Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '17

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
443
 

Malta ve Turgut Reis

Malta ve Turgut Reis
 

Malta’ya yolunuz düştüğünde hiç şüphesiz her köşesinde Türk Denizcilerin Osmanlı dönemindeki adaya olan kuşatma hikâyelerini dinleyeceksiniz. Gittiğiniz her şehirde, ziyaret ettiğiniz her sahilde Maltalı rehberlerin haklı olarak en çok dünyanın tarihteki en büyük donanmasına karşı elde ettikleri başarıları anlattıklarına şahit olacaksınız. Osmanlı Donanmasına karşı her yanı adeta kalelerle donatılmış adanın büyük surlarını ve savunma hatlarını göreceksiniz. Akdeniz’de hâkimiyet kuran Osmanlı Denizcilerinin Malta’ya yönelik kuşatmalarını zaferlerini ve yenilgilerini öğreneceksiniz.
 
Hristiyan dünyasının haç yolunda yardım amacıyla kurduğu ve desteklediği daha sonra silahlı güce dönüşen hastane şövalyelerinin Kudüs’ten Rodos’a ve sonrasında Malta’ya uzanan hikâyelerini dinleyeceksiniz. Silahlı hale dönüşen Osmanlı için tehlike oluşturan şövalyelerin Osmanlı tarafından Malta’ya gönderilişini ve burada da Osmanlı için nasıl tehlike olmaya devam ettiklerini tarihi mekânlarda yaşayacaksınız. Başlangıçta masum bir amaç için hastane şövalyeleri iken zamanla silahlı bir savaşçı haline dönüşen Saint John, Rodos ve Malta Şövalyesi olarak anılan bu haçlı ordusunun zaman içindeki dönüşümüne şahit olacaksınız.
 
İnançlı hristiyan asillerden oluşan bu askeri gücün hristiyan dünyası tarafından tarihsel süreçte nasıl desteklendiğini ve deneyimli askerleri ile nasıl güçlü ve donanımlı hale geldiğini öğreneceksiniz.  Surların ardında kalan şehirlerde taşlarla kaplı daracık sokaklarında, her köşedeki küçük büyük kiliselerdeki resimlerde o günlerden kalan resimleri bulacaksınız. Nerdeyse her hediyelik eşya satıcısında demir zırhlara bürünmüş üstünde beyaz haç ve büyük bir kılıç taşıyan Malta şövalyelerinin mankenlere giydirilmiş zırhlara, minyatür heykellere ve resmilere göz atacaksınız.
 
Ama en çok dillendirilen hikâyelerin Barbaros Hayrettin Paşanın kendisinden bile ileri gördüğü büyük Türk denizcisi Turgut Reis ve leventleri üzerinde toplandığını duyacaksınız. O zamanlar 80 yaşında olmasına rağmen savaşa katılan Turgut Reis’in resimlerde genç bir yiğit olarak resmedildiğini göreceksiniz. Osmanlı’nın Akdeniz’deki hâkimiyetini bir ölçüde sona erdiren ve Hristiyan dünyası için dönüm noktası kabul edilen Malta kuşatmasını yöneten Turgut Reis’i anlamak ve kuşatmanın nedenlerini ve sonuçlarını öğrenmek isteyeceksiniz.
 
Turgut Reis Muğla yöresinde kurulan Menteşe Sancağında yaşamış, savaşçı ve mücadeleci özellikleri dikkate Hızır Reisin (Barbaros Hayreddin Paşa) adamları tarafından beğenilerek Cezayir leventleri arasına alınan hayatı kahramanlıklar ve zaferlerle dolu büyük bir denizcidir. Barbaros Hayrettin Paşa’nın emrinde büyük hizmetler vermiştir. Osmanlı’nın Akdeniz’deki hâkimiyetini sağlayan Preveze Deniz Zaferi’nin kazanılmasında en büyük rolü oynamıştır.  Akdeniz’deki korsan gemilerine karşı mücadele etmiş, Akdeniz güvenliğinin en önemli gücü haline gelmiştir. Savaşçılığı ve denizciliği ile Barbaros Hayrettin Paşa’nın en güvendiği ve beğendiği komutanları arasında yer almıştır.
 
Osmanlı’nın batı Akdeniz’deki hâkimiyetini sağladı. Oluşturduğu büyük ve güçlü filo ile düşmanlara fırsat vermedi. Birçok zafere imza attı. Kanuni Sultan Süleyman’ın tarafından saraya davet edildi ve onurlandırıldı.  Filosu ile yerleştiği Cerbe adasından bölgedeki gücünü korudu. İspanyollara ve haçlı ordularına karşı savaştı ve büyük zaferler elde etti. 1551 yılında Malta şövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarb’ı aldı. Bölgedeki başarıları ve zaferleri de dikkate alınarak Trablusgarb Beylerbeyliğine getirildi. 1565’te Malta Kuşatmasına katıldığında seksen yaşındaydı. Bir taraftan kuşatma ile ilgili istihbarat alarak hazırlıklarını tamamlayan Malta Şövalyeleri karşısında Turgut Reis’in gelmesini beklemeden, görüşlerini almadan kuşatmayı başlatan Serdar Mustafa Paşa’nın yanlış stratejileri kayıpların ve yenilginin nedeni oldu.
 
Kuşatmaya sonradan katılan Turgut Reis sonucu bir ölçüde anlamıştı. Kendisini küçük gören Serdar Mustafa Paşa’yı uyardı ve yeni taktikler yapılmasını istedi. Ama yenilgiye engel olamadı. O yine de savaşa katıldı. Sonucu değiştirmek için elinden gelen mücadeleyi verdi. Dünya askeri tarihine geçecek taktikler sergiledi. Gerçi St Elmo kalesi alınmıştı. Ama sonraki gelişmeler Osmanlı’nın kuşatmayı kaldırmasını zorunlu hale getirmişti. 30.000 kişilik Osmanlı Donanması kalan 10.000 kişi ile geri çekilmişti.
 
Turgut Reis bugün Valette şehrinde yer alan St. Elmo kalesine yapılan hücumda başından yara alarak şehit oldu. St Elmo kalesi zaptedildi. Ama onun deneyim ve bilgileri ışığında işaret ettiği yanlışlar dikkate alınmadan yapılan kuşatmada büyük kayıplar veriliyordu. Nitekim bir süre sonra Malta kuşatması kaldırıldı. Batı dünyasının övgü ile söz ettiği savaş ve denizcilik bilgi ve becerileri ile saygı duygu kahraman Türk Denizci Turgut Reis’in mezarı bugün topraklarımızdan uzakta Trablusgarp’ta kendisinin yaptırdığı caminin yanındaki türbesinde bulunmaktadır.  
 
Malta Kuşatmasına neden gerek görüldü diye soracak olursanız. Silahlı hale dönüşen hastane şövalyeleri Akdeniz’de Osmanlı gemilerine saldırıyorlardı. Sadece askeri gemiler değil ticaret ve yolcu gemileri için tehlike oluşturuyorlardı. Kudüs’ten Rodos’a ve Malta’ya uzanan sürgün sürecinde denizde olduğu kadar karada saldırmaktan ve zarar vermekten geri durmamışlardı. Osmanlı’nın üst dereceli yöneticilerini yer aldığı seferlere saldırmaktan ve insanları esir almaktan çekinmiyorlardı. Hristiyan birliğini Akdeniz’de güçlü kılmak için her fırsatta niyetlerini ortaya koyuyorlardı. En kötüsü de Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan'ın sütannesinin de içinde olduğu hacca giden bir Osmanlı kalyonunu kaçırmışlar ve Malta adasına götürmüşlerdi. Bu olaylar karşısında Malta kuşatması gerekli hale gelmişti.
 
Akdeniz coğrafyasının o dönemki en bilgili denizcisi ve savaşçısı Turgut Reis’i dikkate almadan başlatılan Malta Kuşatmasında Osmanlı’nın kayıpları ve Malta Şövalyelerinin savunması ve zaferi Hristiyan dünyasında büyük sevinçle karşılanmıştı. Onlar için Osmanlı’nın yenilmezliği bir ölçüde sona ermişti. Malta sonrası sıranın Roma’ya geleceğini düşünen papa rahat bir nefes almıştı. Şövalyelerin ve Malta’nın Hristiyan dünyasında itibarı artmıştı. Kaynakları sınırlı olan adaya maddi destekler çoğalmıştı. Yeni kaleler ve surlar yapılarak, adanın savunma gücü daha da yükseltilerek Malta Kuşatması'nda Komutan olarak yer alan Jean de Valette’nın adının verildiği Valette şehri kuruldu ve Malta’nın başkenti haline geldi. Akdeniz'deki İspanyol hâkimiyeti başlamıştı. Ama uzun süre şövalyeler Türk sahillerine saldırmamışlardı.  
 
Malta Kuşatması tarihimizdeki en acı deneyimlerden biridir. Önemli kararlarda bilgiyi ve bileni dikkate almayan liderlerin ve komutanların yanlış kararlarının nelere mal olacağını göstermektedir. Makam hırsı, ego ve kıskançlık içinde alınan yanlış kararların ve uygulanan yanlış taktikler sonucunda kazanılması gereken bir kuşatmanın nasıl yenilgi ile sona erdiğinin göstergesidir.   
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster