Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
423
 

Mantık, Hayat ve Aşk

Mantık, Hayat ve Aşk
 

Mantıklı konuşanın afili sözleri olmaz. Hisler, karartır düşüncenin yolunu. Çalımlı laflar, hisler mantığı parçaladığı zaman çıkar ortaya. Hislerin yoğunlaştığı yerde mantık biter. İnsanlar artık yaşamın tam da burada başladığına inanıyor. Hiçbir hissine “düz” demeyen insanlar, mantığa “düz” sıfatını takmışlar. Hayatın düz- doğrusal- monotonluğunda mantıkla hareket ettiğimiz için böyle dediler belki de. Hislerin saklandığı, ihtirasların kaybolduğu, arzuların insanı yakıp kavurmadığı zamanlarda “düz” mantık etkindir!

Mantığı keşfeden filozofa göre, zorunludur mantık mutlu olmak için. Belki de bir kere bile sormadı, insanların kendini mutlu hissettiği anlarda mantığa neden hiç başvurmadığını. Onun zamanında böyle değildi hayat, belki ondandır. Zaman böylesine ölçülmüyordu, gökdelenler yoktu o zamanlar. Yalan ve yanlışla kimse bile bile mutlu olmuyordu.

Mutluluk, insanlar için istisna olduğu günden beri, mantık öğretilmiyor. Kimse mutsuzluğunu mantıkla çözmeye kalkmıyor. Yaşamın anlamına inanç kalmadığı için mantıklı olmak itibar görmüyor.

Aşkta olduğu kadar ayrılıkta da mantık yok. Aşkın mutluluğuna, ayrılığın acısına dair ne varsa edebiyat üstlendi. Olumlu ya da olumsuz önermelerin yerini en yoğunundan olumlu ve olumsuz hisler aldı. Algıların tanımlanmasını ve aktarılmasını imkansız gören mantık yerine, çalımlı laflar eden şiirler var.

Doğru düşünenin güzelliğe dair hiçbir şey bilmediği zannediliyor. Aforizmatik-afili laflarla benlikleri kışkırtılmadığında, hayat ve aşk yaşanamaz geliyor insanlara.

Mantık, din gibi gökten vahiy olarak gelmedi, insanların bağrından insanlığın yararına doğdu. İnsanların saçmalığından, insanlık zararına ortadan kalkıyor.
Düşünmenin bir kuralı olamayacağı, mantığa insanların ihtiyacı olmadığı söylendiğinde anlamlı bir laf edilmiş olmaz. Bu durumda da her şeyi belirsiz kılmanın mantıklı bir zeminini ararız çünkü. Hayatın bir anlamı yoksa, belirli olarak hiçbir şey düşüncemize konu edilemiyorsa; tüm bu düşüncelere nasıl ulaştığımızı açıklamamız gerekir. Ki bu mantığın bizzat kendisidir.

Mutluluk için, hayatın istisna anlarında, geçici hazlara bel bağlayanların; hayatın esasına dair konuşanları anlamaması anlayışla karşılanabilir. Ama kimse insanı, düşünmeyen ya da düşünemez varlık haline getiremez.

İnsanlık, afili lafların "tutarsızlıklarına ve çelişkilerine" maruz bırakılamaz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 315
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster