Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
5325
 

Malezya gezi notları

Malezya gezi notları
 

13.01.2006 -14.01.2006 ( İSTANBUL - DOHA – KUALA LUMPUR )

Emirates’in Doha aktarmalı uçağı saat 16.30’da Yeşilköy’den Malezya’ya Kuala Lumpur ( KL )’ a götürmek üzere havalanıyor. 3 saat 50 dakika sonra Doha havaalanına iniyoruz. Yaklaşık iki saat kadar, bekleyip daha sonra KL’e götürecek uçağa bineceğiz. Doha’nın güzel bir yerleşim olduğu söylenir, ancak, havaalanından çıkamadığımız için görme imkanımız olmuyor. Havaalanı güzel ve bakımlı. Personel fazlalığı dikkatimi çekiyor. Ancak, insanların güzellikleri ne kadar hak edip etmedikleri konusundaki bitip tükenmez muhasebelerim, güzelim tuvaletlerin lavabosuna çocuğunu oturtarak kıçını yıkamaya çalışan bir kadını görünce , tekrar start alıyor ! Havaalanları neden üst gelir düzeyindeki insanlara hitap edecek ürünler sunarlar, yılda bir şişe dahi viski içmeyen bir insan neden free shoplardan muhakkak viski alır, uçak yolcularının yürüyüşleri tavırları bile neden daha farklılaşır gibi kafa ütüleyici sorularımı kendime hem soruyor, hem de kızıyorum.

Neyse, yerel Doha saatiyle 23.20’de Airbus KL’e havalandı. Hiç uyumadan sabah oluşunu beklerken , Kayseri İş Adamları Derneği (KİAD)’ın 60 üyesinin, gittikleri Malezyada’ki fuarla ilgili beklentilerine, sorunlarına kulak kabartıyorum.İş adamlarının Tayland’a gider gibi gitmemeleri , ekmek derdinde oldukları dikkatimi çekiyor ! !

Ortalık aydınlanmaya başlıyor.Güneşin ışıkları, bulutların katmerleri arasında esrarengiz tablolar yaratıyor. Hint Okyanusunu geçtik, sanırım Hindistan üzerindeyiz, pilot türbülanstan korunmak için , alçalınca, aşağıdaki titrek ışık adacıkları oluşturan yerleşimleri izleyebiliyorum. Toplam 7000 km.lik yol Doha’dan sonra 6.30 saat daha uçarak, KL saatiyle 11.00’de havaalanına iniyoruz.Mükemmel bir havaalanındayız. Bagaj ve yolcu çıkış bölümlerine gitmek için Aero trene biniyoruz. Çıkış formları, bagajlar derken KL’e gitmek için taşıt aramaya başlıyoruz. Kısa bir araştırmadan sonra 75 km. ilerdeki KL’e yola çıkıyoruz. Yani ülkemizde olduğu gibi uçaklar binaların çatılarını yalayarak inip kalkmıyorlar burada. 45 dakika süren yol boyunca aralıksız palmiye plantasyonlarından geçiyoruz. Şehir merkezine varıncaya kadar bir tane dahi bina görmüyorum otoban boyunca.

KL’ e girince, balkonlarında rengarenk çamaşırları ile varoşlardaki sosyal konutlar başladı.Blok inşaatların dışında, keyfi yapılmış bir tane dahi gecekondu yok. KL, Petronas Kuleleri ve KL kulesiyle uzaktan tanıtıyor kendini.Bu şehrin, en albenili yaşam ve ticaret alanı yaklaşık 5 km.lik bir çemberin içinde imiş.

Daha önce internetten tanıdığımız Hotel Malaya’nın önünde iniyor ve 100 Ringit ( + +) yani %15 vergi ilavesi ile 115 Ringit’e birer oda buluyoruz. Otelimiz KL’in en canlı yerleşimi olan Çin Mahallesinin tam ortasında.

Odamız buzhane gibi.Dışarıda sıcak alışılmışın dışında fazla belki , ama sanırım içerisinin ısısı da 6-7 derecenin üzerinde değil. Kumanda düğmesindeki termostat çalışmıyor.Sırt çantamdan ayırmadığım İsveç çakısı ile termostatı söküp elektrik devrelerini iptal etmeyi düşünüyorum, işe yaramıyor. Resepsiyonu arıyorum, sistemin merkezi olduğunu müdahalenin mümkün olmadığını söylüyorlar. Bu kez, üzerimde 10 saat uçuşun yorgunluğu ve jet lag etkisinin bitaplığı ile klimanın menfezine tırmanıp, tıpkı ajan filmlerindeki gibi, menfez kapağını söküp, darbukaya deri gerer gibi, banyo havlusunu iki kat yapıp geriyor ve yine monte ediyorum. Odaya hücum eden soğuk hava kısmen azalıyor. Bundan sonra notlarımı yazıyorum. Gözlerimin yanmasına rağmen uyumak akşama kısmet olacak anlaşılan.

Akşam üzeri, gezi arkadaşlarımızla lobide buluşup, Jalan Petaling denen, Çin pazarına girdik. Bir anda çılgın bir yağmur bastırdı. Allahtan bütün pazar yerinin üzerini güneş ve yağmurdan korumak için çardakla kaplamışlar, koşarak altına sığındık.Sandaletlerin içinde ayaklarımız vıcık vıcık çamura bulanmış halde dolaşmaya başladık.Ucuz, taklit , tabii o oranda da, kalitesiz mallar yoğun. Ortalığı, sıcak havanın etkisi ile, daha bir yayılan, ağırlaşan , ördek, tavuk ve sakatatların kızartıldığı kızgın yağ kokuları sarmış. Seyyar lokantalarda, dizi dizi preslenip, yassıltılmış ördek ve tavuklar gagalarından asılarak, ustaca dizilmişler, Çinliler küçücük taburelerde büyük bir hazla bunları yeme telaşındalar. Yağmur dindi, güneşin topraktan çıkardığı buhar, genzimizi yakıp, yalayarak yükseliyor. Eşim ayakkabı ve terliklerin çok ucuz olduğunu söylüyor.

El işi ve sanatları ile uğraşan ticarethanelerin yoğun olduğu Central Markete yürüyor , bizim kapalı çarşıları andıran girişinde, mango, pataya, dragon fruit gibi değişik meyvaları doğrayıp, tabaklar içinde satan bir tezgaha sokulup, tadlarına bakıp, kısmen serinliyoruz. 2 Ringit/ 100 gr. Yorgunluğumuz hava karardıktan sonra da, gezmemizi engelliyor, otele dönüyoruz. Uzakdoğu yemeklerine intibak sürecinde, yanımızda getirdiğimiz hazır çorba, konserve, kahvaltılık türü şeyleri tüketeceğiz.Giderek de alışacağız, yerel mutfaklara.

15.01.2006 ( KUALA LUMPUR )

Tam anlamıyla deliksiz uyumuşuz. Neden sonra patlamaya benzer bir sesle uyandık, ancak odamızda pencere olmadığı için sesin nereden geldiğini, hatta sabah olup olmadığını da anlayamadık. Koridora da gün ışığı girmiyor, saatimi de yerel saate henüz ayarlamadığım için kalkıp lobiye iniyorum. Herkes kahvaltı yapmış bizi bekliyorlar. Çinlilere hitap eden otelin mutfağında , sabah sabah bakarak bile iştahımızı kapatabilecek yiyecekler hazırlandığından, küçük pakette tereyağ, reçel ve yağda kızarmış yumurtalar rağbet görüyor.

Malezya’nın adeta bir hayal beldesi olarak inşa ettiği, yönetim ve finans komplekslerinin yanında turistik güzellikler de, içeren Putra Jaya’ya gitmek üzere otobüs durağına geliyoruz. Tek yön 3.5 Ringit(Rm). 1 $= 3.6 Ringit. 40 km gittikten sonra, bir koyun etrafına sıralanmış, her biri, biraz abartılı da olsa, değişik mimari uslüpleri ile göz alıcı binalarla karşılaşıyoruz. İlk karşımıza çıkan, Seri Perdana yani Parlamento Kompleksi, sonra Putra Camii geliyor önümüze. Kadınlara tertemiz pembe çarşaflar giydirdiler, bahçesinde dolaşabilmek için, içeriye girmek yasak.Ancak Cuma günleri ibadet amaçlı girilebiliyor, açık kapılarından içerideki albeniyi seçebiliyorum. Ortalıkta pek çok üniformalı görevli var. Bahçede uzanıp giden mermer zeminler, sabunlu temizlik makinaları ile temizleniyor. Gölde, Cruise Tasik denen tekne turları düzenleniyor. Koy boyunca dizili binaları ve köprüleri yakından görebilmek amacıyla bir tekneye biniyor ve 45 dakika boyunca, Malezya’nın dünyaya açılan vitrinlerinden en önemlisi olan Putra Jaya’daki ; Dar’ül Ehsan Palace(Selangor Sultanının Sarayı), Hükümet Binaları, Maliye Bakanlığı, Fuar Merkezi gibi gerçekten güzel binalar ile Putra, Gemilang ve Saujana köprülerinin altından geçiyoruz.Her tarafta yapımı devam eden blok inşaatlar göze çarpıyor. Yabancı devlet adamlarının ağırlandığı, Malezya’nın yönetim merkezi olan Putra Jaya, diğer gösterişli tesisler gibi, Malezya’nın Uzakdoğuda İslam’ın liderliğine oynamasının bir neticesi gibi geliyor bana.

Dönüşte Central Market’te para bozdurarak bir taksiye biniyor (5 Rm) ve Petronas Kulelerinin önüne geliyoruz, 425 metre yüksekliğinde bu kuleler, ancak, ziyaret için verilen kart dağıtımı bitmiş, ısrarlarımız neticesiz kalıyor. Üstelik yarın da, gezemeyeceğiz, çünkü Pazartesileri kapalı imiş. Bu bölgede yer alan devasa alışveriş merkezlerinden birine giriyoruz. Pazar günü olduğu için, her yer dolu. Böylelikle de, halkı gözlemleme imkanı oluyor.İlk defa, buradaki fast food restoranlardan cesaret alarak, Uzakdoğu yemeklerine giriş yapıyoruz.Jumbo karides, rice için 55 R.sonra da 5 R verip, tropikal meyve dolu bir tabak alıyoruz eşimle. Gezi arkadaşımız Fahir ve eşi ile bir taksi ile Abdülsamet Building’e hareket ediyoruz.Ancak, elimdeki haritaya hiç de uymayan caddelerden gittiğimizi fark ederek şöföre söylüyorum. Kenara çekiyor, beceriksiz, telaşlı hatta panik hareketlerle, titreyen parmaklarını gereksiz yerlerde dolaştırıyor verdiğim harita üzerinde. İslam liderliğine soyunan Malezya’nın insan ahlaksızlığı karşısında ne gibi önlemler aldığını merak ediyorum, ne yazık ki; tanıyacak kadar kalmayacağız bu ülkede.Abdülsamet Binası şu anda adliye sarayı olarak kullanılıyor.Önünde çok geniş ve bakımlı parkta dolaşıyoruz, sonra arkamızda yükselen KL kulesine doğru yürüyüşe geçiyoruz. 421 m. yüksekliğindeki kuleye giriş için 10 R/kişi ödüyoruz.Hava puslu, sıcak. KL kulesinden KL şehrinin (bana hep gereksiz gelen) devasa yapılarını izlerken, bu konforun hangi köşesinde insan faktörünün bulunduğunu düşünmeden yapamıyorum, huyum kurusun. Saat 21 ‘de otele dönerek kısa bir dinlenmenin ardından içinde bulunduğumuz Chinatown’ın Petaling caddesinin çılgın kalabalığına atıyoruz kendimizi. Bu coğrafyada çok revaçta olan noddle denilen, et suyu içinde bizim şehriye veya erişte benzeri şeylerin yumuşatılarak yendiği yiyecekten (4.5 R) yiyerek tekrar otelimize dönüyoruz.

16.01.2006 ( KUALA LUMPUR )

Gezi arkadaşlarımdan Pina, geçen yıllarda gidip çok beğendiğini söylediği “Genting Highlands” ı önerince, bugün 2 kişi 190 Rm vererek bir tura dahil olduk. Sabah otelden aldılar. Bu çeşit tur organizasyonlarını sevemedim nedense.Hem keşif duygusunu öldürüp, sürü haline sokuyor insanları, hem de, an be an istismara açık bir av gibi hissediyorum kendimi. Yağmur ormanlarının ortasında, 6000 feet yükseklikte, büyük bloklardan oluşan otel ve eğlence merkezleri oluşturulmuş.Otobüste rehber bir ara yanıma gelerek, teleferik için kişi başına 8 Rm. ödememiz gerektiğini söyledi.Ben de, turu alırken her şeyin içinde olduğunu söyledim.Pardon dedi gitti. Biraz sonra yine geldi, toplam 216 Rm. ödemişsiniz, 400 Rm.’ye tamamlamanız gerekiyor dedi. Sinirlendim.Turu aldığımız adama, broşür üzerine yazdırdığım 380 Rm-cash yazısını gösterdim bağırarak. Yine gitti. Bir yerlere telefon etti, anlaşılan konu kapandı derken, bu sefer de, gittiğimiz kompleksin içinde bulunan Theme Park giriş ücreti olarak kişi başı 46 Rm. İstedi.Adam ısrarlı. İlla, bir şekilde yolacak bizi. Vermiyorum, gerekirse girişte biletlerimizi kendimiz alırız diye bağırınca gitti, bir daha da gelmedi. Bir teleferik uzunca bir yol katederek, bizdeki Tatilya benzeri bir yere getirdi , oysa ben daha doğal bir yerler bekliyordum.Highlands ve Theme park kelimeleri böyle bir çağrışım yapmıştı Karşımıza, çarpışan arabalar, su kaydırakları çıkınca , öneride bulunan Pina Hasan’ın kulaklarını çınlattım tabiî ki.Akşam üzeri saat 17.00’ye kadar buradayız. Korkudan yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerle öğle yemeğini hallederek, isteksizce alışveriş merkezlerinde, özellikle kurutulmuş tropik meyvelerin bulunduğu mağazalarda, bunlardan tadarak oyalandık.Saat 17.00’de KL’e doğru hareket ettik. En çok, Malezya’da sınırlı olan günlerimizden birini böyle gereksiz bir yerde geçirmiş olmamıza üzüldüm. Zira, yarın Bali’ye geçeceğiz.Esasen KL’e gelme nedenimiz de, buradan Bali’ye uçuş olduğu için idi.

Chinatown’a gelir gelmez, yandaki caddede gördüğüm büyük bir Hindu tapınağına ilerledim. Kapının üzerindeki büyük bir devil(*)’in altından, ayakkabıları çıkararak girdim.Anlaşılan bir vaftiz törenine denk gelmiştim.Yar çıplak genç bir görevli, dualar mırıldanarak elindeki tütsü ve meyve sepetlerini dolaştırıp, kendisini izleyenleri kutsuyordu. Yerde, mermerin üzerine bir bebeği uzatmışlar, zavallı ağlayıp duruyor. Görevliden fotoğraf çekme izni çıkınca, başladım deklanşöre basmaya.Nişler içerisine yerleştirilmiş Hindu tanrılarının önlerinde dualar ediyor, bebrği tekrar yere yatırıyorlardı.Tertemiz , rengarenk giyimli, Hintli kızlar gözgöze geldiğimizde selam verip gülümsüyorlardı.

Otele döndüm.Odamızda yediğimiz akşam yemeğinden sonra, gecenin karanlığını bol ışık ve gürültüleriyle yenen Petaling caddesinin kazan, tabak, tencere ve insan yoğunluğuna daldık.

17.01.2006 (KUALA LUMPUR – BALİ ADASI)

Sabah saat 06.00’da uyandık.Çantaların toparlanıp kapatılma işini akşamdan hallettiğimiz için, toparlanıp aşağı kahvaltıya indik. Bali’ye internetten aldığımız Air Asia ile uçacaktık. Tüm internet satışı yapan firmaların sürprizleri burada da, karşımıza çıktı. 20 kg. olan bagaj limitini 15 kg’a indirmişlerdi. Neticede, 95 Rm. fark ödedik.Malezya ve Tayland konusunda deneyimli olan Pina’nın önerileriyle yanımıza konserve, peynir gibi kahvaltılıklar almıştık, tabii valizlerin yükü de artmıştı. İlk günler yiyecek konusunda geçiş yaşanması için belki gerekli, ama marketlerde de, artık birçok batı tarzı yiyecek ürünü bulabilmek mümkün. Havaalanında formlarımızı hazırladık.

Saat 10’da KL’den hareket eden uçak 13.30’da Bali’nin Denpasar şehrine getirdi bizi.

24.01.2006 tarihine kadar Bali’yi gezip, tekrar KL’e , bu kez hiç kalmadan Perlis yoluyla Malezya’nın Langkawi adasına geçeceğiz.

24.01.2006 - 25.01.2006 ( DENPASAR- KUALA LUMPUR)

Bali’de bir hafta süren gezimiz hiç istememiş olmama rağmen bitti. Burada, minibüsü ile bizi gezdiren King-Kong dediğimiz şöförümüz Numan, 13.55’de KL’e hareket edecek uçağa götürüyor.Havaalanında vakit öldürüp check-in işlemlerinin başlamasını bekliyoruz. Bali girişinde Air Asia’nın bagaj sürprizini bu kez çantaları el bagajlarına yayarak aşıyoruz. Check-in işlemleri başlıyor, bir sürpriz daha, Endonezya kişi başı 100000 Rupi havaalanı vergisi istiyor. Bu konuda hiç bilgimiz yok ve uyarılmadık.Üstelik son rupilerimizi de harcamıştık. Havaalanındaki ofisler aşırı komisyon alıp ucuza bozuyorlar doları. Dışarıdaki ATM’ye koşuyoruz.Üzerinde Latin harfi olan menü yok.Yerel lisan ve Japonca harfler şok ediyor bizi. Sonunda, menü sıralarının standart olabileceği umuduyla, şansımızı deniyor , basıyoruz tuşlara ve gerekli olan 200.000 Rp. leri alıp , check-in standına geliyoruz. Yoğun yağmurla geldiğimiz Bali pırıl pırıl bir güneşle uğurluyor bizi.Üç saat süren biraz türbülanslı bir yolculuktan sonra ikinci kez KL’e iniyoruz.Bu kez de KL yağmurlar altında.KL’deki Puduraya otobüs terminalinden Perlis’e götürecek otobüsün hareketine 4.5 saat var.KLİA (Kula Lumpur İnternational Air) salonlarında bekleme önerim kabul görüyor.Serin ve sakin ortamında 17.30’a kadar oyalanıyor ve bir minibüsle Puduraya otobüs terminaline yola çıkıyoruz. Burası, Çin mahallesinin yanında Central Marketin az ilerisinde, tipik doğu karmaşasıyla dolu bir yer. 33 Rm. ödeyerek Perlis biletlerimizi alıyoruz. 25 kişilik, sağ tarafı neredeyse yatak olabilen, sol tarafında da aynı yapıda tek kişilik koltuklar bulunuyor.4. nolu terminale otobüsümüz geliyor ve beklemeden hareket ediyor.Şöför hemen ışıkları kapatıyor, sokak lambalarının ışığında, boş koltuklara geçerek mevzileniyoruz. Gecenin geç saatleri olduğu için yoğunluk yok.8 saat süreceği söylenen yol 6 saatte bitiyor ve en biçimsiz bir saatte sabaha karşı 03.30’da Kuala Perlis’e geliyoruz. Ortalıkta kimseler yok.Çaresiz, küçücük ve açık terminalde sabahı bekleyeceğiz.Biraz ihtiyatla deniz kokusu hissettiğim yöne ilerliyorum.300-400 metre ileride Langkawi Feribot iskelesi ve bilet gişelerini görüyorum. Hareket saatlerine bakıyorum, ilk hareket 07.00’de. Çantaları iskelenin yanına taşıyor ve burada beklemeye devam ediyoruz.Karşıdaki kapalı dükkanlardan biri açılıyor ve ışık yanıyor. Genç bir kadın gözleme benzeri bir şeyler yapıyor, çikulatalı, sütlü çayla kahvaltı yapıyoruz.Saat 06.30’da gişeler açılıyor. 45 Rm/kişi ödeyerek biletlerimizi alıp bekleme salonuna geçiyoruz.Bizim deniz otobüslerine benzeyen tüp şeklinde bir hızlı tekne ile hareketten az sonra şafak söküyor ve bir saat sonra Langkawi adası iskelesine yanaşıyoruz.

Bir gezinin en sevimsiz bölümü olan otel arama işini , bir de, önümüzdeki Cuma Çin takvimine göre Yeni Yıl’ın başlaması nedeniyle otellerin rezerve olduğu şanssızlığı eklenince dört saate yakın aramadan sonra, vasat sayılabilecek Eagle Bay isimli otelde yer bularak halledebiliyoruz.110

Rm/oda.Uykusuzluk ve gerginlik uyumama izin vermeyecek anladığım kadarıyla.Otelin önündeki geniş caddeye çıkarak yürümeye başlıyorum.Bastıran öğle sıcağında ortalıkta kimseler yok.Yarım saate yakın yürüdükten sonra, bir yoğunluk hissediyor ve o tarafa yöneliyorum.Bir sürü free-shop’un bulunduğu bir alandayım şimdi.Biraz dolaşıp, soğuk su alarak, ısınmasınlar diye hızlı adımlarla otele dönüyorum.Eşim, bu arada, tonbalığı ve peynirden oluşan soframızı hazırlamış, üstelik İstanbul’dan getirdiğim rakıdan da bir duble koymuş. 16.00’ya kadar uyuyor, notlarımı yazıyorum sonra. Daha sonra da, teçhizatlarımı(fotoğraf makinesi ve pasaportum ile cüzdanımı koyduğum bel çantası) kuşanıp, henüz serinlememiş sokaklara atıyorum kendimi.Jetty Point Duty Shop’ların bulunduğu yere ilerlerken yeni kurulmakta olan bir pazar yerinin içine düşüyorum.Her şeyiyle iklimle uymuş, telaşsız, İslami motiflerin ağır bastığı bir pazar. Bir kadın mangal yakmaya çalışıyor, bir adam İslami kitapları eğreti bir tezgaha dizmeye çalışıyor, başka biri 40 derece sıcakta, poşetin içine soktuğu balıkları, yandaki kovanın içindeki ısınmış suyla yıkamaya çalışıyordu.Jetty Point Duty Shop’lar bir serbest bölge statüsünde anlaşılan. Viski, likör, çikulata, reçel kavanozları doldurmuştu vitrinleri ve sahiplerinin mal satmak için bir çaba ve gayretleri görünmüyordu.

Deniz kıyısına kadar yürüdüm. Denizin ortasında sipsivri duran katamaranlar, tekneler bu akşam saatlerinde suların yükselmeye başlamasıyla hareketlenmeye başlamıştı.Suların yükselişi, küçük adacıkları istila edişi gözle görünüyordu.

Gün batımında, eşimle tekrar dışarı çıktığımda, geç kurulan pazarın bu kez de, toplanma halinde olduğunu gördüm.Akşam yemeği için, yeni Çin Yılına renkli ışık ve fenerleriyle hazırlanan bir Çin lokantasına girmek üzereydik ki, hemen yanındaki market dikkatimizi çekti.Bu sıcakta ishal olma riskini göze alamadığımızdan, marketten noddle, yoğurt ve meyve alarak odamızda yemeyi tercih ettik.

26.01.2006 ( MALEZYA - LANGKAWİ ADASI)

Akşam derin uykudan sonra, sabah ezanı ile uyandık.Hemen karşımızdaki, Al-Hana Camiinin hopörleri dışarıda bulunan herkesi de ibadete çağırıyordu. Daha sonra namaz sureleri yayınlandı.Derken, otelin yanındaki okul öğrencileri öğretmenlerinin rehberliğinde kuran okumaya başladılar. Kalkıp aşağıya kahvaltıya indik. Coğrafyalar, yemek kültürlerini de birbirine benzetiyor.Açık büfede, yağ ve reçelden başka bir şey yoktu.Görevli, pilav ve makarna arasındaki tercihimizi sorunca, biz de Çinliler gibi sebze, karides garnitürlü pilav sipariş ettik, ihtiyatla. Fena da olmadı, hatta başka bir şey yememize de, gerek kalmadı.

Dün, oteller arasında mekik dokurken bizi ve eşyalarımızı taşıyan Zülkarneyn isimli genç şöförle dün sözleşmiş ve bugün Langkawi Adası boyunca gezdirmesi için 150 Rm’e anlaşmıştık. Tam saatinde 09.00’da geldi.Elimde internetten indirdiğim bilgiler ve haritalardan yararlanarak bugünkü gezi güzergahını hazırlamıştım.Biz adanın Kuah Town denen yerleşim merkezindeyiz.

Adanın batısına doğru başlıyor gezimiz.Tatil köyleri ve resortların bulunduğu sahil şeridinin arkasındaki yolları izleyerek, Part Chenang’a geliyoruz. Geniş, mercan tozundan oluşmuş bembeyaz kumsalı ile çok farklı geliyor bize. Denize atıyoruz kendimizi, etrafı dolaşıp fotoğraf çekiyorum bir süre.Toparlanıp kuzeydoğuya, Langkawi havaalanının arkasından geçerek “Orient Village Langkawi” isimli güzel bir tatil köyü kompleksinin içine giriyoruz.Nilüfer çiçekleri ile dolu küçücük gölü ve tertemiz huzurlu atmosferiyle , Gurung May Cincang tepesinin hemen altına kurulmuş çok güzel bir yer.Yukarı tepeye 60 derecelik bir teleferik hattıyla çıkılabiliyor. Aksilik aşırı rüzgar nedeniyle çalışmıyor bugün.

Sonraki durağımız Yedi Kuyular.Birkaç hediyelik eşya dükkanının bulunduğu alanda park ediyoruz.Eşimle birlikte, 600 adet basamaktan oluşan merdivenleri, sağımızda solumuzda beliren maymunlardan sakınarak çıkıyorum.Zira, Bali’de Uluwatu isimli bir yerde, maymunlar gözlüğümü yüzümden alıp kaçmışlar, geri alana kadar bakıcılarına yalvarmış ve epey para vermiştim.Yol boyunca, oluşacak kaza ve can kayıplarından sorumlu olunmayacağını ikaz eden levhaları okuyoruz. Merdivenler bitince gerçek bir cangılın içinde buluyoruz kendimizi.Sular çekilince, kayalardan havuzlar oluşmuş, soğuk sularda serinlemek iyi geliyor.İnişte, bizi umursamadan yola dizilmiş ve birbirlerinin bitlerini ayıklayan maymunların yanından geçiyoruz.

Pantai Pasia Tengorak, Part Chenang gibi mercan tozu plajlardan oluşmuş farklı güzellikler içeren bir plaj.Kısa bir denize giriş , serinleme molasından sonra , şöförümüz Zülkarneyn’e bizi bir restorana götürmesini söylüyorum. Bütün şöförlerin yaptığı gibi, hediyelik eşya satan büyük bir mağazanın önünde duruyor. İçeride dolaşıyoruz, yiyecek bir şey yok. Satıcı kadına restoran soruyorum, hemen karşıda iyi bir restoran olduğunu söylüyor.Kraf Kompleks isimli temiz sakin bir yer burası.Biraz da ürkerek restorana giriyoruz.Hayret çok temiz, bakımlı bir yer burası.Fiyatlar da şaşılacak kadar ucuz.1-2 Rm arası değişiyor tabak başı.Malezya’da, rice yani pirinç pilavı bizdeki ekmek gibi küver kabul ediliyor, ayrıca ücret almıyorlar. Kaynar suyun üzerinde devamlı sıcak olan pilav ya yemeğin üzerine ya da yanına konmak üzere isteğe bağlı olarak alınabiliyor.Ekmeği bu gezide unutacağız anlaşılan. Pilav, piliç ve acı soslu sebze yemeğinden oluşan menüyü rahatça yiyoruz.Eşimle birlikte 6 Rm. gibi çok ucuz bir hesap ödeyince, çıkışta sahibine sormadan edemiyorum. “hem temiz hem ucuz hizmeti nasıl verebiliyorsun? “diye.Üzerindeki gömleği göstererek, ”ben KL’den geldim, hiçbir şeyim yoktu.Bugün üzerimde giyecek bir şeylerim var.Ucuz hizmetten de zevk alıyorum “ diyor. Teşekkür edip ayrılıyoruz. Yemekteki acı sos, uzun bir süre güzellik ve lezzetin anısı olarak dudaklarımı yakmaya devam ediyor.Buradan Black Sand Beach “kara kum plajı”na devam ediyoruz. Önceki plajların güzelliği yok burada. Geniş bir koyun solunda çimento fabrikası, sağda palmiye gövdelerinden oluşturulmuş yüksek bir iskele var. Geleneksel “long tail” uzun şaftlı balıkçı tekneleri kıyıya çekilmiş, ortamın sessizliği içinde, dinleniyor olmalılar. Denizin dibine hakim olan mil tabakasından olmalı, berrak bir deniz göremedim henüz Langkawi’de

Umudum Rhubeach’de.Bir kartpostalda buraya ait güzel fotoğraflar görmüştüm.Yanılmamışım.Güzel ve Patara’yı andıran temiz plajı ile günün favorisi Rhubeach oluyor. Buralara özgü denizden dimdik yükselen adalarla süslenmiş bir koy.Adalara oluşmuş topuk üzerinde yürüyerek ulaşan, ancak diklikleri nedeniyle gölgelerinde dinlenen insanlar görüyorum. Sağlı sollu uzanan geniş kumsal, güneşin şiddetlenen ışınlarıyla kızıyor iyice, üzerinde yürümek zorlaşıyor.Sol tarafa, balıkçıların sahilde ağaç gölgelerine serdiği ağların, palamarların arasından, içeri doğru kıvrılan bir koy boyunca yürüyor, ama sıcak kumların yansıttığı alev dalgası nedeniyle kanter içinde kalıyorum. Dönüşte perişan bir vaziyette sahildeki kafenin hasır çardağına sığınıyor ve soğuk bir şeyler içerek kendime geliyorum.Bu arada vitrinde jumba karidesler gözüme takılıyor. 4 Rm/100 gr.Epeyce porsiyon yiyoruz, ızgara yaptırarak.

Sabah henüz açılmadığı için gezemediğimiz Makam Mahsuri’ye gitmek üzere adanın güneyine inmeye başlıyoruz.Langkawi’nin en yüksek tepesi olan 893 m. yüksekliğindeki Gunun Raya’nın yeşil yamaçlarını izleyerek Makam Mahsuri’ye geliyoruz.Market ve hediyelik eşya mağazalarının içinde bulunan Mahsuri müzesine bilet alarak giriyoruz. 3 Rm/kişi.Yaklaşık 200 yıl önce, mutlu bir evliliği ve bebeği olan Mahsuri zina ile suçlanır ve bu iftira sonucu öldürülür, kanı beyaz akar. Yıllar sonra masumiyeti anlaşılır ve kutsallaştırılır. 7 dakika süren tanıtıcı film gösterisinden çok, müzenin loş atmosferine yayılan mistik bir müziğin tınıları anılarımda kalacak sanırım Mahsuri’den. Akşamüzeri sıcağın da etkisiyle hayli yorgun Kuah Town’daki otelimize dönmemize rağmen, kısmen serinlemeye başlayan havadan cesaret alarak tekrar dışarı çıktım.Langkawi’nin sembolü “Eagle Square” civarını dolaşarak fotoğraf çektim.Hava kararırken otelin kapısından giriyordum.

27.01.2006 (LANGKAWİ ADASI)

Dün çepeçevre dolaştığımız Langkawi Adasını bugün denizden dolaşmak ve kendisine komşu olan adacıkları gezmek amacıyla bir tekne kiraladık.24 Rm/kişi.Langkawi’ye Tayland ve Kuala Perlis’ten gelen deniz taşıtları için yapılmış görkemli binanın tersine, civar geziler için teknelere ayrılan iskeleler pislik içinde.İskele tahtaları ortadan ikiye ayrılmış, ayrı parçalar halinde yüzüyorlar, teknelerin burnu iskele seviyesinden yüksek olduğu halde basit bir merdiven bile düşünülmemiş.Tekneler genellikle ince dar 8-10 metre boyunda, arkalarında Yamaha 115 HP motor var. Kıyıdan uzaklaştıkça denizin berraklaşacağı düşüncem yine gerçekleşmedi. Mercan kırıntılarından olacak, denizin dibi milli, öyle olunca da, hemen bulanıyor. Kuah Town’dan hareket ederek Pulau Dayang Bunting adası ile Langkawi arasındaki boğazdan ilerleyerek Pulau Befas Basah adasının sahilinde iniyoruz. Su altı fotoğraf makinemı ve snorkeli yanıma alarak denize dalıyor ancak 2-3 dakika sonra çıkıyorum.Suyun altında göz gözü görmüyor. Etrafımızı çeviren maymunlar ziyaretçilerden umutlu gözlerle yiyecek bir şeyler bekliyor. Sıra dışı bir yeri yok buranın. Pulau Singa Besar adasına yol alırken, adaya adını veren kırmızı kanatlı kartal langkawilerle karşılaşıyoruz. Kaptanımız İdris yanında getirdiği bir parça eti doğrayıp denize atınca; kalın pençeleriyle saldıran langkawileri yakından görebiliyoruz. Toplam 4 saatle ile sınırlı tekne gezimizde son olarak Pulau Dayang Bunting adasındaki göle ulaşmak için önce hayli tırmanıp sonra aşağı iniyoruz. Dalgın ziyaretçilerin çantalarını, yiyeceklerini kapan maymunlar, iskeleden suya uzattığımız ayaklarımızı ısıran yayına benzeyen bıyıklı balıklarla vakit geçirerek, 3 saatlik gezinin yeterli olduğunu anlayıp dönüyoruz. Akşamüzeri alışveriş merkezlerinin yoğun olduğu “datang lang” tarafına yürüyor, yemek yiyerek dün kapalı olduğunu gördüğüm “Taman Legend” isimli 21 dekarlık, 1996 yılında inşası tamamlanmış, ancak hiçbir bakım yapılmadığı halde, yine de, göz doldurucu bir parka giriyoruz. Değişik botanik türler tek tek tanıtıcı etiketlerle işaretlenmiş.Taman Legend’i bir uçtan bir uca yürüdük.Öyle sıcak bastırdı ki;parkın deniz kenarında rüzgara açık burnunda, bir banka oturarak, havanın serinlemesini bekliyoruz eşimle.Serinleyen hava canlandırıyor bizi Langkawi’de son turlarımızı atıyor, fotoğraf çekiyoruz.Yarın için gerekli Malezya Ringiti alıyorum. 1$= 3.6 Ringit.”Billion” isimli her şeyin bulunabileceği süpermarkete girerek, oyalanıyor, içecek, konserve ve meyve alıp yarınki yolculuğa hazırlanmak için otele dönerek hem günü, hem de Langkaw’yi bitiriyoruz.Yarın, Langkawi’den, Andaman Denizinde yapacağımız kısa bir yolculuktan sonra Tayland’ın en güneyinde bulunan Satun’a geçeceğiz, sonra da, Tayland gezimiz Krabi ile başlayacak.

ÖNEREBİLECEĞİM TESİSLER,

Hotel Malaya; Petaling Str. Chinatown, Kuala Lumpur www.hotelmalaya.com 115 Rm.

Eagle Bay Hotel; 33 Persiaran, Kuah Town Langkawi www.eaglebay.com.my 110 Rm.İ N

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 6500
Kayıt tarihi
: 04.03.07
 
 

Hayatın anlamı; anlamlı yaşamaktır. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster