Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1458
 

Manastıra düşen kadın askerimiz

Manastıra düşen kadın askerimiz
 

Erkek askerler için Mehmetçik hangi anlamı taşıyorsa, orduya katılan kadın askerlere de genel olarak “Kara Fatma” denildiğini biliyoruz.

..............

Nene Hatun, Halide Edip, Erzurumlu Kara Fatma, Adile Onbaşı, Kara Ayşe ve daha nicesi... Onlar İstiklal Harbi'nin sembol kadınlarıydı. Bilinen ilk Kara Fatma, 1854-1856 Kırım Harbi’ne katılmış; kendisi Çukurova’daki Cirit aşiretine mensup bir ocağın kâhyasıdır.

Fakat Kurtuluş Savaşı’ndaki Kara Fatmaların en meşhuru, Erzurumlu olanıdır. Kocası Binbaşı Derviş Bey’le birlikte kâh Kars cephesinde, kâh Balkanlarda savaşmış. Edirne’de Bulgarlara karşı mücadele vermiş, ağaç kabuğu kemirerek hayatta kalanlardan biri olmuş.

Mütarekeden sonra ise kaybetmiş eşini. Sonra onu İstanbul’dan Sivas’a giderek Mustafa Kemal Paşa ile görüşürken görürüz:

"-Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim ! İş göster. Emret !" diyordu.
Samimi ve içten gelen bu sözler
Mustafa Kemal'in gözünden kaçmıyor:
"-Peki ama ne iş görebilirsin? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?"
"-Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir" cevaplarını veren Kara Fatma'ya hayran kalan
Mustafa Kemal, "Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma !" diyor ve bu suretle Fatma Hanım, "Kara Fatma" lakabını almış oluyor.

Ardından o artık cephelerdedir: İzmit, Düzce, Adapazarı, İznik civarında Yunanlılara baskınlar düzenlerken, köylerden, kasabalardan gönüllü toplarken karşımıza çıkar. Bir de gazetecilere ilginç bir figür olarak görünmüş olmalı ki, 1923 yılına kadar kendisiyle çeşitli söyleşiler yapılmış, korkusuzluğu, cesareti ve yaralı olduğu halde gözünü budaktan esirgemeyişi vurgulanmış, adı Garp cephesinde bir efsane bulutu gibi dolaşmış; bir de kendisine bağlanmak istenen maaşı Kızılay’a bırakmasındaki yüce gönüllülüğü.

Velhasıl Erzurumlu Fatma Seher Hanım ya da nam-ı diğer Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı’nın sembol ismi olarak günümüzde ders kitaplarına kadar girmeyi başarmıştır.

Lakin Yedigün dergisinde bulduğum söyleşi, (9 Ağustos 1933 tarihli Yedigün’ün 22. sayısında) Kara Fatma’nın 1923-1944 arasında gözlerden uzak geçen hayatı üzerindeki karanlığı kaldırıyordu.

<ı>Bugünden bakınca Kurtuluş Savaşı gazileri Lozan’dan sonra sanki yere göğe sığdırılamamış gibi geliyor bize. Onlara topyekün sahip çıkılmış ve bir dedikleri iki edilmemiş zannediyoruz. Ne kadar yanıldığımızı birazdan bir kere daha anlayacağız.

Kara Fatma, 1933 yılında İstanbul’un Galata semtindeki Rus manastırının bir odasında sefalet içinde yaşamaktadır. Aradığı kişiyi 2. kattaki 9 numaralı odada bulan muhabir Mekki Sait Bey’i önce bir Rus çocuğu karşılar ve kendisine Kara Fatma’nın odasını gösterir. Muhabir onu, komşularının artıklarıyla karnını doyuran ve yalnız kaldığı zamanlarda utancından hüngür hüngür ağlayan birisi olarak anlatır bize..

Kara Fatma konuşmaya, iş bulamamaktan şikayet ederek girer: Kapıcılığa, hatta çöpçülüğe bile razıdır torunlarına bakabilmek için. Ama kimse iş vermemiştir ona.

Yaralarından söz eder sonra, savaşta aldığı. Kızının parmaklarını şarapnel uçurmuş, evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra ise delirmiş. Böylece torunlarına bakmak zorunda kalmış Kara Fatma. Yine de göğsüne taktığı İstiklal madalyasından gurur duymaktadır:

“Bütün sefaletimi unutturan, beni yaşatan, bu İstiklal madalyasıdır. Açım ama şerefliyim!”

Aç ama şerefli kadın ağlamaya başlar o sırada. Ağlarken anlatır, anlatırken ağlar:

- <ı>Bazen çocukların elinden tutuyor, ‘Şu yetimler aç kalmış, ölecekler’ diye nineleri olduğumu sezdirmeden onlar için yardım toplamaya çıkıyorum. Ne yapayım, siz söyleyin!

Torunlarıyla birlikte dilenen bu Kara Fatma portresine alışık olmayan yüreğiniz hop oturup hop kalktı, biliyorum ama gerçeğin yüzü bazen böylesine acımasız ve soğuktur.

1944’te (69 yaşında) yeniden hatırlanıp Defterdarlık’ta bir işe yerleştirilen Kara Fatma, 1954 yılına gelindiğinde artık 79 yaşındadır ve yine sefil bir vaziyette İstanbul’da bir kulübede tek başına yaşamaktadır. Tek Parti dönemini perişanlıklarla geçiren Kara Fatma’ya doğru dürüst bir maaş ne zaman bağlanmıştır bilir misiniz? Demokrat Parti devrinde, 22 Şubat 1954’te. Ancak özel bir kanunla kendisine ‘ömür boyu’ 170 lira maaş bağlanan Kara Fatma’nın ömrü bu maaşı yemeye yetmeyecek ve ertesi yıl Erzurum’da hayata gözlerini yumacaktır.

Şimdi bir Türk olarak kendimize soralım:

Peki hamamböceğine karafatma denmesi sizce manidar değil mi?
Dünya Kadınlar Günü'nde Kara Fatma'larımızı hatırlıyor muyuz?
Kara Fatma ismini -kadınla ilgili veya ilgisiz- çağdaş sivil toplum örgütlerine, kurum ve kuruluşlara versek iyi olmaz mı? (Mehmetçik İlköğretim Okulu vs. gibi)

Resim ve yazı kaynaklar:
www.vatanpostasi.org
www.tsk.mil.tr
www.ataturk.kemalistler.net
www.zevkli.org
Zaman Gazetesi
Hürriyet Gazetesi

OKAN TINMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama yorumdan ziyade bir soru ile geldim; Zaman zaman dönemin kimi kahramanlarının 1923'ten sonra bilinçli olarak geri plana çekildiği, unutulmaya terkedildiği vb türü yazılar okuyorum. Fatma ananın öyküsü de okuduklarımdan çok farklı değil. Bu iddiaların aslı var mıdır?

Emef 
 15.01.2008 5:36
Cevap :
Sevgili arkadaşım, ortada İDDİA diye bir şey yok. O zamanki gazete haberleri ve meclis görüşmeleri var. Belgeleri ve tanıklarıyla, çok eski olmayan bir tarihi gerçek var. Maalesef böyle. Vefasızlığın ötesi bir durum... Saygılarımla..  15.01.2008 9:33
 

Aziz Dost; Ulvîyet mertebesi kazanmış büyüklerimizden Kara Fatma'nın şahsında; benzinin ve ruhunun nûraniyet aydınlığının, kapkara gözlerinden ışıyan, vatanperverlik, gönül enginliğini tasvir eden bir güzellik sıfatı olan *kara*; değerlerimize ne derece sahip çıktığımız hakkında calîb-i dikkat, bu hazîn hayat hikâyesindeki, bunu revâ gören, tınmayan, o zamanki ilgililer ve benzerlerine de sıfat olarakkara benizlerine çalınacak karanlıklar ifadesi bir KARA... Böceğe verilmesindeki garabet de o örümcek ve böcek beyinlerinin maharetlerinin aynası... Evet, kalblerimiz burkularak, göz yaşlarımızı silmeden okumak mümkün mü sonuna kadar? Altı çizilerek yazılacak, o izzetli ruh abidesinin karakter ve şeceresinin fotoğrafı: *Utancından, "yalnız kaldığında" hüngür hüngür ağlaması* Bizim imtihanımızın çetin meselesi.... Gönlüne, kalbine sağlık, tevârüs ettiğin o yüksek ruhu tazimle selâmlıyorum... Allah(CC)'a emanet ol... Selâm, muhabbet ve saygıyla efendim... Eve

Mustafa Benkli 
 20.11.2007 10:22
Cevap :
Ellerinizden öpmüşüm hocam..  20.11.2007 11:22
 

gercekten harika sizin bu konu secimlerinize ve hayranim nekadar guzel ve akici bir anlatim kullaniyorsunuz ozelliklede konulariniz harika buda oyle biz nekadar asil ruhlu bir milletin evlatlariyiz bizim kadinlarimizin o asil ruhla iclerindeki tasidiklari sevkat ve ana sevgisinin yuceliginden vatanini dahi evladi gibi korudu ve sevdi cok tesekkurler tekrardan sevgiler saygilar

sekerpinari 
 19.11.2007 22:38
Cevap :
Teşekkür eder, saygılar sunarım..  19.11.2007 22:42
 

Gerçekten sizi kutlarım...Elleriniz dert görmesin.. HARİKA BİR YAZIYDI... Böyle güzel bir yazıyı yazdığınız içinde size ayrıca teşekkür ederim.. İşte ben buna araştırmacı yazarlık derim.. Sevgi ve saygılarımla...

Zeynep Gülay 
 19.11.2007 18:48
Cevap :
Teşekkür edrim Zeynep Hanım. Fotoğrafta görüldüğü gibi Kara Fatma genç ve güzelmiş; ama vatansever ve fedakârmış. Özellikle siz bayanların kara Fatma'lara sahip çıkmanız lazım... Selam ve sevgiler..  19.11.2007 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 2363
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2250
Kayıt tarihi
: 22.08.07
 
 

Bu âlem içinde aileme zaman ayırmak, gezmek, okumak, fotoğraf çekmek, resim çizmek ve iş hayatı h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster