Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '07

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
1458
 

Marazın Kahvesi'nde bir sohbet

Marazın Kahvesi'nde bir sohbet
 

14 Ağustos öğleye doğru İnebolu’nun 413 basamaklı merdivenini tırmandıktan sonra İnebolu gözlerimin önündeydi. 20 yıl önce yitirdiğimiz arkadaşımı ziyaret ettikten sonra aynı yol üzerindeki Marazın kahvesine gittim (1). Marazın kahvesinin sahibi Hüseyin Amca ile konuştuk. Yaşını sordum 78 dedi. Hep merak ederdim o kahvenin tarihini. Yetmişlerin ortalarında eski sahibinden satın almış, otuz yılı aşkın zamandır işletiyormuş. Kahveyi devraldığı Aziz, Maraz Sadullah’ın torunuymuş. Marazın Kahvesi adının nereden geldiğini böylece öğrenmiş oldum. Şu andaki sahibi, kahveyi Maraz Sadullah’ın torunu Aziz’den satın aldığında Aziz’in yaşının neredeyse doksanında olduğunu anlattı. Orayı Maraz Sadullah işletirken Marazın Kahvesi adını aldığına ve torunu doksan yaşında devrettiğine göre yüz yıldan eski bir tarihi olduğu anlaşılıyor.

Marazın kahvesi adı hiçbir yerde yazmamasına karşın herkes bu adı biliyor. Bazen oraya gelip “Buralarda Marazın Kahvesi varmış, neresi” diye soranların olurmuş. Güzel bir ad olmadığı için yazmak istemedikleri belli. “MARAZIN KAHVESİ” diye bir tahtaya yazıp girişe asmasını önerdim. Salaş bir kır kahvesi burası. Eski tahta masalar ve sandalyeler. Yazılan yazının bu ortama uyması için elle yazılmasının daha uygun olacağını söyledim.

En çok Türk kahvesini beğenirlermiş. Ben de bilirdim kahveyi güzel yaptığını, birkaç kez içmiştim. Ancak oraya her gittiğimde genellikle yorgun ve susamış olduğum için çoğunlukla bir sade gazoz içmeyi tercih etmişimdir.

Artık yaşlandığını, bir süre sonra bu işi bırakacağını anlattı. İçimi bir hüzün kapladı. Birgün oraya gittiğimde o salaş kır kahvesini bulamadığımda, belki yerinde plastik sandalyelerin ve masaların olduğu, rengarenk ışıklarla süslenmiş bir yer bulduğunda ne kadar üzüleceğimi düşündüm. Zaman geçtikçe eskiye ait birçok şey yok oluyor.

Salı günü Marazın kahvesindeki bu sohbetten sonra Cumartesi akşamı büyük amcamın kızı ve torunları misafirliğe geldiler. Kırklı yıllarda Marazın kahvesine gittiğini o zamanlar orada Aziz’in çalıştığını anlattı. Savaş yıllarında savaşla ilgili haberleri almak için kahveye gittiklerini, merakla radyo dinlediklerini anlatmaya başladı ve hemen konu kıtlık yıllarında yedikleri mısır ekmeklerine geldi. Yıllar sonra bugün de oradalarmış.

Değişik noktalardan, değişik kişilerden sözederek bir kentin tarihinin yazılmasına küçük katkılarda bulunmaya çalışıyorum. Bu konuda yazdığım yazıları okuyanların yazdıklarıma ekleyecekleri bilgileri varsa yazmalarını bekliyorum.

(1) Marazın kahvesi: http://blog.milliyet.com.tr/blog.aspx?BlogNo=30096

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydın Bey benimde en korktuğum şey İneboluya gittiğimde o kahveyi kapalı görmek .Her gittiğimde mutlaka uğrarım.Hüseyin amcanın eşinin bakır cezvede pişirdiği Türk kahvesinin tadı ve köpüğü hiç bir yerde bulunmaz elbette ama doğallığı bozulmaz işallah.Benim tabirimle Maraz Amcaya allah sağlıklı uzun ömürler versin.

binnaz delen atılkan 
 03.09.2007 19:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1735
Toplam yorum
: 2342
Toplam mesaj
: 230
Ort. okunma sayısı
: 2359
Kayıt tarihi
: 22.09.06
 
 

27 Mart 1959'da İnebolu Yeşilöz Köyünde doğdum. Yeşilöz Köyü İlkokulu, Yeniyol İlkokulu, İnebolu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster