Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
486
 

Mangal

Mangal
 

Bu akşam GS - FB maçı hakkında yorum yapmak istemiyorum, aynı şekilde "Ergenekon" hakkında da bir şeyler karalamak istemiyorum. Herkes birşeyler söylüyor, ama yine aynı sevimsizlikleri yaşamaya devam ediyoruz. Değişen birşey yok, kısır döngü içerisindeyiz. Bir gün bu sevimsizliklerin biteceğini düşünerek, yaza yaklaştığımız şu günlerde "Mangal" konusuna değinelim dedim.

İnsanoğlunun sanırsam ateşi keşfinden bu yana en çok yaptığı eylem, ateş üzerinde et pişirmek olsa gerek. Ve yine insanlık var olduğu sürece bu eylem devam edecek. Mangalda et pişirmek, karşı konulmaz cazibesi ile en çok hoşlandığımız toplumsal olgulardan biri. Özellikle hafta sonları ve sıcak yaz akşamları, eti ve mangalı alıp kendine bir yer bulup ailece eğlenmek bitmeyen özlemlerimiz arasındadır.

Bu eski ve geleneksel sosyal aktivitemizi ne yazık ki bir forma sokamamışız. İlla mangal yapacağım diye küçük balkonda mahalleyi dumana boğmak, İstanbul'umuzun nefes alma yeri olan sahil şeritlerini, yine duman ve kokudan geçilmez hala sokmak inanılır gibi değil. Şehir merkezinden uzak piknik bölgeleri bu iş için ideal, ama yetersiz olduğu için kalabalık ve organizasyon bozukları mevcut. İşe girişildiğinde açlığın getirdiği duyguyla duymadığımız keskin mangal kokusunun karnımızın doymasıyla nasıl çekilmez bir hal aldığını söylemeye gerek yok.

Peki ne yapılmalı, belediyelerin daha organize yerler belirlemesi, her yerde ( özellikle sahil şeridinde ) mangal yapılmasına izin verilmemesi gerekli. Alternatif yerlerin arttırılması ilk aklıma gelenler. Ayrıca bizlere düşen ise (herşeyde olduğu gibi) işi abartmamak. Her haftasonu mangal yapmak gibi. En azından sağlığımızı düşünmeliyiz. Piknik yerlerindeki geçen sene ortaya çıkan kene vakaları da ayrı bir nokta

Yine de mangal'ın verdiği keyifin yeri dolduralamaz. Ne o bizden, ne biz ondan vazgeçebiliriz. Sevgili okurlar, son olarak sizlerle mangalla ilgili birkaç faydalı noktayı paylaşmak istiyorum.

* Izgara yapmadan önce bir baş kuru soğanı ikiye bölüp sulu kısmını ızgara teline sürerseniz etin ızgaraya yapışmasını engellemiş olursunuz.
* Çöp şişlerin yanmasını engellemek için iki-üç saat suda beklettikten sonra kullanın.
*Ateşin kor haline gelmesini beklerken biber ve soğanları mangalda pişirebilirsiniz.
*Mangalda füme et yapmak istiyorsanız; eti mangalda yarı yarıya pişirin ve ateşten alın. Ateşe ıslak dallar yerleştirin. Eti tekrar mangala alın. Üzerine kubbe biçimli büyük bir kapak kapatın. Kapak dumanı hapsederek etin füme tadı kazanmasını sağlar.
* Mangalla işiniz bittikten sonra ızgaranın telleri hala sıcakken metal bir fırçayla kazıyarak yemek artıklarını çıkarabilirsiniz.
* Mangalda balık pişirirken tereyağını ızgaranın üstüne değil, balığın üzerine sürün.
*Sebzelerin içinin iyice pişmesini istiyorsanız önce 3 dakika mikrodalgada pişirin. Üzerlerine zeytinyağ sürüp mangalda bir süre daha pişirin.
* Yanan ateşin üzerine ot atarsanız (özellikle de kekik) çok güzel bir koku verir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 481
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1601
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster