetinin de gelişmesinde büyük payı vardır. Gerçekten Anadolu'nun Fethine karşı, Avrupa'da bilgisizlik ve yoksulluğun doğurduğu Haçlı seferleri yüzyıllar boyu sürmüş, Müslüman Türkler karşısında, Hıristiyan Avrupa sürekli mağlup olmuştur. Fakat bu savaş ve seferler sayesinde, Avrupa, Doğu Dünyası ile münasebetlerini geliştirmiş ve İslam medeniyetinin bilim, kültür ve servetini Batı'ya taşımıştır. Akdeniz hâkimiyetini Müslümanlara kaptıran Avrupalılar, bu nedenle başka yollar aramışlar ve Okyanuslarla Dünya ticaretini ellerine geçirmişlerdir. Böylece Akdeniz Uygarlığı doğu ve güney kıyılarından, batı ve kuzey kıyılarına taşınmıştır.

5-Malazgirt zaferinden önce, İslam Dünyası siyasî bakımından büyük bir karışıklık içerisindeydi. Özellikle Abbasi Devleti'nin son zamanlarında ortaya çıkan yıkıcı akım ve cereyanlarla tırmanan Sünni-Şii savaşları, İslam Dünyası için büyük bir tehlike oluşturuyordu. Malazgirt Zaferinden sonra, Türkler bu anarşi devrine son vererek Afganistan'dan, Akdeniz kıyılarına ve Mısır sınırlarına dek uzanan alanlarda tek bir yönetime bağlı, disiplinli bir devlet kurdular.Güvenliğin yerinde oluşu, Doğu ile batı arasındaki İpek Ticaret Yolu’nun yeniden canlanmasına neden oldu.

6-Türkler Anadolu'ya gelmeden önce, burası harabe bir halde idi. Büyük Mezarlık olarak anılıyordu.Uzunsüren Bizans-Sasani ve daha sonra Bizans-Emevi ve Abbasi mücadeleleri, Anadolu'yu bir harabe haline getirmişti. Nüfus azalmış, hayvancılık gerilemiş, toprak çoraklaşmıştı. Öyle ki, tarım sadece kalelerde yapılabiliyordu. Malazgirt Zaferi’nden sonra, Türkler büyük nüfus kitleleriyle Anadolu'yu doldurdukları gibi, tarım ve hayvancılığı yeniden canlandırdılar. Harabe yerleri yeniden inşa ettiler. Bunların sayıları oldukça fazla idi. Bunun en açık örneği, bugün bile Anadolu'da onbinlerce yerin Ören-Viran-Höyük gibi adlar taşımasıdır. Türkler tarım ve hayvancılığı canlandırmakla kalmadılar. Buna kendi damgalarını vurdular. Pek çok tahıl ve hayvan cinsini Anadolu'ya getirdiler. Bunlar ara­sında at, koyun, çift hörgüçlü deve sayılabilir. tahıllar içerisinde buğday, arpa, ayçekirdeği, pamuk, kavun, karpuz ve birçok çiçek cinsi sayılabilir. Denilebilir ki, Anadolu’yu Türkler yeniden inşa ettiler.

7-Malazgirt Türk toplumsal yapısında da köklü değişikliklere yol açmıştır. Anadolu’yu vatan edinen Türk boyları, yeni girdileri İslâm dininin koyduğu sosyal kuralların etkisiyle, eski bozkır yaşayışından ayrılarak; yaşayışı, edebiyatı ve dünya görüşü değişmiş, toprağa bağlı, taze bir toplum haline gelmişlerdir. Böylece yerleşik uygarlığın güçlü üyeleri olarak da, Dünya Tarihinde çok verimli ilerlemeler yapmışlardır. Kısa zamanda her su başında, her yeşil yamaçta, her yayla doruğunda uzaktan uzağa minareler, medreseler, aşevleri, kütüphane­ler, hastaneler ve köprülerle Müslüman-Türk'ün elinde Anadolu nakış nakış işlendi. En sonunda sıcak denizlere değin uzanan büyük göçün yılları kapsayan yorucu yolculuğu bitmiş ve kesinlikle Anadolu Türklerin ebedi vatanı olmuştu.

8-Karışıklıklardan yararlanarak Erzurum’a ve güneyde Hama’ya kadar ilerleyen ve eski Bizans’ı tekrar diriltmek isteyen Doğu Roma’nın bu emeli ebedi olarak söndü. Sonraki devirlerde gittikçe gerileyen ve günden güne güçsüzleşen Doğu imparatorluğu, 1453’te bütünüyle yerini Türklere bıraktı. Denilebilir ki, temeli Alparslan tarafından atılan ve Fatih Sultan Mehmet tarafından sağlamlaştırılan Anadolu Türklüğü, Atatürk' ün aynı günün 851. yıl dönümünde (26 Ağustos 1922) kazandığı eşsiz zaferle anıtlaşmıştır.Bu tarihin bilinçli olarak seçildiği kuşkusuzdur.

Malazgirt anahtar, Miryokefalon ve İstanbul’un Fethi tapu, Başkumandanlık Meydan Savaşı Anadolu’nun kilidi olmuştur. *Kaynak: -Ayten Başabaş Dirier: Türk Anadolu’da, s.87-90, İzmir-1984 -Ayten Dirier : "Malazgirt Zaferi'nin Türk ve Dünya Tarihindeki Önemi”, YıllarboyuYıllarboyu Tarih Dergisi, S.8-1979

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Malazgirt Meydan Muharebesi büyük bir tarihi olaydır. Bu zafer 26 Ağustos 1071'lerde yiğitler yiğide Alparslan'ın komutasındaki şanlı askerlerimizle kazanılmıştır. Aslında Ağustos ayı Türk Milletinin Zafer ayıdır. Mohaç Meydan Savaşı, Çaldıran Savaşı ve 30 Ağustos Zaferi gibi. Malagirt Meydan Savaşıyla Anadolu'nun kapıları Türklere çılmıştır. Bu konudaki zarif yazınız bizlere bunu anlatıyor. Dandik,belden aşağı değildir. Mağazinvari bir yazı değildir. Tarihimizi bilmek zorundayız, tarihini bilmeyen milletlerin cograrafya sınırlarını başka milletler çizer "diye bir söz vardır... Efendim dilinize sağlık. Güzelim akıcı ve yalın birTürkçe ile Malazgird Savaşı'na ayna tutup bizleri aydınlatıyorsunuz. Tebriklerimle efendim... Selamlar.

Abdülkadir Güler 
 02.09.2010 16:09
Cevap :
Teşekkür ederim Abdülkadir Bey, yorumunuz yazıma değer kattı. Esenlikler diler, saygılarımı iletirim.  03.09.2010 12:23
 

Saygıdeğer Ayten Dirier, “Bir toplumun tarihine karşı çıkılamaz. Bir toplumda bazı kişiler, ya da gruplar, ya da kurumlar, kimin olursa olsun işlerini kolaylaştırmak için (bu iş daima sömürü işidir.) tarihe karşı çıkma öğüdü veriyorlarsa ya da, böyle davranmağa yelteniyorlarsa geçici kişilerin çıkarlarından başka bir şey düşünmüyorlar demektir. (Eğer düpedüz aptal değillerse)… Toplumlar ve kişiler, ancak tarihleri kadar büyüyebilirler, ancak insanlığın tarihinde tarihlerinin yeri ölçüsünde yararlı eserler verebilirler. Bunun dışında görülen bütün örnekler ya baştan sona aldatıcıdırlar, ya da, bu eserlerin sahipleri, içinden çıktıkları toplumun değil, satıldığı yabancı toplumun ürünüdürler. (Kozmopolitizm). “ Kemal Tahir böyle ifade etmektedir. Kendisine ve ait olduğu topluma saygı duymayan, oradan alacağı manevi güçle bir işe başlamayanın ne ölçüde başarılı olacağı çevremize bakıldığında açıkça görülebilmektedir. Elinize sağlık. Saygılarımla.

Canmehmet 
 30.08.2010 11:00
Cevap :
Merhaba! Değerli yorumunuzu salt bu yazı için değil, sonraki "Kocatepe'deki uğur böcekleri" için de kabul ediyorum. Kemal Tahir çok güzel belirtmiş. tarihimizle ilgili özgün görüşlerini her zaman takdir ederim. benim diyeceğim şu:"Geçmişine sahip çıkmayan, geleceğine de sahip olamaz." Teşekkür eder, esenlikler dilerim.  01.09.2010 0:54
 

Tarihe ışık tutan yazınız ile bizi de aydınlattınız. Tarihi bilmek bugünü anlamak açısından ne denli değerli. siz bunu yazı üslubunuz ve kurduğunuz bağlantılarla çok güzel yapıyorsunuz. Tebrik ve teşekkür ederim. Saygılarımla

Ayrıntıda gezinmek 
 29.08.2010 21:39
Cevap :
Teşekkür ederim Aynur Hanım... Değer bilen yüreklerin varlığı beni onore ediyor. Esen kalınız.  30.08.2010 14:42
 

Tarihi sizin akıcı diliniz ve farklı görüş açınızla okumaktan büyük zevk duyuyorum. Emeğinize sağlık. Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 29.08.2010 10:23
Cevap :
Farklı görüş açısı... Hocalarım hep öyle derdi... Geçmişe götüren değerli yorumunuz için teşekkür eder, başarılar dilerim.Esen kalınız.  29.08.2010 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 228
Toplam yorum
: 1199
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 2621
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster