Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1329
 

Martı sesleri, aç çocukların güneşten yanan elleri

Martı sesleri, aç çocukların güneşten yanan elleri
 

Dışarıda martı sesleri…

Akşam saatleri ve sabah 5 suları Kadiköy sokaklarında martıların konuşması hakimdir.

Güne sohbet ederek başlarlar, akşamı sohbetle karşılarlar.

Bana onları dinlemek, seslerinden bir anlam çıkarmak düşer.

Bugüne kadar ne sonuca vardın sorunuza da vereceğim cevap:

Martıların çoksesliliğe karşı olmayan, birbirlerinin fikirlerine saygı duyan kuşlar olduğu.

İtalyan sofralarındaki uzun sohbet seanslarına benzeyen konuşmalarında, kahkahalar yok belki ama yüksek volümlü sesleri kahkahaları aratmıyor.

Televizyondaki haberleri dinlemek yerine onların sesine kulak vermek daha anlamlı geliyor şu anda.

Geçenlerde bir yazıda okumuştum: Hiçbir ülkede Türkiye’deki gibi politik, sosyal olayların dinamiğinin hızlı olmadığı yazıyordu.

Bence de öyle…

Mesela bir anne ikiz oğullarına sünnet elbisesi almak için bindiği minibüsten ölü olarak çıkabiliyor. Geride hem ikiz oğullarını hem de annesinin dişçide olduğunu zanneden küçük kızını bırakarak. Acı, çok acı 2000’li yıllardaki halimiz.

“Gelişim, değişimdir” cümlesini kabul edemediğimiz, daha doğrusu etmek istemediğimiz için bu kadar şiddet, kaza ile burun buruna yaşamak zorunda kalıyoruz.

Hepimizin unutmaması gereken ise “bugün sana, yarın da bana” cümlesi olmalı oysa.

Hiç ummadığımız anlarda öyle şeylerle karşı karşıya gelebiliyoruz ki, neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Sokakta tecavüze uğrayan bir çocuk-bebek mi dersin, minibüste can veren anne mi, emekli sandığında kalp krizi geçiren yaşlı teyzeler mi… Hepsi de var, hiçbirisi hakkında da, “olur mu öyle şeyler?” diyemiyoruz.

Oluyor çünkü.

Dibimizde oluyor hem de…

Küresel ısınma konusunda da aynı noktadayız.

Sokaklarda patlamış borular, çeşme başında bekleyen kadınlar, yıkanamadığı için isilik olan bebekler ve mikrop yuvalarında yaşama numarası yapan insanlar.

İstanbul’dan bakınca dramatize ediyormuşum gibi gelebilir ama biraz da İstanbul’un kenar mahallelerinde turladığınzda, onların yaşamına dahil olduğunuzda İstanbul’un içinde onlarca cehennem ve yoksunluk galibi mahalle barındırdığını görüyorsunuz.

Martıların geçmediği, uğramadığı yerlerde kurbağalar zıplıyor sokaklarda. Nedeni: susuzluk ve hiçbir hijyenin olmaması.

Lastik ayakkabılı çocuklar, yaşadığımız lüks mahallelerin, sitelerin tam dibinde nefes almaya çalışıyorlar halbuki. Sabah erkenden su satmaya çıkıyorlar, arabaların önlerine kendilerini atıp 3 kuruş kazanmaya çalışıyorlar.

Onlara, çocuklarına sahip çıkamayan bir sistemin, çoçuğuna elbise almaya çıkan anneye sahip çıkmasını beklemiyoruz bu yüzden…

Sıcaktan pişen 3 yaşındaki kızın ellerine, omuzlarına krem sürmeyi, bakımsızlıktan tiftik olmuş saçlarını yıkayıp taramayı… Yemek pişirip, “hadi çocuğum doyana kadar ye” demeyi hayal edişim de bu yüzden…

"Çok sıkıntı verdin akşam akşam" diyenlere martı seslerini usul usul dinlemelerini öneririm.

Sıkıntıları iyi tahlil edemeyenler, martıların da ne dediklerini anlayamazlar.

Lütfen bunu unutmayalım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce insanları mı anlamalı yoksa martıları mı? aynı anda mı anlamalı ikisini veya ikisini de anlamayı bırakıp kendimizi anlamaktan mı başlamalı işe? kendimizi anlamaya çalışırken ihtiyaç duyulur mu martılara, duyulur herhalde. madem ihtiyaç duyuyoruz martılara, duymalıyız martıları o zaman... yazı etkiledi beni... sevgilerimle...

Zevzek 
 28.08.2007 18:49
Cevap :
Önce kendimizi, istediklerimizi, sonra da çevremizde olan her şeyi anlamalıyız... Bence yani... Martılar en sıkıntılı anlarımızda, ya da gün yeni doğarken o kadar iyi eşlik ediyorlar ki, dostlarımız onlar. Ne çok dokunuyorlar, ne de bir şey istiyorlar, sesleriyle eşlik ediyorlar sadece hayata ve tabii ki bize... Beğenmenize sevindim yazımı pek tabii ki. İyi akşamlar Haluk Bey!  28.08.2007 20:00
 

bütün cocuklara birdennn yapmalı bunları...sevmelii yedirmelii ellerni oksamalı...ama nasıl ?

Yasemin Erişen 
 24.08.2007 15:29
Cevap :
Ben de bilmiyorum... Ama hepsini çook sevmeliyiz, sahip çıkmalıyız. Çok hem de... Sevgiler!  24.08.2007 16:16
 

dinliyorum. önce şakaklarım sızlıyor.sadece bir takım karışık sesler.anlam vermeye çalışıyorum.ama manasız şeyler.ilk dinlemede olmuyor ama .gözlerimi kapatarak dinleyeyim dedim birde martı olduklarını unutmak için belkide. evet işte geliyor kulağıma sesleri soldaki martı ali abi diyor karşısındakine bizim küçüğü vapur ezmiş diyor o vapurdan atılan simiti yemek isterken oda bişeymi benim sülalem tankerden boşalan petrolden yok oldu diyor diğer bir tanesi o değilde böyle ikide bir insanların çöplerini eşelemek olmuyor hep zararlı maddelerden ölecez bu gidişle derken bu tarz ifadeler karışıyor birbirine. ne dersiniz her tarafımızı sarmış gibi bu haller ; artık martılardan bile bunları dinler olduk. sadece havayı izlesek belki biraz uzaklaşırız bu kendimizden kaynaklı sıkıntılardan :)

griadam 
 24.08.2007 2:32
Cevap :
Dinlemeye devam et ali gel... Onlar da seni dinliyor, unutmayasın... sevgiler!  24.08.2007 16:16
 

MUTLUĞUN KAPISINI TABİKİ!!!! VE İÇİNDEKİ ESRARENGİZ MUTLULUK HİSLERİNDEN BİRİNİ İNSANLARLA PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN TEBRİK EDERİM. HAYATIN İÇİNDEKİ ZORLUKLARA RAĞMEN MUTLULUĞU KAPISINI BULMA YOLUNDA HEMFİKİR OLMAMIZA SEVİNDİM. ÖRNEĞİN TOPCULAR İSKELESİ VE ESKİHİSAR İSKELELERİ ARASINDAKİ YAPILAN FERİBOT SEFERLERİNDE DENK GELİR GENELDE MARTILAR, VE CIKARDIKLARI SESLERİYLE İNSANLARI O ANLARINI UNUTTURULAR TABİ İLGİLENENLER.... MESELA ELİNİZDEN HAVAYA EKMEK(SİMİT) KIRINTISI ATILDIĞIN DA NASIL KAPTIKLARINI GÖRÜRSÜNÜZVE SİZ ÇOK MUTLU OLURSUNUZ. BU ARDA 45 DK NASILGEÇTİĞİNİ KARŞIDAN KARŞIYA NE CABUK GEÇİLDİĞİNİ FARKINA VARMADAN ANLAYAMAZSINİZ; ÇÜNKÜ MUTLUYDUNUZ, BU YÜZDEN HER ZAMAN BU YOLCULUK ESNASINDA ELİME EN AZ 3 TANE SİMİT ALIR VE FERİBOT YOLCULUĞUM BOYUNCA MARTILARI DOYUYUR VE O GÜZEL SESLERİYLE YOLCULUĞUMUN KEYFİNİ CIKARTIRIM. BU ARADA SİZDEN TEKRAR MUTLULUK KAPISINI ÇALMANIZI İSTİCEM, ÇOK İNCE DUYGULARA SAHİPSİNİZ ÇÜNKÜ:))) :)).!!!!!!!!

bocek3210 
 23.08.2007 17:06
Cevap :
Bir davranışla, ya da hereketle değil de sakin sakin mutluluktan yanayım... Sakin durarak da insan çok mutlu olabilir, huzurla dolabilir... Güzel düşünceleriniz için çook teşekkür ederim. Daha sık yazacağım, söz, söz, söz.... Hem de izci sözü:)) Sevgiler...  24.08.2007 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 1390
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

29 yaşında ve yengeç burcuyum. Her sabah 'flu' gözlerle dünyaya merhaba dememi sağlayan 5 numara göz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster