Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4742
 

Malena

Malena
 

Toplumun dul kadınlara bakışı çok aşağılayıcı ve dürüst insanları yıpratacak düzeydedir. Dul kadınlar erkek özlemi çeken kolay lokma olarak görülürler. Onu çaresiz hale düşürmek için erkekler en iğrenç yolları bile denerler. Zavallı kadınlar kurtuluş yolu olarak mecburen birilerini seçerler, diğerlerini çevrelerinden uzaklaştırırlar.

Her ne kadar kabul etmesekte Akdeniz ülke insanları huy olarak birbirlerine çok benzerler. Bende derin izler bırakan Cennet Sineması filminin yönetmeni Giuseppe Tornatore’nin 2000 yılında yaptığı toplumun maskesini düşüren başarılı bir film Malena.

1940’lı yıllarda Sicilya’nın küçük bir kasabası, Castelcuto’da olay geçmektedir. Malena (Monica Bellucci) kendi halinde bir kadındır. Kocası için yaşadığı kasabadan vazgeçerek Castelcuto’ya yerleşir. Kasabalılar onun güzelliğine hayrandırlar. Subay kocası nedeniyle uzak durmaktadırlar. Derken İtalya savaşa katılınca Malena’nın kocası cepheye gider.

Renato ergenliğe yeni yeni adım atan bir çocuktur. Malena’yı görünce ona çarpılır. Her yerde onu görmekte her an onu düşlemektedir. Onunla ilgili fanteziler kurmaktadır.

Kasabalılar onun yoldan geçmesini sabırsızlıkla beklemektedirler. Erkekleri, Malena her yanlarından geçtiğinde ter basar. Kadınlar onu asık suratlarla izlemektedirler. Dedikodular hiç durmaz:

—Oğlum Malena’yı çok bayağı buluyor.

—Kocam milyon verseler Malena ile birlikte olmayacağını söylüyor.

—Kocası askerde ya rahat durmaz bu kadın.

—Dişçi ile birlikteymiş.

İtalya savaşın başında iyi iken sonraları durum kötüleşmeye başlamıştır. Günlerin birinde acı haber gelir, Malena’nın kocası ölmüştür. Fırsat kollayanlar Malena’yı sıkıştırmaya başlar. Savaş koşullarının getirdiği ağır şartlardan dolayı Malena iş bulamamakta maddi durumu zora gitmektedir. Karnını doyurmak için bir subayla ilişki yaşamaya başlar. Subay hakkında olan şikâyet nedeniyle gidince, Malena yine çaresiz kalır.

Renato ise gece gündüz Malena’yı izlemekte, arada bir kiliseye giderek azizlerden birine Malena’yı koruması için dua etmektedir. Malena’nın gittikçe çaresiz duruma düşmesine ve kendisinin elinden bir şey gelmemesine çok üzülür.

Savaşın devam etmesi İtalya’nın başarısız olması üzerine müttefik Alman askerleri savunma için Castelcuto’ya gelir. Malena’nın adı Alman subaylarla anılır.

Artık açlığa dayanamayan Malena pes eder ve para kazanmak için fahişeliğe başlar. Kasabalı erkeklerin istediği olmuştur. İtalya’nın savaşa girmesine çok sevinen kasabalılar Amerikan askerlerinin kasabayı ele geçirmesine de çok sevinirler. Çok sevdikleri Mussolini’den kurtulmuşlardır artık. O sevinçte kadınların aklına kocalarının aklını çelen Malena gelir. Ona “Alman askerlerle yattığı” anlamına gelen aşağılayıcı bir yöntem uygularlar. Çaresiz Malena, Messina’ya kaçar.

Renato ise duygularını söyleyemediği Malena’yı ömrü boyunca unutamaz.

Giuseppe Tornatore yine güzel bir film yapmış. Kamera ile görsel şovlar onun filmlerinin bir parçası. Giuseppe Tornatore filmlerinde ortak bir özellik ise müziktir. Film müziğinde bir usta olan Ennio Morricone yine Tornatore’ye eşlik etmiş ve müzik dalında filmin Oscar adaylığı var.

Ennio Morricone için kim bu adam diyenlere, Cennet Sineması, İyi Kötü Çirkin, Affedilmeyen ve en önemlisi Bir Zamanlar Amerika filmlerinin müziklerini yapan film müziği uzmanıdır. 2007 yılında Oscar Özel Ödülü alarak onurlandırıldı. Unutulmaz filmlerin unutulmaz müzikleri için ne kadar övgüler yapsak azdır.

Hayat şartlarında ezilen bir kadın rolü için bir övgü de Monica Bellucci’ye. Zira en seksi kadınlar arasında gösterilen Monica Bellucci sanatsal soyunma ile yapmacık soyunma arasındaki farkı çok güzel göstermiştir. Filmden sonra Bellucci’nin vücudu değil gösterdiği müthiş oyunculuk akıllarda kalıyor. Filmde üstelik fazla konuşmuyor ama yüzünün o saf hali ile neler anlatıyor neler!

Not: Savaşın sonlarına doğru Alman işgalinden kurtulan yerlerde insanlar, Alman askerleriyle yatan kadınları toplumda belli etmek, ayıplarını yüzlerine vurmak için saçlarını kesmişlerdir. Galerilerimden 2. Dünya Savaşı’nda fotoğrafların birinde saçı kazınmakta olan bir kadın görülmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Film izlemeyi çok seviyorsunuz belli. Yorum yazmak tabii ayrı bir yetenek. SİZE İZLEDİNİZ Mİ BİLMİYORUM AMA ÇİKOLATA filmini tavsiye ediyorum. İYİ SEYİRLER

EVA 
 27.07.2007 10:40
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum. Çikolata filmini seyretmiştim. çok güzel bir filmdi ama televizyonda seyrettiğim için sık sık reklamlarla bölününce filmin kaltesi gidiyor. Sakin bir ortamda tekrar seyredeceğim. Konular birbirine yakın.  27.07.2007 11:10
 

Sicilya'yı boşverin, TÜRKİYEDE NELER OLUYOR NELER? Taciz heryerde var. Okulların öğretmenler odasında, bürolarda, fabrika mesailerinde, çarşılarda, devlet dairelerinde, sokakta caddelerde köyde kentte ana kentte kırsal bölgelerde, semtazarlarında, ve hatta yan daire komşusunda karşı apartmanda pencereleri mercek altına alan kendini bilmez fırsat düşkünlerinde... DUL OLUNDUĞUNDA işin rengi netleşiyor ve sahipsiz müsait av! imajı doğuyor beyinlerde. Çok uzaklara gitmeye gerek yoktur memleketimden bir iki kare resim yeterlidir. sevgilerimle... Nilgün ç.

NİLGÜN BURSA 
 17.07.2007 11:10
Cevap :
Dediklerinize katılıyorum. Zaten bizim ülkenin durumu belli Nilgün Hanım. Başka yerlerde de aynı sorunları görünce insanın olduğu her yerde bu sorunların olduğunu anlıyoruz. Teşekkürler.  17.07.2007 13:01
 

ah bir kalıplaşmış ve örümceklenmiş ön yargılarını yıksalar ne güzel olacak..Filmi izlemek isterim ...Teşekkürler

 
 11.07.2007 14:22
Cevap :
Önyargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zormuş. Öyle der bilim insanı. İzlemeye çalışın, saygılarımla.  11.07.2007 17:46
 

dul olmak ve kadın olmak. hele dul bir kadın olmak. sanırım her yerde aynı...film önerisi için de ayrıca teşekkürler

beenmaya 
 09.07.2007 16:01
Cevap :
Hani derler ya, nerde o eski Ramazanlar? Nerde o eski İstanbul? Ben hiç inanmıyorum o masallara. İnsanların olduğu her yerde hırs, ayak çeldirme, dedikodu, kıskançlık ve filmde görülen fırsatçılık var. O meşhur tarihimizde bile taht kavgaları vardır. Kundaktaki çocuktan korkulur ilerde padişah olacak diye. Saygılar.  09.07.2007 16:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2870
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster