Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
39
 

Manevi Terbiye Noksanlığı

Sabahları işe giderken ya da akşamları işten çıkarken; çok ilginç ve bir o kadar da üzücü, kimi zamanda korkutucu,  endişe ve korku verici manzaralarla karşılaşıyoruz.

Sabahın erken saatlerinde, çöp konteynerlerinde, naylon, kâğıt, poşet, pet şişe, belki de ekmek toplayanlarla karşılaşıyoruz.

Sabahları yanından geçtiğimiz küçük mahalle parklarında kızlı-erkekli ilkokul ve ortaokul öğrencisi olabileceği tahmin edilebilen öğrenci grupları gezmekteler. Çoğu zaman, kız ve erkekler arasında hoş olmayan görüntüler sergiliyorlar, nahoş konuşmalar yapıyorlar.

Yine sabahları öğrenci alan servisler, âdeta diskoteği andıran yabancı müzikler çalmakta ve öğrenci bağrışmaları olmaktadır.

Geceleri geç vakitlerde parkları mesken tutan madde bağımlısı gençler, geç saatlerde lâstikler, buldukları tahtaları yakarak, çevreye rahatsızlık veriyorlar. Şikâyetlerden sonra da mahalle içerisinde bağırıyorlar, sağa-sola küfrediyorlar. Bazen loş olması için, park aydınlatma lambalarını bile kırıyorlar.

Parklarda veya boş alanlarda yaka açık, elbise dağınık, el ele, göz göze gezen, kucak kucağa oturan çocuk denilecek yaştakileri uyarmaya ya da bazı nasihatler vermeye kalktığınızda; “ sana ne ya!” diyerek insanı söylediğine pişman ettiriyorlar.

Daha geçen gün evimizin önünde ortaokul öğrencileri el ele gezerlerken, (sanıyorum yanındaki genç öğrenci bile değildi) “ayıptır, utanmıyor musunuz bu yaşta el ele geziyorsunuz, sizin okulunuz yok mu, anneniz-babanız yok mu?” dediğimde; bana ne cevap verseler beğenirsiniz. “Haydi, be moruk, sana ne sen git çocuklarına sahip çık, biz istediğimizi yaparız” dediler. Kızsam da, bağırıp çağırsam da sonuçta hep söylediğimle ve kızgınlığımla kaldım.

Bu yüzden çoğu zaman durmayan dilim (haklı olsam da) sayesinde hayli fırça yediğim zamanlar ve kavga derecesinde tartışmalarımız olmuştur.

Küçük yaştaki bu çocukların bu durumu, eğitim eksikliği nedeni ile gençlikteki ahlaki tahribat, ancak manevi eksiklikle açıklanabilir. Durum çok vahim, üzücü, kaygı ve endişe verici boyutlarda olmaktadır.

Okulda öğretmeni şikâyetçi, evde anne baba söz geçiremiyor, kolluk kuvvetlerinin almış olduğu önlemler yetersiz kalmakta, uzmanların söyledikleri para etmemektedir. Üstüne üstlük bir de din derslerinin kaldırılması isteyen bir cenahta avaz avaz bağırmaktadır. Manevi terbiye diye bir şey kalmamaktadır.

Dolayısıyla bugün ülkemizde, anarşi, kapkaç ve hırsızlık olayları her geçen gün artarak devam ediyor.

Fuhuş, zina, flört, ahlaki erozyon gayet sıradan bir hale gelmiş. Görüntülü medya müstehcenlik, şiddet, ahlaki tahribata yönelik yayınlarıyla; intihar, aile içi çarpıklıklar, bireyler arasındaki anlaşmazlıklar, çocuklarımızı, geleceğimizi tehlikeye sokmaktadır.

Sigara, uyuşturucu, madde bağımlılığı artık ilkokullara kadar inmiş durumda.

Geçenlerde oklumuzun birinde bir idarecimiz sitem ve şikâyetlerde bulunuyordu. “Kızları tuvalette ya da kuytu köşelerde sigara içerken yakalıyoruz, ama bir şey yapamıyoruz, Hatta anne babalarına haber verdiğimizde, iftira attığımızı söyleyerek, bizleri şikâyet edeceklerini bile söylemekten geri kalmıyorlar. Gençlerimizi kaybediyoruz, durum hiç de iç açıcı değil. Lütfen bunları yazın!” diyorlardı. Görünen o ki çocuklar anne babalarını bile yakta uyutuyorlar, olan biten hiç bir şeyden haberleri olmamaktadır.

Ailevi geçimsizlik ve gelir dağılımındaki bozukluk nedeniyle, ekonomik olarak yetersizliğe, eğitimde eksiklik, manevi terbiye noksanlığı da eklenince; kızlı-erkekli gençler, parası olanların eline düşmekte, ahlaken bozulmakta, yıkıma yönelik bir suç makinesi olarak yetişmekte; arsız, yüzsüz, ahlaksız, ruhsuz, saygısız büyümektedir.

“Peki, anarşi, hırsızlık ve kapkaç olaylarını önlemek, park ve bahçelerdeki güvenlik zafiyetlerinin giderilmesi için, ülkemizde polisiye tedbirler alınmıyor mu? ”derseniz.

Eminim ki alınıyordur, ama yetersiz kaldığı kanaatindeyim. Bir an önce okullara el atılmalıdır. Güvenlik önlemleri üst seviyelere çıkarılmalı, öğrenci giriş çıkışları ve okul önlerinde bekleyen yabancıların uzaklaştırılmaları sağlanmalı ve kontrol altına alınmalıdır. Her geçen gün tehlikenin boyutları artmaktadır. Söylememiz gerekiyor, bu manevi terbiye noksanlığını gidermemiz gerekiyor, bilinmesinde fayda telakki ediyorum.

 

Kerim BAYDAK
kbaydak61-artan@hotmail.com
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Kerim BAYDAK, Batının, I.Dünya Savaşı ile ilgili bizdeki en büyük kazanımı: "Toprak işgali" değil, zihinlerde yaptığı işgaldir. Bu konular, çeşitli isimler altında tabu haline getirilmiş ve tartışılması dahi yasaklanmıştır. Dileyenler, son yüzyılda, okul-öğrenciler üzerindeki (törenlere-kıyafetlere) uygulamalara bakabilirler. Özetle: Geldiğimiz yer, ülke ve insanımız için sürpriz değil, bir projenin sonucudur. Bunun farkına varılmadan tersine çevrilmesi de mümkün değildir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 30.05.2019 13:48
Cevap :
Teşekkürler haklısınız selamlar  30.05.2019 15:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 887
Toplam yorum
: 119
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 202
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster