Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
334
 

Marmaris ve Gökova gezisi

Marmaris ve Gökova gezisi
 

Kızkumu-Orhaniye


 1 Eylül 2015  Salı günü kahvaltı sonrası Datça’dan ayrılıp bu seyahat planımızda Tire ve Datça’dan sonra 3. durağmız olan Marmaris’e gitmek üzere aracımıza binip yola koyuluyoruz.

Ancak Marmaris’e geçmeden önce Bozburun yarımadası’nı gezmek için Orhaniye-Selimiye-Bozburun tabelasını görüp içeri sapıyoruz.

1 saat süren yolculuk sonrası Hisarönü’nden geçerek Datça’ya 63 km uzaklıkta bulunan Orhaniye köyüne bağlı Kızkumu’nda duruyoruz.

Kızkumu, denizin ortasındaki kumluk alanda insanların 200-300 metre  kadar yürüyebildiği doğa harikası bir yer. Efsaneye göre korsanlara yakalanmamak için eteklerine kum doldurarak denizde yürüyen prenses, yüzme bilmediği için kumu bitince boğulmuş. O noktaya kadar insanlar yürüyorlar ve resim çektiriyorlar. Bir düşünün denizin tam ortasındasınız ve su seviyesi dizlerinizin altında.

Kızkumu’nda yüzmek için plaj da mevcut ancak kiremit rengindeki su çok sıcak ve sizi serinletmiyor. Dolayısıyla denizde yapmış olduğumuz yürüyüş sonrası aracımıza atlayıp bir sonraki durağımız Turgut Şelalesi’ne varıyoruz.

Turgut Şelalesi, Kızkumu’na 4 km uzaklıkta ve 10 dk. içinde varıyoruz.  Araç park yeri ile şelale arası 200 metre yürüme mesafesi var. Ancak ağaçların arasından yürüyüp yanınızdan şelalenin serin suyu akıyorken kısa bir doğa içi trekking yapmış oluyorsunuz.

4 metre yükseklikten akan şelale Marmaris’den gelen jeep safari turlarının da uğrak noktası. Ne kadar yasak olsa da şelalenin tepesinden aşağıya atlayanlar var. Yüzmek için birkaç gölet de mevcut. Bizde sakin bir gölet bulup şelalenin serin sularına kendimizi bırakıyoruz. Ancak su oldukça soğuk. Uzun bir süre suda kalmanız hasta edebilir. Birkaç dakikalık keyif sonrası biz de sudan çıkıyoruz. Tatlı suda yüzmenin keyfi de bir başka oluyor.

Şelale etrafında birkaç restoran da bulumakta. Şelale’den akan suyun sesini dinleyip kendinize alabalık ziyafeti verebilirsiniz. Ancak burayı ziyaret etmeyi düşünenlere, erken saatlerde gelmelerini öneririm. Öğleden sonra Jeep Safari turları gruplar halinde gelince oldukça kalabalık oluyor.

Bir sonraki durağımız Selimiye. Turgut Şelalesi ile Selimiye arası mesafe 14 km. Güzergah boyunca Bozburun yarımadasının harika manzarası bize eşlik ediyor.

Selimiye’ye vardığımızda çok dingin ve berrak bir deniz ile karşılaşıyoruz. Ancak bu güzel ve şirin balıkçı köyünde güzel ve geniş bir plaj veya kumsal olmaması biraz dezavantaj. Otel, Pansiyon veya Beach barların olduğu mekanlardan denize girmek mümkün. Bizde öyle yapıyoruz. Ancak 2 km. uzaklıkta bulunan Sığ liman çocuklu ailelerin tercihi olabilir. Adı üstünde denizinin sığ olması yüzme bilmeyen çocuklar için uygun. Kumu ise biraz çamur gibi.

Selimiye, Marmarise nazaran daha sakin, bangır bangır müzik seslerinin olmadığı, şezlong kapma savaşlarından uzak, lüks otellerin ve kebapçıların bulunmadığı tam bir kafa dinleme yeri.

Günü Selimiye’de tamamladıktan sonra Marmaris İçmelerde bulunan otelimize gitmek üzere yola koyuluyoruz. Bir sonraki Selimiye seyahatimizde günübirlik tekne turları ile Hisarönü körfezi ve adalarını gezmeyi notlarımıza alıyoruz.

Selimiye veya civarında geçmişte yapmış olduğumuz seyahatlerde ziyaret ettiğimiz Çiftlik koyu ile Bayır köyündeki anıt ağaç ile Selimiye’ye 11 km uzaklıkta bulunan Söğüt ve 18 km uzaklıktaki Bozburun ise vakti olan turistlerin alternatif gezi rotaları olabilir.

Biz Marmaris’de kaldığımız 4 gece boyunca çocuğumuzun su kaydırağı hevesini aldırmayı başardıktan sonra bir günümüzü Gökova körfezini görmek için Sedir adası (Cedreae)tekne turuna ayırıyoruz.

60 TL kişibaşı (Sedir Adası Antik kenti ve Kleopatra plajı müze giriş ücreti dahil) öğlen yemekli tur için sabah 09.00’da otelimizden alınıp otobüsle Çamlı köyü’ne transfer edildikten sonra teknemize biniyoruz. Sedir adası’na giden tekneler Marmarise 20 km uzaklıkta bulunan Çamlı köyü limanından kalkmakta.

İlk yüzme mola yerimiz İncekum plajı. Yüzerek plaja çıkıyoruz. Ayağınızı okşayan bir kum ile denizin berraklığı görülmeye değer. Buraya kendi imkanları ile gelmek isteyenler için, belli bir noktaya kadar araç ile ulaşım da mümkün. Daha sonra sürekli kalkan traktörler ile plaja getiriliyorsunuz. Ancak tekne turu ile gelmek hem daha ekonomik hem daha konforlu gibi.

Daha sonra adını sedir ağaçlarından alan Sedir adası’na (Kleopatra adası olarak da anılmakta) varıyor ve 2 saat serbest zamanda vaktimizi Kleopatra plajı’nda geçiriyoruz. Adını sedir ağaçlarından almasına rağmen ada topraklarında sedir ağacı yok.!

Kleopatra ile Sezar balayı için burayı ziyaret etmeyi planladıklarında sırf bu ziyaret için Mısır'dan 60 gemi ile getirilen, üzerinize yapışmayan, hepsi birer kar tanesi kıvamındaki muhteşem kumların plaja serpiştirilerek Kleopatra ve Sezar’ın yüzmelerine uygun hale getirilmiş ve şimdilerde girilmesi yasak olan plaj kısmında göreceğiniz bu kumlar sadece Mısır'da mevcutmuş.

Plaj etrafında bulunan şezlonglar ücretsiz. Ayrıca duş ve tuvalet ile bir de büfe mevcut. Antik kenti ziyaret etmek isteyenler 600 metre yürüyerek ulaşabilir.

Marmarise defalarca gelmişken prıl prıl su, muhteşem doğa, yeşil-mavi bir plaj, mükemmel bir kum ve tarih ile bu cennet adayı neden daha önce ziyaret etmemişiz diye kendi kendime hayıflandım.

Lacivert koy, Tavşan adası ve Eşek adası yüzme molaları sonrası akşam 17.00 civarı Çamlı limanı’na varıp bizi bekleyen otobüs ile otele geri bırakılıyoruz.

Marmaris’de kaldığımız süre zarfında bir kez merkezini ziyaret edelim dedik. O da sırf tekne turunu satın almak için oldu. Ancak Marmaris  merkez ve civarı için birkaç kelime etmek gerek. Etrafı bu kadar doğal güzellikler ile dolu olan bu güzel tatil beldemizin merkezi ve civarı (İçmeler-Armutalan vs.) bu kadar mı beton yığını olur. Sanki bir büyük şehir. Gittikçe daha da kötüye gidiyor.

Merkezdeki park sorunu, dükkanlarda satılan kalitesiz ürünler ve restoranların fahiş fiyatları diğer dezavantajları. Düşünün ki böyle bir tatil yöresinin sahilinde bir çay içme mekanı bile yok.

Marmaris veya civarında konaklayanlar, Jeep safari veya Sedir adası tekne turu alarak gezilecek doğal güzellikleri görebilirler. Ayrıca 30 km uzaklıkta bulunan ve Marmarise nazaran daha bakir kalmış Akyaka ve içerisindeki kadın azmağı  görülebilir. Biz geçen sene Akyaka’da konakladığımız için bu sene uğramadık.

5 Eylül 2015 Cumartesi öğlen civarı otelimizden ayrılıp İstanbul’a dönmek üzere yola koyuluyoruz.

Marmaris çıkışı, Akçapınar mevkiinde, yolun sağ tarafında kalan Aşıklar yolu’nda durup güzel fotoğraf karelerini anılarımıza ekliyoruz.

Yolun  her iki tarafında dizili okaliptus ağaçları arasında kendimizi ıssız bir orman içinde hissederken geçmişte bu yolda karşılaşan ve bakışan  her kız ile erkek birbirine aşık olurmuş. Şimdilerde ise turistler ve gelinlik –damatlık giyip gelen yeni evlenecek çiftlere doğal fotoğraf stüdyosu olmuş burası.

Marmaris-İstanbul arası mesafe 750 km ve 10 saat sürede katediliyor. Yol üzerinde yemek molamızı Susurluk yolu üzerinde bulunan Tellioğlu Değirmen Restoran’da verdikten sonra gece 12.00 civarında İstanbula varıyoruz.

Ayfer Gözübüyük bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster