Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
189
 

Martin Luther King: Bir Hayalim Var!

Martin Luther King: Bir Hayalim Var!
 

"...Bir hayalim var: Gün gelecek dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar..."

1929 yılında çok şey değiştireceği dünyaya gözlerini açtığında hiçbir şeyden haberi olmayan ufak bir bebektir Martin Luther King. İnançlı bir ailede dünyaya gelmesi onu iyi bir Baptist yapmıştır. (Baptistler yalnızca inananların ve suya daldırma yöntemiyle vaftiz edilmesini savunan Protestanlardır) Her siyahi gibi beyazların hüküm sürdüğü bir dünyada azınlık olarak yaşayacağını ve insanlar tarafından hor görüleceğini yaşı ilerledikçe anlayacaktır.
 
Amerika'da 1875 yılında yürürlüğe konulan "Jim Crow Yasaları" toplu taşıma araçlarında ırksal ayrımcılığın en belirgin görüntüsüdür. O tarihten önce de siyahlar beyazların kölesi gibi görülüyordu lakin bu resmi bir adımdı ve siyahilere hukuk da arkasını dönmüştü. 1955 yılında Rosa Parks adlı bir siyahi bir kadın yasalar gereği beyazların oturması gereken yere oturmuş ve kalkması istenilince kalkmamıştı. Onun tutuklanması bir olaylar silsilesini başlatan döngünün ilk kısmıydı, ateş yakılmıştı fakat bu sefer kimse yanmayacaktı, bu ateş iki tarafın da içini ısıtması ve birbiriyle kaynaşması için vardı.
 
Martin Luther bu tarihten sonra biyografisi yazılacak adam ünvanına kavuştu. Montogomery Otobüs Boykotu'nu düzenledi ve ırksal eşitlik çağrılarında bulundu. İstediği tek şey yaradılışının ona verdiği eşitlik hakkıydı ve örnek aldığı kişi de bir pasifist ve barış adamı olan Mahatma Gandhi'ydi.
 
Onun bu tutumu en iyi kendi sözlerinde açığa çıkar:
"Karanlık karanlığı uzaklaştıramaz; bunu ancak ışık yapabilir. Nefret nefreti uzaklaştıramaz; bunu ancak sevgi yapabilir."

Şiddet istemiyordu, biliyordu ki Amerika İç Savaşı sırasında birçok insan öldü ama hala ırkçılık gündemdeydi. Hastalık devam ediyorsa tedaviyi değiştirmeliydi. Boykotları ve eylemleri çok fazla insana ulaştı ve bir anda topluluğun lideri pozisyonuna yükseldi.
 
1961 yılında FBI tarafından dinlenmeye ve takip edilmeye başlandı. Bunun nedeni Soğuk Savaş sırasında Sovyetler'in casusluk faaliyetlerinden çekinilmesi ve harekata komünizmin dahil olma ihtimaliydi. Fakat Martin Luther Komünizm'e pek sıcak bakmıyordu, FBI da daha sonra edindiği bu bilgileri onu liderlik pozisyonundan indirmek için kullanmıştı.
 
1963 yılında "İş Ve Özgürlük İçin Wastinghton'a Yürüyüş" başladı ve Luther asıl ününü burada yaptığı "Bir Hayalim Var" adlı konuşmasından sonra topladı. Lincoln Anıtı'nın önünde yaptığı bu konuşma Amerika tarihinin en önemli konuşmalarından biri olarak tarihte kendine yer edinmiştir. Luther'in sözcükleri insanları etkiliyor, fikirleri onları harekete geçiriyordu. Ve en nihayetinde  güçlü duruşu Amerika'yı sindirmişti. Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin karanlığını Luther'in ışığı aydınlatmıştı ve böylece 1964 yılında Yurttaş Hakları Kanunu kabul edilmişti. Aynı yıl Nobel ödülünü alan Luther çalışmalarını sürdürmüş ve ertesi sene de Oy Hakkı Kanunu'nu yürürlüğe sokmayı başarmıştı.
 
Siyahlar artık siyah oldukları için dışlanmayacak mıydı? İstedikleri yerde istedikleri gibi hareket edebilecekler miydi? Özgürlük dürtüsü insan iradesinin karşı koymakta zorlanacağı en büyük düşüncelerden(hislerden?) birisiydi. 1965 yılında yaşanan Kanlı Pazar olayı bir nevi ucuz atlatılmıştı. Karşıt fikirliler ve polisler Lutherciler'e şiddet göstermiş fakat olaylar büyümemişti.
 
1967 yılında Vietnam Savaşı başladı ve Amerika bu savaşa girebilmek için kendi başkanını dahi imha etti! (John F. Kennedy) Luther, Amerika'nın Vietnam'a gitmesini "Hiç adil değil" diye niteleyerek ağır eleştiriler getirdi ve yürüyüşler düzenledi. Her zaman insanlığı savunan Luther bir keresinde şöyle demişti: "Hayatın en ısrarcı ve acil sorusu şu: Başkaları için ne yapıyorsunuz?" O kendini hayatını bir kenera bırakıp başkaları için çabalamayı görev edinmişti. Ve öylesine başarılı olmuştu ki yanlış giden bir devranı döndürmeyi başarmış ve yoluna sokmuştu.
 
1969 yılında sanki öleceğini hissetmiş gibi "Mountaintop'a Gittim" konuşmasını yaptıktan sonra kaldığı Lorrane Motel'de güneyli ırkçıların silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Fakat biz Vendetta'dan bir şey öğrenmiştik: "Fikirlere kurşun işlemezdi" Onun fikirleri, onun iyiliği ve onun sırf insanlar eşit yaşasın diye verdiği mücadele birçok insana ilham kaynağı oldu, olmaya da devam edecektir. Bir hayalin vardı Luther; huzur içinde uyuyabilirsin zira artık siyahiler Amerika'da başkan dahi olabilmektedirler. Bu arada Vietnam politikasını  eleştirdikten sonra suikaste uğrayan Luther'i gerçekten güneyli ırkçılar mı öldürmüştür diye sorgulamamız gerekir mi sizce?


BİYOGRAFİ VE KİTAP İNCELEMELERİ YAPTIĞIMIZ YENİ KİTAP PLATFORMUMUZA TÜM MİLLİYET BLOG AİLESİ DAVETLİDİR: 

https://www.instagram.com/armadillokitap/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6550
Kayıt tarihi
: 06.08.14
 
 

Bilgi Güçtür ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster