Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
402
 

Marvel ve DC Comics Rekabeti ve Hayallerimizin Sonu

Marvel ve DC Comics Rekabeti ve Hayallerimizin Sonu
 

Günümüzde 15 günde bir ya da en geç ayda bir Marvel ya da DC Comics filmleri izliyoruz. Muhteşem alt yapıya sahip stüdyolarda 2-3 ana karakter ve gerisi göz alıcı bilgisayar efektleriyle yapılan süper kahramanlar ve süper düşmanlarla olan mücadeleleri. Bu filmler çok geniş bir kitle tarafından izleniyor maalesef. Çekimi kolay, teknoloji ağırlıklı ve insan üstü güçlere sahip olan ana karakterlerin kötülerle mücadelesi. Her insan güçlü ve kahraman olmayı ister felsefesini kullanıp 2-3 bilinen oyuncu koyup gişe rekorlarını alt üst ediyorlar. Sinema açısından bakıldığında 7 sanatı içine alan sinema için gelinen nokta süper. İzleyici de çoğunlukla karşılığını bulduğun içinde çok iyi.

Fakat bu filmler benim hayallerimi engelliyor. Aklına gelen süper kahramanlık hikayesi çoktan yapılmış ve bir karakteri bile var olmuş oluyor. Hatta durum o kadar ileri ki çizgi film olarak Osmanlı’nın Yeniçeri Birliklerinden etkilenip kılıçla savaşan bir kadın karakter bile yaratmışlar. Yani her ülkenin kahramanından esinlenerek süper kahraman yaratmışlar ve günümüz bilgisayar teknolojisini kullanarak 15 günde bir fil çıkarıyorlar. Bir hafta önce Superman izliyorsun 1 ay sonra 4 karakteri aynı filmde izliyorsun. Bence çok kolay film çekip para kazanma yolunu bulmuşlar ve peynir ekmek gibi de tutulup izleniyor ve herkesin süper kahraman olma hayallerini sonuna kadar kullanıyorlar. Bence biraz daha gerçekçi kahramanlar daha iyi olurdu.

Benim yazacaklarım bu kadar. Marvel & DC Comics rekabeti ile ilgili özet yazının devamında yer alıyor.

DC & MARVEL UYARLAMALARININ KÖKENLERİ

Bu alanda öncelik daha eskiye dayanan DC Comics’e ait. 1938, 1939 ve 1941 yıllarında sırasıyla Superman, Batman ve Wonder Woman’ın çizgi roman maceralarını başlatan DC Comics’in her biri ikona dönüşen bu karakterleri ilerideki yıllarda DC’nin temel taşlarını oluşturan baş üçlüsü olarak anılacaklardır.

Marvel Comics ise yayın hayatına 1939 yılında Timely Comics adıyla başladı. 1941’de Captain America ilk defa boy gösterdikleri çizgi romanlarla okuyucularla buluştular. 1944 yılında kısa metrajlı film serisi olarak çekilen Captain America ilk Marvel uyarlaması olarak tarihteki yerini alır. Marvel çizgi roman evrenini başlatmasıysa 1961 yılında yayın hayatına başlayan Fantastic Four ile olur. Bunu Hulk, Thor, Iron Man, Spider-Man, Avengers, X-Men gibi ilerleyen yıllarda her biri çizgi roman ikonuna dönüşecek çok sayıda yeni seri takip eder.

O döneme dek süper kahraman film ve dizileri çizgi roman okurları dışındaki kitle tarafından pek ciddiye alınmayan, temel izleyici kitlesi çocuklar olan, düşük bütçeyle kotarıldıkları için ucuz ve basit yapımlardı. Ta ki 1978 yılında gösterime giren bir film her şeyi değiştirip çizgi roman uyarlamalarının sinemadaki yükselişini başlatana dek.

SİNEMA EVRENİ KAVRAMININ DOĞUMU

Fakat kısa sürede farklı stüdyolar tarafından o kadar çok Marvel filmi sinemaya taşınmıştı ve yan ürün satışları öylesine yüksek bir gelir getirmişti ki yaklaşık 15 yıl önce finansal krize girmiş firma artık para makinesine dönüşmüştü. Marvel sonunda kendi film şirketini kurup karakterlerini sinemaya bizzat kendi taşımaya karar verdi. Bu kararla yaklaşık yarım milyar dolarlık bir sermaye ile Marvel Studios kuruldu. Marvel Studios’un en önemli özelliği bizzat çizgi roman yazarları tarafından hazırlanmış hikayelerle, çizgi roman çizerleri tarafından çizilmiş tasarımlarla, yani uzun lafın kısası “karakterleri çok iyi bilip seven ekipler tarafından” karakterleri sinemaya taşımaktı. Çünkü sinema geçmişinde çizgi romanları hiç okumamış ve anlamamış kişilerce çekilen kötü filmler bolca mevcuttu. Marvel Studios bunu değiştirmek istiyordu.

Marvel Studios filmlerini diğer çizgi roman uyarlamalarından ayıracak en önemli diğer unsur da tüm karakterler aynı sinema dünyasında var olacaklardı. Karakterler ve serileri farklı olmasına karşın çizgi romanlardaki gibi aynı dünyanın birer parçası olacaklar, filmlerinde birbirleriyle bağlantılar kurulacaktı. Marvel’ın pek çok karakterinin film haklarını geri kazanmış olması (filmleri vaadedilen sürede çekilmeyince film hakları firmaya geri dönmüştü) bunu mümkün kılıyordu.

Bu yolu açan film 2008 yılında gösterime giren Iron Man oldu. Jon Favreau tarafından yönetilen film büyük ölçüde başroldeki Robert Downey Jr.’ın karizmasından yararlanmıştı. O vakte kadar Marvel’ın ikinci plandaki pek tanınmayan karakteri olan Iron Man filmin elde ettiği muazzam başarıyla bir anda en popüler karakterlerden birine dönüştü ve filmin sonunda beliren Nick Fury ile Marvel Film Evreni’nin (Marvel Cinematic Universe = MCU) yolunu açtı.

The Avengers

Iron Man 2 (2010), Thor (2011), Captain America: The First Avenger (2011) filmleriyle MCU temel taşları yerine oturtulmuştu. Sıra 2008 yılından beri beş yıldır oluşturulan sinema evrenini birleştirici hamleye gelmişti. The Avengers 2012 yılında gösterime girince gişe rekorlarını darmadağın etti. Büyük bir beğeni kazanan film neticesinde Marvel Studios MCU planlarını daha da geliştirme cesaretini buldu. Iron Man 3 (2013), Thor: The Dark World (2013), Captain America: The Winter Soldier (2014), Guardians of the Galaxy (2014), Avengers: Age of Ultron (2015) ve Ant-Man (2015) ile MCU ikinci etabı da tamamlanmıştı.

Marvel Studios filmlerinin bu muazzam başarısı Marvel’ın 2014 yılında Disney tarafından dört milyar dolara satın alınmasına da vesile olmuştu.

20th Century Fox, New Line Cinema, Artisan Entertainment, Columbia Pictures tarafından satın alınarak filmleri çekilmiş Punisher, Daredevil, Elektra, Ghost Rider uzun süre devam filmleri yapılmadığından zaman aşımına uğrayarak ya da gişede başarısız olduklarından stüdyo haklarından feragat edince film hakları Marvel bünyesine geri döndü.

Tv alanında da atak yapan Marvel önce ABC kanalında yayınlanan Agents of SHIELD ve Agent Carter dizilerini hazırladı. Ardından Netflix kanalıyla anlaşarak Daredevil, Jessica Jones, Luke Cage ve Iron Fist, ardından tüm bu karakterleri kapsayacak The Defenders dizisinin hazırlıklarına başladı. Son söylentilere göre Daredevil ikinci sezonunda boy gösterecek Punisher’ın kendi dizisi de yolda.

Bu süreçte epey geride kalan DC Comics uyarlamalarıydı. Warner Bros.’un sinemada tamamıyla Batman ve Superman odaklı yaklaşımının tersine Marvel’ın pek çok farklı karakterlerini sinema ikonlarına dönüştürmeye başlaması Warner Bros.’un düştüğü yanılgısını fark etmesine sebep olmuştu. Stüdyonun yeni yönetimi benzeri bir DC film evreni yaratma çabasıyla Green Lantern filmini çekip 2011 yılında gösterime soktu. Filmin yönetmenliğini James Bond serisinin reboot filmi Casino Royale ile büyük başarı kazanmış Martin Campbell üstlenmişti. Film karakterin kökenlerine tamamen sadık kalmasına karşın bir süper kahraman filminden beklenen epik macerayı izleyicilere sunmakta başarısız kalmıştı. İzleyiciler tarafından beğenilmeyince Warner Bros.’un Iron Man filmi benzeri bir başarı yakalama hayalleri hüsranla sonuçlanarak DC sinema evreni oluşumunun birkaç yıl gecikmesine sebep oldu.

DC sinemada ağır kalsa da televizyonda hızlıydı. Arrow ve The Flash dizileri büyük başarı elde etti. Bunları bekleneni veremeyen Constantine, hâlâ devam eden Gotham, yeni başlayan iZombie ve Supergirl takip etti. Legends of Tomorrow, Lucifer ve Preacher da diğer yeni diziler.

MCU’nun başarısı Marvel karakterlerinin film haklarını elinde bulunduran diğer stüdyoların da iştahını kabartmıştı. 20th Century Fox’un elinde X-Men ve Fantastic Four vardı. X-Men zaten izleyiciler tarafından benimsenmiş, çok sayıda devam filmi çekilmiş, her biri yüksek gişe hasılatı elde etmiş ve artık sinemanın vazgeçilmezi hâline gelmiş bir seriydi. Fox’un isteği Fantastic Four’u da X-Men ile ortak film dünyasına adapte etmekti. Ancak 2015 yılında gösterime giren Josh Trank yönetmenliğindeki Fantastic Four reboot filmi öylesine kötü eleştiriler aldı ve öylesine kötü bir gişe hasılatı elde etti ki Fox’un bu hayali daha ilk adımında sona ererek yakın gelecekte yeni bir Fantastic Four filmi çekme olasılığını da ortadan kaldırdı. X-Men film evrenini genişletmeye odaklanan Fox daha önce çektiği solo Wolverine filmlerine ek olarak X-Men çizgi romanlarından sinemaya aktarabileceği yeni karakter arayışlarına girdi. Özellikle son yıllarda büyük bir hayran kitlesi edinmiş Deadpool bunun ilk adımı olarak 2016 yılında gösterime girecek.

Spider-Man filmlerini çekmiş Sony ise Sam Raimi yönetmenliğindeki üç filmin yüksek gişe başarısının ardından karakterin film serisine 2012 yılındaki The Amazing Spider-Man ile Marc Webb yönetmenliğinde reboot yaptı. Sony’nin amacı da MCU benzeri bir Spider-Man film evreni oluşturmaktı. 2014’te gösterime giren The Amazing Spider-Man 2’nin ardından kötü karakterleri içeren Sinister Six filmi çekilmesi planlanıyordu. Ancak The Amazing Spider-Man 2 beğenilmedi ve gişede beklentilerin altında kaldı. Birkaç yıl önce sinemada gişe rekorları kıran Marvel’ın en popüler karakteri artık MCU karakterlerinin filmlerinin yanında ezilir hâle gelmişti. Sony akıllıca bir hamle yaparak Marvel Studios ile masaya oturdu ve Spider-Man’i sinemada ortak kullanma kararı verdiler. Yıllar önce yapılan anlaşma gereği karakterin film haklarını satın almış Sony bunu elinde tutmaya devam edecekti, ancak Marvel Studios karakteri MCU filmlerine de dahil edebilecekti. İleride çekilecek yeni Spider-Man filmlerinin gişe geliri Sony’nin olacak, ama Marvel Studios denetiminde çekilecek ve MCU’nun bir parçası hâline geleceklerdi. Böylece bütün hukuki detaylar bir yana, Spider-Man’in Avengers’a dahil olmasının yolu açılmıştı.

EVRENLER ÇARPIŞIYOR!

MCU üçüncü etaba 2016’da Captain America: Civil War ile hızlı bir giriş yapacak. Spider-Man’i de MCU’ya dahil edecek epey geniş kadrolu filmin ardından Doctor Strange (2016), Guardians of the Galaxy Vol. 2 (2017), Spider-Man MCU reboot (2017), Thor: Ragnarok (2017), Black Panther (2018), Avengers: Infinity War Part 1 (2018), Ant-Man and the Wasp (2018), Captain Marvel (2019), Avengers: Infinity Wars Part 2 (2019) ve Inhumans (2019) filmleri gelecek.

Batman ve Superman

2006 yılında hayal kırıklığı yaratan Superman Returns’e karşın Warner Bros.’un böylesine popüler bir karakterden vazgeçmeye niyeti yoktu. Birkaç yıl sonra yeni bir Superman uyarlaması çalışmaları başladı. Yönetmen koltuğuna 300 ve Watchmen’deki görsel stili ile beğeni kazanmış Zack Snyder getirildi. İngiliz aktör Henry Cavill’in başrolde olduğu Man of Steel 2013 yılında gösterime girince başarılı bir gişe hasılatı elde etti ve modern bir Superman hikayesi olarak çoğunlukça beğenildi. Böylece Warner Bros.’un hayalini kurduğu DC film evreninin (DC Extended Universe = DCEU) ilk adımı atılmıştı.

Warner Bros. büyük bir ikinci adım atmaya karar verdi. İkinci DCEU filmi 2016 yılında gösterime girecek Batman ve Superman: Dawn of Justice olacaktı. Çelik Adam ile Kara Şövalye’yi beyazperdede ilk defa yan yana gösterecek filmin başarısı DCEU’nun tüm geleceğinin kaderini belirleyecek. Üçüncü DCEU filminde daha önce yapılmışlardan farklı bir film yapmak isteyen Warner Bros. bu defa DC’nin ünlü kötü karakterlerini ekip olarak sinemaya taşıyacağı Suicide Squad çizgi romanını seçti. En etkin kozlarından birinin Joker rolündeki oscarlı aktör Jared Leto olacağı 2016 yazında gösterime girecek filmde Batman de boy gösterecek. 2017 yılında Wonder Woman filminin yanı sıra DC’nin ünlü süper kahraman ekibi Justice League: Part One sinemalarda olacak. Bu filmleri sırasıyla The Flash (2018), Aquaman (2018), Shazam (2019), Justice League: Part Two (2019), Cyborg (202) ve Green Lantern Corps (2020) takip edecek.

Her karakteri ayrı ayrı sinemaya taşıyarak The Avengers öncesinde yıllarca ön hazırlık yapan Marvel Studios’un aksine Warner Bros.’un sinemada Justice League’e hızlı bir giriş yapacak olması kimilerince aceleye getirmekle eleştirildi. MCU 2008’deki ilk filminden bu yana geçen sekiz yıl boyunca kendine sadık bir izleyici kitlesi edinmiş durumda, neredeyse tüm filmlerinin başarı kazanması da bunu ispatlar nitelikte. DCEU’nun da benzeri bir başarı elde edip edemeyeceği 2016’da gösterime sokacağı filmlerle belli olacak.

Onlarca yıl boyunca çizgi roman satış noktalarında rekabet etmiş DC ve Marvel görünüşe göre 2016’dan itibaren sinema salonlarında da gişe hasılatı için kıyasıya bir mücadeleye tutuşmuş olacaklar. Her halükarda bu rekabetten kazançlı çıkması kesin yegâne kitle çizgi roman tutkunu izleyiciler olacaktır.

http://www.paslanmazkalem.com/sinemada-dunu-bugunu-ve-yariniyla-dc-marvel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1794
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster