Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '13

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
6984
 

Manço ve Adiloş Bebek ne demek?!

Manço ve Adiloş Bebek ne demek?!
 

Doğu'da ve Balkan'da Osman ile Adil


Aşağıda okuyacağınız Yorum; “İnci Manço ile DÜRİYE Üzerine”adlı Yazım’a yapılmıştı:

Vay be, ne araştırmacı Barış Manço Fanları varmış. Ben kendimi "Barış Manço Fanatiği" olarak sıfatlamaya utandım bir an bu yazıyı okuyunca... Ben Düriye'yi Barış Manço “kafadan komik bir isim salladı” diye düşünürken millet “ne Memuru” olduğunu bile biliyor…

Ben sadece “Nazo Gelin”in Nazan Şoray olduğunu bilirim…

O zaman şimdi aklıma takıldı. Barış Manço'nun “Halası’nın Kızı” gerçekten Zehra mı? Kezban kim? Osman ve Şerife gerçekten yaşadı mı?... (Yazar Turgay Suat Tarcan / 04.11.2012)

Bu okuyacağınız Yazı, Turgay Suat Bey’in sorularına “doğrudan bir cevap” değil. Yani “Zehra”, “Kezban” veya “Şerife-Osman”ı anlatmıyorum bu Yazı’da… Gerçi “Osman”ı anlatacağım ama “Şerife’nin Osmanı”nı değil “Barış’ın Osmanı”nı… Fakat buna rağmen kendisinin ve benzerlerinin “ilgisini çekecek bir Yazı” olabilir… Çünkü bu Yazı’nın konusu; “Adiloş Bebe Adı” ve “Manço Soyadı” “nerden” geldi!?


> EDİP AKBAYRAM’DAN GRUP YORUM’A, SADIK
  
GÜRBÜZ’DEN CEM KARACA’YA “ADİLOŞ BEBE”…

Mersin’den 1995 doğumlu bir İzleyicim şu soruyu sordu:

Sayın Yatağanbaba, öncelikle Hayırlı Bayramlar... Ustam; uzun zamandır kafama takılan bir sorum olacaktı, onun için rahatsız ettim… Siz bilirsiniz, Cem Karaca'nın Adilos Bebe adlı şarkısındaki “Adilos Bebe”nin anlamı nedir?... Araştırdım, fakat bulamadım… Yardımcı olursanız sevinirim, saygılar… (Barış Gökhan Karaca / Mersin / 07.08.2013)

1995 doğumlu, yani 18 yaşında bir Cem Karacasever’in bunu hem “merak etmesi”ne hem de “sorması”na sevindim ve elbette sorusunu cevapladım ama okuyacağınız bu Yazı; Barış Gökhan’a verdiğim cevaptan oluşmuyor, bazı bölümlerini çıkardım, bazı eklemeler yaptım ve “Makale” haline getirdim!

Adiloş Bebe’yi Edip Akbayram da söyledi Grup Yorum da… Fakat “en bilinen Bestesi” Sadık Gürbüz’ün Bestesi… 1977’de çıkan Cem Karaca-Dervişan Albümü olan “Yoksulluk Kader Olamaz”da Cem Karaca’nın okuduğu Sadık Gürbüz Bestesi, bugün de “Adiloş Bebe” deyince en bilinen ve akla ilk gelen Versiyonu / Uyarlaması

Cem Karaca vefat ettiği için artık söyleyemiyor Konserleri’nde ama Misyonu’nu devam ettiren “Cem’niyet”, “Yol Arkadaşları” ve “Dervişan” Grupları her Konserleri’nde “Cem Karaca-Dervişan’ın söyleyip-çaldığı şekilde” çalıp-söylüyorlar Adiloş Bebe’yi…


1- KİMLİĞİ HAKKINDA:
    ADİLOŞ BEBE “AHMET ARİF’İN YEĞENİ”DİR!

Adiloş; Şiir'i yazan Ahmet Arif'in genelde "Akrabası", özelde ise "Yeğeni"dir...

Başka bir ifadeyle Adiloş; Ahmet Arif'in Kız Kardeşi'nin Çocuğu'dur... Bu durumda da Ahmet Arif, Adiloş'un "Dayısı" olur...


> ADİLOŞ BEBE’NİN ve ANNESİ’NİN “DOĞUM
   SIRASI ve SONRASI”NDAKİ “ÖLME RİSKİ”…

Şiir'den anlaşılıyor ki, “sıkıntılı bir doğum"dur Adiloş Bebek'in doğumu... Şiir'de “Hasta düşmeyesin diye” dendiğine göre, Adiloş Bebek'in Annesi doğum öncesi ve/veya sonrası bir "Sağlık Problemi" yaşamış olabilir

Çünkü Cem Karaca'nın veya Diğer Sanatçılar'ın "Şarkı" olarak okumadıkları bölümde “ölürüm diye korkuyordu” diyor Ahmet Arif Kız Kardeşi yani Adiloş Bebe'nin Annesi için…

“Diyarbakır Kalesi’nden Notlar ve Adiloş Bebe”nin o ilgili bölümü şöyle:

Bacım, ikicanlı, ağır,
Güzel kızdır, bilirsin.
İlki bu, bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi.
Bir can daha çoğalacağız bu kış.
Bebeğim, neremde saklayım seni?

4 Bölümlü bu Şiir’in önceki bölümlerinde Ahmet Arif “havanın çok aşırı soğuk olduğu”ndan bahsediyor ve hatta “bıyığım buz tuttu, üşüyorum da” diyor… Yani Kız Kardeşi’nin korkusu; “bu aşırı soğuklardan hamileliğin de verdiği yorgunluk-bitkinlik veya zayıf düşme yüzünden” hastalanacağı veya öleceği korkusu olabilir…

Şiirde “Bebeğim, neremde saklayayım seni” derken de atıf bu “Diyarbakır’ın aşırı soğuğu”na olabilir…

“Saklama” derken de; hem Kız Kardeşi’nin “karnında da olsa Bebek’in donup-öleceğinden” hem de Ahmet Arif’in “kendisi bile üşürken doğduktan sonra bu Bebek’in nasıl soğuktan saklanacağını bilemediği / korktuğu” kast ediliyor olabilir…

Sorusunu cevapladığım Barış Gökhan, teşekkür ederken, duyduğu bir Doğu Geleneği hakkında da şunları yazmış:

Sanırım Güneydoğu taraflarında “Eski bir Gelenek” bu, doğan çocuk “3 gün aç” bırakılırmış... Çocuk “ölmezse”, Annesi’nin Memesi’ne “3.gün saldırır”mış… Şarkı’nın anlatımı o… Ama 3 gün dayanmaz ölür ise Bebek’in Beşiği’ne “Çan ya da Zil” bağlanırmış…

Şarkının ve Saygıdeğer Şairimiz Ahmet Arif'ın anlatmak istediği ise “bu tür geleneklere tepki”… (08.08.2013)

Ben genelde “Doğu” ve özelde de “Güneydoğu”da böyle bir Gelenek / Töre var mı bilmiyorum… Denizli’de olsam Urfalı çok tanıdığım vardı onlara sorabilirdim ama İstanbul’da Doğulu bir tanıdığım yok…

Biz “Mersin”de yani “Güneydoğu’ya yakın bir yerde” yaşayan Barış Gökhan’ın duyduğu Töre’yi “doğru” kabul edelim… Ahmet Arif’in doğumu 1927 olduğuna göre; “1900’lerin Diyarbakırı”nda böyle bir Gelenek varsa, “Bilimsel olarak doğru mu yanlış mı” ona bakalım:

Fakat öncesinde şu soruyu sorup, konuyu daha iyi anlamaya çalışalım:

Peki bu “3 gün emzirmeme”nin “gerekçesi” yani “Töre’nin Sebebi ve Dayanağı” nedir? Cevabını şu soru-cevaptan öğreniyoruz:

- SORU:Anne sütü doğumdan ne kadar süre sonra artar?

- CEVAP:Genellikle doğumdan 3 gün sonra anne sütü bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılayacak düzeye gelir. 3 haftadan sonra ise maksimum düzeye çıkar. (“Dr.İbrahim Çelik” / “Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları” Uzmanı / “Sabah” Gazetesi / 03.10.2011)

Bu “Tıbbi Bilgi”ye göre “3 Gün Emzirmeme Töresi”; Anne Sütü’nün “Bebeği’nin ihtiyacını tam olarak karşılayacak düzeye gelmesini bekleme süresi” olarak görülüp, mantıklı ve doğru kabul edilebilir… Oya bu “mantıklı ve doğru / bilimsel” gibi görünse de değildir, yani bu “yanlış” bir uygulamadır… Çünkü Dr.Çelik Söyleşi’de başka bir soruyu da şöyle cevaplıyor:

Bebekler doğar doğmaz emzirilmelidir. Çünkü İlk Süt’ün “Bebek’in Bağırsak Florası’nın oluşumu” üzerinde büyük katkısı vardır. Ayrıca emzirme sırasında salgılanan hormonlar, Rahim Duvarı’nın kasılmasını tetikler. Bu sayede de Rahim Kanaması ihtimali en aza iner. Yani İlk Süt’ün aynı zamanda Anne’ye de faydası vardır.

Bu durumda “Doğu’nun Emzirme Töresi” YANLIŞolmuş oluyor… “Anne Sütü’nün ‘yeterli’ seviyeye ulaştığı 3.gün”ü beklemek doğru değil… Dr.Çelik’in verdiği bilgiden öğreniyoruz ki, doğan bebeği 3 gün boyunca “Töre böyle diyor şekerim” diye emzirtmemek, sadece o Bebek için değil, Anne için de sağlık yönünden büyük tehlikelere gebe oluyor…

1- Bebek açlıktan ölebilir,
2- Ölmese bile bağırsakları gelişmeyebilir,
3- Anne’nin Rahim Duvarı kasılmaz,
4- Anne’nin Rahim Kanaması ihtimali yükselir…


2- KELİME ANLAMI HAKKINDA:
    “ALİÇO-OSMANÇO” ve/veya “ZEYNO-NAZO”…

"Anlamı nedir" derken “kelime anlamı”nı soruluyorsa; “adil”den geliyor…

Adil de "adaletle iş gören, adaletten ayrılmayan, hakkı yemeyen" gibi anlamlara geliyor...

Sonraki harf olan “o” harfi de, Bazı Bölgelerimiz'de isim sonlarına bazı harfler eklenir, o da oradan geliyor... Şöyle ki:


> BARIŞ MANÇO’NUN “SOYADI”NIN HİKÂYESİ…

Balkanlar’da sonuna “ço” eki ekleyerek Ali'ye “Aliço” derler meselâ...

Barış Manço'nun “Soyadı” da öyledir, gerçi “Yatağanbaba’nın İzleyicileri” biliyordur bunu… Çünkü “Valilik ve Milli Eğitim” Bünyesi’nde gerçekleşen “251.000 Dev Öğrenci Projesi”ne Destek olmak için kabul ettiğim ve katıldığım “Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı / Barış Manço Destanı” adlı kitabımla “aynı adı” taşıyan Konferansım'da sormuşlardı ve anlatmıştım… Sonra onun Video'su da yayınlandı “Yatağanbaba ile Beyyine Arayışları” adlı İnternet Programım'ın bir bölümünde...

İsmail Fethi Altay ve Oluşum ART(Anadolu Rock Topluluğu’nun) organize ettiği Etkinlik’te, soruya verdiğim cevabın özeti şöyle:

Barış Manço’nun adı “Yusuf Tosun Mehmet Barış”tır, Nüfus Kâğıdı’nda “Mehmet Barış” yazıyor, akrabalarının adı da Yusuf ve Tosun da “Göbek Adı” olarak verilmiş…  Soyadı’nın Aslı ise “Osman”dır… Padişah Fatih Sultan Mehmet Barış Manço’nun Dedeleri'ni Balkan / Yunanistan tarafına gönderir... Orada Halk Osman'a da "Osmanço" demektedir, tıpkı Ali'ye “Aliço” dedikleri gibi... Anılırken de "Osmançolar" diye anılırlar… Zaman içinde baştaki "Os" gider ve "Manço" kalır, ondan sonra da “Mançozadeler” diye anılırlar...(“Manisa” Konferansı / Belediye Lâle Salonu / 17.02.2012)

Balkanlar'da isim sonlarına böyle “ço” eklenirken, Doğu'da da isimlerin sonuna "o" eklenir... Mesela;

Mert'e "Merdo" derler…
Davar'a "Davaro",
Hamit'e "Hamido",
Bilâl’e “Bilo”,
Zeynep’e “Zeyno”,
Nazan’a“Nazo”,
Mahmut'a "Mamudo" gibi...

Hatta Mahsun-i Şerif'in “Ankara'da 'Dayın' yoktur, niye doğdun Mamudo Gurban” diye Türküsü,

Cem Karaca’nın Zeyno güzel Zeyno nazlı, Zeyno 4 köyün Ağa Kızı” diye Şarkısı,
Barış Manço’nun da Nazo Gelin Ayağı’na takar Hal Hal” diye Şarkısı da vardır... (Anlamını ve ayrıntıları “Dağı Aşan Deve: Barış Manço” Kitabım’da yer alan “Hal Hal Gerçekten de Ayağımıza mı Takılı!?” Makalem’den okuyabilirsiniz…)

Dolayısıyla da "Adil"e de “ADİLO”derler...

Sonundaki “ş” nedir, onu ben de bilmiyorum ama görünen o ki “çok küçük / yeni doğmuş bebek” olduğu için öyle demiş... Batı'da da meselâ "bebek" yerine “bebiş dendiği oluyor...

İşte bütün bunlar birleşince “Adil diye seslenmiş bu “Yeni Doğan Bebek”e Şair Dayısı...


***

Busoru ve cevabım ve de “Adiloş Bebe” vesilesiyle; “Yazan” Ahmet Arif’i ve -çoğumuzun ondan dinlediği şarkıyla sevdiği, yani- “Söyleyen” Cem Karaca’yı, “Osmanço” vesilesiyle de Barış Manço’yu 2013 Ramazanı’nda “rahmet ve özlem”le anmış olalım…


YAZI’DAKİ İLGİLİ BAĞLANTILAR                                     :

Yazar Murat Yatağanbaba "Barış Manço" Kitapları
- Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı : Barış Manço
- Dağı Aşan Deve: Barış Manço

Yazar Murat Yatağanbaba "Cem Karaca" Kitabı
- Allah Hepinize Böyle Dönekliği Nasip Etsin

KİTAPLARI KAMPANYALI SİPARİŞ VERMEK İÇİN:
http://yataganbabamurat.wordpress.com/kitap/kampanyalarimiz/3-kulturel-kitaplarimiz-kargo-bizden/

Facebook Sayfamız: http://www.facebook.com/m.yataganbaba
E-Posta ve Telefon: muratyataganbaba@gmail.com | 0537 411 59 83

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vaay! Bir yazının ilham kaynaklarından birisi olmuşum. :) Daha doğrusu yorumum olmuş. Ne güzel... Paylaşayım bari yazıyı. :D Google Alert olmasa yazıyı fark etmeyebilirdim. Güzel bir araştırma... Zeyno deyince aklıma Yılan Hikayesi'nde Meltem Cumbul'un canlandırdığı karakter geldi, Adiloş deyince de ister istemez rahmetli Adile Naşit'i andım...

Turgay Suat Tarcan 
 17.08.2013 15:51
Cevap :
Yazı'nın "ilhamı"nı siz değil Barış Gökhan'ın Sorusu verdi Turgay Suat Bey. Sizin Yorumunuz ise konu ve soru "isimler üzerine" olduğundan aklıma geldi ve yer verdim... Çünkü bunları genellikle "kıskançlıktan" dillendirmez insanlar. Sizse o Yorumunuz'da "hakkı teslim" etmiştiniz... Dillendirmek ve hakkı teslim edip-teşekkür etmek yerine genellikle çalarlar... "Araştırmaları ve Yazıları Araklananlar" Listesi hazırlansa, herhalde ben bu Ülke'de "İlk 3"e girerim... Gerek Siyasi, gerek Dini ve gerekse de bu tür Kültürel Araştırma ve Çalışmalarım ha bire araklanmıştır. Sadece bunlar da değil, "Sloganlarım", "Projelerim", "Fikirlerim", "Kitap Adlarım" ve hatta "Arşivim"... "Ulusal" denen o Gazete-Dergi ve Televizyonlar da bu "araklama"ya ya doğrudan ya da dolaylı olarak dahildir... Hatta bu bir ara "Yatağanbaba'yı Yağmaladılar" diye Haber Siteleri'ne de konu olmuştu. Böyle bir ortamda, "kendisi de Yazı yazan birisi"nin bunun yerine tebrik etmesi hoşuma gitti tabi. Neyse, ilginize teşekkürler.  18.08.2013 2:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 4047
Kayıt tarihi
: 31.01.07
 
 

YAZAR, Gazeteci, Yayıncı, Programcı... Yayınlanmış "12 Kitap"ım ve Yarışma'da 1.olmuş "Sinema Fil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster