Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '14

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1998
 

Manavgat Kadastro'dan üç farklı ölçüm üç farklı sonuç

Manavgat Kadastro'dan üç farklı ölçüm üç farklı sonuç
 

Sanırım 7-8 yaşlarındaydım. Bahçe duvarını aşıp komşu bahçesine  giren tavuğumuzun pompalı olduğunu sandığım tüfekle vurularak,   paramparça havada savruluşunu  izlediğim gün gibi canım yanmıştı, babamın ölmeden bir süre önce yenilediği taş duvarımızın alnına kurnalık koyun gibi kırmızı çarpı atılarak bir kısmının traşlandığını, istinat duvarımızın yerle bir edilip parselimizin içine girildiğini gördüğümde. 
 
Sanırım aynı tüfekle, kıvır kıvır saçlarını ve simsiyah iri gözlerini hiç ama hiç unutamadığım adamın torunu Kubilay'da vurulacaktı. Kaza kurşunu imiş. Kardeş kardeşi vurmuş. Öyle dediler. 
 
Kubilay'da tavuğumuz gibi paramparça olmuş, havada savrulmuş muydu bilemem ama ne tavuğumuzu, ne reklam filmlerinde oynayan çocuklar kadar güzel Kubilay'ı hiç unutmadım. 
 
Yıkılan sadece bir duvar değildi... Yıkılan anılar, yıkılan kırk yıllık aidiyet duygusu, alışkanlıklardı... Duvarın dibinde boy veren ağaçlar buna şahitti.
 
İşin en ilginç tarafı ise ve asıl bizi uyandıran nokta, duvarın inşaatın ilk aşamasında değil de kaba inşaat bittikten sonra yıkılmasıydı...
 
Anıların buğusundan sıyrılıp tapu ile çapın bir örneğini alarak, Manavgat Belediyesi Kadastro birimine gittim. Orada tanımadığım herhangi bir memura durumu kısaca izah edip imar çapını uzatarak, sınırda herhangi bir kayma, sapma, yanlışlık olup olmadığını kontrol etmesini istedim.
 
Memur baktı ve "herhangi bir yanlışlık, kayma, taşma görünmüyor" dedi.
 
Sonrasında özel bir haritacıya giderek duruma bir de onun bakmasını rica ettim. Cevap aynıydı.. 
 
-“Gelip ölçebilir misiniz”? dedim. 
 
-“Ben gelip ölçerim ama parayı sen verdin, senden yana ölçtü derler, sen en iyisi kadastroya git resmi ölçüm yaptır” dedi ve beni kadastronun birim amirine yönlendirdi. 
 
Tapu örneğini alarak kadastroya gittim. Görüştüğüm amir, inşaatı yapan kişiyi tanıyıp tanımadığımı sordu. 
 
-"Levhası var inşaatın önünde, tanıyorum” dedim. 
 
-“Oraya git ve aplikasyonu yapan kişinin bize uğramasını söyle” dedi. 
 
Gittim ve durumu aktardım. İnşaatı yapan ve daha önceden de iş dolayısı ile tanıdığım müteahhit adeta beni  tersleyerek “niye gelecekmiş” dedi ve bana haritacının yerine mimarın telefonunu verdi.  
 
Ben de pek hoş olmayan bu tavır karşısında "ağaçları bile metre ile ölçüp diken babam zamanında o duvarı kafasına göre mi yaptırdı” deyip sitem ederek oradan ayrıldım ve kadastroya giderek durumu aktardım. Birim amiri;
 
- “Tamam o zaman bizden günah gitti. Biz ölçümümüzü yapar, kazığımızı çakarız. Nihai olan bizim ölçümümüzdür” dedi ve bir hafta sonrasına gün verdi. 
 
18 Eylül 2013 günü saat 8.30 da abimle birlikte kadastro memurlarını alarak ilgili alana geldik.  Kadastrodan çıkmadan önce memurlar, ilgili parselin 96’da da bir ölçüm geçirmiş olduğundan söz etti. 
 
İki memurun işi öğlen 12' ye kadar sürdü ve kendileri ile birlikte kazıkları çaktık. Ölçüm sonucu, tam da yıkılan duvarımızın eski yerini işaret ediyordu. Ölçüm sırasında ince sıvası bitmiş olan inşaattan bir kişi indi ve şantiye şefi olduğunu söyleyerek, “tamam abla duvarı istediğin yere yaptırırız” dedi. Ben de kendisine çekme payının dikkate alınıp alınmadığını sordum. Başkaca bir şey konuşmadık. 
 
Memurları bırakıp geri geldikten sonra eşimle birlikte kadastronun kazığı çaktığı yer ile karşı tarafın kırmızı boya ile işaretlediği yer arasındaki farkı ölçtük. Tamı tamına 53 santimdi.
 
Sonrasında belediyeye gidip durumu sözlü olarak ilgili memura aktardım. Projeye imza atan kişi  olduğunu sandığım memur “tamam abla olmazsa  bir de biz gelip bakar, duvarı istediğin yere yaptırırız” dedi. 
 
Aradan 3-4 gün geçti. Ne gelen vardı ne giden.  Bu arada iki defa daha beni kadastroya yönlendiren harita mühendisine gittim. Haritacı tekrar tekrar baktı ve duvarımızın yerinde olduğunu, hatta babamın duvarı kendi sınırlarımız içine yaptırmış olduğunu söyledi. 
 
Belediyeden herhangi bir haber çıkmayınca bir dilekçe hazırlayıp kadastrodan aldığım imar çapını ve tapu fotokopisini de ekleyerek, 23.09.2013’de Manavgat Belediyesi'ne verdim. Ardından yukarı çıkıp ayıp olmasın diye ilgili memuru durumdan haberdar ettim. 
 
Bana, “keşke dilekçe vermeseydiniz, duvarı yerine yaptırırdık” dedi. Ben de kendisini 3-4 gün beklediğimi ama kendisinden herhangi bir haber gelmeyince dilekçeyi hazırlayıp vermek zorunda kaldığımı ilettim. 
 
Durumdan pek hoşnut olmadığı açıktı. Bu hoşnutsuzluk karşısında “bizim asıl amacımızın binayı yıktırmaktan öte, yıktıkları duvarı kadastronun ölçtüğü yer olan eski yerine yaptırmak olduğunu” söyledik kızkardeşimle birlikte. 
 
-“O zaman keşke dilekçe vermeseydiniz” dedi.
 
-“Duvarı yerine ördürecekseniz dilekçemi geri alırım” dedim.  
 
Bunun üzerine telefonla kayıt servisini aradı ve dilekçeyi geri alıp alamayacağımızı sordu. Kayıt servisi “ancak haklarımdan vazgeçtim” şartı ve imzası ile dilekçeyi geri verebileceğini söyledi. Ben de ileride doğabilecek hak kayıplarından dolayı teklifi kabul etmedim. Dolayısı ile dilekçem işlemde kaldı. 
 
Belediyeden ayrılıp gelişmeleri beklemeye koyuldum. Bu arada bir nevi sağlama yapmak açısından iki ayrı haritacıya daha gittim. Her ikisi de görünen sınırda bir sorun olmadığını söyledi. Hatta bir tanesi  bizim karşı taraftan 20 santim daha alacaklı olduğumuzu söyledi. 
 
Belediyeden bir haber çıkmadı ama bir hafta sonra kadastrodan beni aradılar ve tekrar bir ölçüm yapmak istediklerini söylediler.  
 
Neden, kim istedi bunu sizden diye sorduğumda; kimsenin istemediğini, bazen eski ve yeni arasında teknoloji farkından kaynaklı bazı uyum sorunları olabildiğini ve kendilerinin bunu gerekli gördüğünü söylediler. İyi peki, yapın bakalım dedim. 
 
Olaylar ilginç bir hal almaya başlamıştı...
 
Bir hafta on gün kadar sonra; gelenlerden ikisinin karşı tarafın haritacıları olduğunu sonradan öğrendiğim 7-8 kişi, adeta baskın yapar gibi, 18 Eylül'de yapılan ölçümün aksine,  tam da karşı tarafın işaretlediği noktayı doğrular nitelikte farklı bir ölçüm çıktı ortaya. 
 
Aslında farklı dediğime bakmayın. Farklı olan, sadece komşu parsel ile ilgili olan ve binayı sıkıntıya sokan köşeyle ilgiliydi özellikle. Diğer üç köşe önceki ölçümleri tutuyordu. 
 
İki gün sonra Kadastro'ya gidip yaptıkları son ölçümün aplikasyonunu istedim fakat bana ilk ölçümle ilgili bir sıkıntım olup olmadığını sorduktan sonra ikinci ölçümü unutmamı, ilk ölçümün geçerli olduğunu söyledi amir. İyi o zaman deyip çıktım. 
 
Bir süre sonra da müteahhit, 18 Eylül'de yapılan ölçüme uygun olarak istinat duvarını yaptı. 
 
Bu arada belediyeye yazmış olduğum, 23.09.2013 tarihli dilekçem ile ilgili, 07.10.2013 tarihinde geri bildirim aldım. 
 
İstinat duvarımızın yıkılması ve çekme mesafesi ile ilgili verdiğim dilekçeme cevaben:
 
"Söz konusu parsellerle alakalı sınır tespitlerini ve aplikasyon işlemlerini Kadastro Müdürlükleri yapmakta olup yetki ve sorumluluk bu kuruma aittir. Her türlü sınır anlaşmazlıklarını çözmeye ve varsa hataları düzeltmeye bu kurum yetkilidir" diyorlardı. 
 
21.11.2011 tarihinde  yeni bir dilekçe daha yazarak, çekme mesafelerine uyulmadığının mahallinde ölçüm yapılarak kontrol edilmesini,   ihlalin tespiti halinde inşaatın durdurulmasını arz ettim. 
 
23.12.2013 tarihinde inşaat dudruruldu ve karar tarafıma elden tebliğ edildi. 
 
İnşaatın durdurulmasının ardından karşı tarafın itirazı üzerine  30.12.2013 tarihinde Manavgat Kadastro Müdürlüğü yeni bir ölçüm daha yaptı ve aynı gün ustalar çalışmaya başladı. 
 
İki gün sonra belediyeye gidip inşşaatta işçilerin çalıştığını, durdurma kararını kaldırıp kaldırmadıklarını sordum ve böyle bir karar varsa tutanağını istedim. 
 
Henüz yazılı bir bildirim yapmadıklarını ama kadastrodan kendilerine  gelen aplikasyona göre inşaata devam edilmesinde bir sakınca olmadığını söylediler. 
 
Yeni ölçüme rağmen binanın çekme masafelerini kurtarmadığını söyledim. 
 
Neye göre buna karar verdiğimi sordular. 
 
Ben de çıplak gözle bile bunun görülebildiğini fakat ölçümlerime göre inşaatın aşağıdan yukarı doğru, 2.64, 2,70 ve 3.40 biçiminde bir seyir izlediğini söyledim. Yerinde ölçüm yaparak kendilerinin de bunu kolaylıkla tespit edebileceklerini söyledim ve biraz da sinirlenmiş olarak oradan çıktım. 
 
Bunun üzerine aynı gün ilgili alana gidip kadastronun çaktığı yeni kazıklardan ip çekerek ölçüm yapmışlar ve buna göre taşkınlığın en fazla olduğu aşağı köşeden bir sıra tuğlanın yıkılarak içeri örülmesine karar verip kararı karşı tarafa bildirmişler. 
 
O sırada belediyeye gelen karşı tarafın harita mühendisine, madem öyle gidip sınırı birlikte ölçelim dedim.  
 
Biz gittiğimizde sözü edilen duvar yıkılmıştı. Duvarın yıkıldığı çıplak nokta olan kolondan birlikte ölçüm yaptık. Bu defa aşağıdan yukarı 2.80, 2.88 rakamını bulduk. 
 
Kahretsin! Yine kurtarmıyordu... 
 
Belediyeye dönüp durumu ilgili memura ilettim. Bunun üzerine memur,  belediyenin de bir takdir yetkisi bulunduğunu ve onunla birlikte kurtaracağını söyledi. 
 
Ben de o takdir hakkını bir bilene sordum . Beş santim olduğunu söyledi. Bir başkasına göre ise on santime kadar esnetilebilirdi... 
 
Sonuç olarak, bana vermedikleri  ikinci ölçüm sonucunu saymazsak,  üç farklı sonucu olan bir garabet çıkmıştı ortaya. Ve her ne hikmetse rakamlar sadece komşu sınırı  ile ilgili alanda değişiyor,  terazinin eksik yanı hep bizden yana tartıyordu...
 
Bu garabeti rakamlarla ortaya koymak gerekirse ilgili köşe:
 
21.11.1996'da, 5.36'ya 3.32, 18 Eylül 2013'de, 5.50'ye  3.11, karşı tarafın itiraz sonucu yapılmış olan 30.12.2014 tarihli ölçümde ise 5.25'e 3.20 olarak zuhur etti. 
 
Şimdi nasip olursa benim karşı talebimle, 13 Ocak Pazartesi günü yeni bir ölçüm daha yapılacak. Bakalım nasıl bir sonuç çıkacak? 
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, ranta göre ölçüm mü? Selamlar...

Mesut KARİP 
 26.01.2014 14:48
Cevap :
Valla. Elimde kanıt yok ama son ölçümle beraber fark dörde çıktı. Yorum okurun.:) Saygılar  28.01.2014 22:00
 

Sayın Yazarım, size kolay gelsin.Benim sorunumu bu kadar iyi anlamanızın sebebini sizin sorununuzu okuyunca daha iyi çözdüm. Aynı şekillerde bir arsa ve duvar olayını ben de 1990 yılında Yazlık evimin olduğu Avşa adasında yaşadım ve inanın yıllar süren dave sonucunda hiç bir şey elde edemedim, çok haklı olduğum halde salon penceremin önündeki duvar yıkılmadı ve ben duvarı sarmaşıklarla kapatarak yaşamımdan çıkardım. Şu anda salon penceremde harika bir sarmaşık manzarası görülüyor.Benim o davayı açmaktaki amacım aynı yıl İstanbul Hukuk fakültesine başlayan kızıma Türkiye'de hukukun varlığını ve bizleri koruduğunu ispatlamaktı. Ne yazık ki ben hukukun varlığını ispatlayamadım. Kızım hukukçu oldu ama hukuk kendi kendini yok etti ülkemde. Sevgiler, saygılar.

GOKOYA 
 11.01.2014 15:53
Cevap :
Olanını da hayatımızdan çıkarmak için var güçleri ile uğraşıyorlar. Zaten hukuk olmadığı için bu kadar rahat davranıyor yolsuzlar. Saygılar  11.01.2014 20:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1445
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster