Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
960
 

Marx'ın kapitalizme yüklediği olumlu işlevler

Marx'ın kapitalizme yüklediği olumlu işlevler
 

Üretim araçlarının gelişmesi, sanayileşme, fabrikalaşma ve bu sürecin modern sınıfları yaratarak, toplumda bir dönüşüme neden olması, Marx’ın tarihsel materyalizminin, kapitalist sürece dair temel tespitleridir. Bu sürecin ilerletici aktörü burjuvazidir ve o feodalizmin toplumsal yapısını yıktığı müddetçe de ilericidir. Bu süreci ilerici kılan, burjuvazinin tüm bu gelişmelerle kendi cellâdını –işçi sınıfını- var ediyor olmasıdır.

Tüm bu nedenlerle sosyalizm de, kapitalizmle beraber, modernizmle gelişen ve modernizmi geliştiren bir siyasi akımdı. Kapitalizmle ortak olan noktası, dünyadaki her unsuru, modern öncesi ve modern sonrası olarak tanımlamasıydı. Ulusları ve medeniyetleri bile.

Bugünün Marksistleri ile Marx arasında ciddi bir fark var. Bugünün sosyalistleri Kapitalizmi Marx gibi değerlendirmiyorlar. Bu daha çok, Marx’ın kendi yaşadığı dönemde kapitalizmi, hem ilerici, hem de yavaş yavaş gericileşen bir sistem olarak tanımlamasından kaynaklanıyor. Marx’tan sonra Lenin kapitalizmin tamamen gericileştiğini ve bunun en somut ifadesinin emperyalizm olduğunu dile getirdi. Genelde sosyalist zihinlerde, emperyalizm, Marx’tan sonra başlayan bir süreç olarak kabul edilir ama hiç de öyle değildir.

Bu ve ardından gelecek bir veya iki yazıda, Marx’ın kalkınma ve toplumların ilerleme dinamikleri konusundaki görüşlerini incelemek istiyorum. Marx’ın bu dinamikleri kapitalizmle çok fazla ortak nokta barındırıyordu. Çünkü Marx, eski toplumsal yapıların tasfiyesi ve üretim araçlarının dünyayı yeni baştan şekillendirmesi konusunda, kapitalizme ciddi görevler yüklüyordu.

Eğer ki hala kapitalizm, üretim araçlarını geliştirme becersi sergileyerek, toplumları ilerletme, onlardaki feodal düzenleri yıkma ve kalkınma dinamikleri ile toplumsal refahları artırma becerisi sergiliyorsa, Marx'a göre hala ilerici bir sıfat taşıyor olması gerekir. İşin bu kısmını, arkadan gelecek yazıda ele almak istiyorum. Önce Marx’ın modern öncesi ve modernleşmeye dair kapitalizme ve elbette burjuvaziye yüklediği görevlere bir bakalım;

İsterseniz, Marx’tan bir iki alıntı ile ilerleyelim;

“Burjuvazi, dünya pazarını sömürmekle, her ülkenin üretimine ve tüketimine kozmopolit bir nitelik verdi. Gericileri derin kedere boğarak, sanayinin ayakları altından, üzerinde durmakta olduğu ulusal temeli çekip aldı. Eskiden kurulmuş bütün ulusal sanayiler yıkıldılar ve hâlâ da her gün yıkılıyorlar. Bunlar, kurulmaları bütün uygar uluslar için bir ölüm-kalım sorunu haline gelen yeni sanayiler tarafından, artık yerli hammaddeleri değil, en ücra bölgelerden getirilen hammaddeleri işleyen sanayiler, ürünleri yalnızca ülke içinde değil, yeryüzünün her kesiminde tüketilen sanayiler tarafından yerlerinden ediliyorlar. O ülkenin üretimiyle karşılanan eski gereksinmelerin yerini, karşılanmaları uzak ülkelerin ve iklimlerin ürünlerini gerektiren yeni gereksinmeler alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılığın ve kendi kendine yeterliliğin yerini, ulusların çok yönlü ilişkilerinin, çok yönlü karşılıklı bağımlılığının aldığını görüyoruz. Ve maddi üretimde olan, zihinsel üretimde de oluyor. Tek tek ulusların zihinsel yaratımları, ortak mülk haline geliyor. Ulusal tek yanlılık ve darkafalılık giderek olanaksızlaşıyor ve sayısız ulusal ve yerel yazınlardan ortaya bir dünya yazını çıkıyor.“
Komünist Manifesto


“Burjuvazi, bütün üretim araçlarındaki hızlı iyileşme ile, son derece kolaylaşmış haberleşme araçları ile, bütün ulusları, hatta en barbar olanları bile, uygarlığın içine çekiyor. Ucuz meta fiyatları, bütün Çin setlerini yerle bir ettiği, barbarların inatçı yabancı düşmanlığını teslim olmaya zorladığı ağır toplar oluyor. Bütün ulusları, yok etme tehdidiyle, burjuva üretim biçimini benimsemeye zorluyor; onları uygarlık dediği şeyi benimsemeye, yani bizzat burjuva olmaya zorluyor. Tek sözcükle, kendi hayalindekine benzer bir dünya yaratıyor.”
Komünist Manifesto

“Burjuvazi, kırı kentlerin egemenliğine soktu. Çok büyük kentler yarattı, kentsel nüfusu, kıra kıyasla, büyük ölçüde artırdı, ve böylece, nüfusun oldukça büyük bir kısmını kırsal yaşamın bönlüğünden kurtardı. Kırı nasıl kentlere bağımlı kıldıysa, barbar ve yarı-barbar ülkeleri de uygar olanlara, köylü ulusları burjuva uluslara, Doğuyu Batıya bağımlı kıldı.”
Komünist Manifesto

“Burjuvazi, üretim araçlarını, ve böylelikle üretim ilişkilerini ve, onlarla birlikte, toplumsal ilişkilerin tümünü sürekli devrimcileştirmeksizin var olamaz. Daha önceki bütün sanayici sınıfların ilk varlık koşulu, bunun tersine, eski üretim biçimlerinin değişmeksizin korunmasıydı. Üretimin sürekli altüst oluşu, bütün toplumsal koşullardaki düzenin kesintisiz bozuluşu, sonu gelmez belirsizlik ve hareketlilik, burjuva çağını bütün daha öncekilerden ayırt eder. Bütün sabit, donmuş ilişkiler, beraberlerinde getirdikleri eski ve saygıdeğer önyargılar ve görüşler ile birlikte tasfiye oluyorlar, bütün yeni oluşmuş olanlar kemikleşemeden eskiyorlar. Yerleşmiş olan ne varsa eriyip gidiyor, kutsal olan ne varsa lânetleniyor ve insan, kendi gerçek yaşam koşullarına ve hemcinsiyle olan ilişkilerine nihayet ayık kafa ile bakmak zorunda kalıyor.”
Komünist Manifesto

………………..

Dikkat ederseniz, Marx komünist manifestoda, gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkelerdeki faaliyetlerini emperyalizm olarak tanımlamıyor. Aksine söz konusu girişimleri, gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkelere medeniyet transferi olarak görüyor. Burada bir yanıyla aşırı bir iyimserlik halini, bir nebze de, kötü bir amacın, sahip olduğu işlev nedeni ile ilerici bir faaliyet olarak görülmesi mevzu bahis. Bunu isterseniz bir kez daha Marx’tan, ama daha somut bir örnek olan İngilizlerin Hindistan'ı işgali üzerinden inceleyelim;

…………………

“İngiltere’nin Hindistan’da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici –eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması ve Asya’da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması. İngilizler, yerli toplulukları parçalayarak, yerli sanayinin kökünü kazıyarak ve yerli toplumda büyük ve yüce olan ne varsa yerle bir ederek bu uygarlığı yıktılar. Bunların Hindistan’daki egemenliklerinin tarih sayfaları, bu yıkımın ötesinde pek başka bir şey kaydetmiyor. Yenileme işi bu yıkıntı yığını arasından zar zor seçilebiliyor. Ama gene de başlamıştır.”
Marx, Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları, Sol Yay. 1.bsk, c.1, s.598

“İngilizlerin Hindistan’ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan’ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan’a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir.”
Marx, Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları, Sol Yay. 1.bsk, c.1, s.598

“Bu aile toplulukları, onlara kendi kendilerine yetme gücü veren el dokumacılığının, el değirmenciliğinin ve el tarımcılığının o özgün bileşimi içinde, ev sanayiine dayandırılmıştı. Eğiriciyi Lancashire’a, dokumacıyı ise Bengal’e yerleştiren ya da Hintli eğirici ve dokumacının her ikisini birden yok eden İngiliz müdahalesi, bu küçük yarı-barbar, yarı-uygar toplulukların iktisadi temellerini dağıtmış ve böylece Asya’da o zamana dek görülmüş en büyük ve doğruyu söylemek gerekirse biricik toplumsal devrimi yaratmıştır.”
Marx, Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları, Sol Yay. 1.bsk, c.1, s.594

“Hindistanlılar, bizzat Büyük Britanya’da halen egemen olan sınıfların yerine sanayi proletaryası geçene dek, ya da Hintlilerin kendileri İngiliz boyunduruğunu tümüyle kıracak denli güçlenene dek, kendi aralarında İngiliz burjuvazisi tarafından saçılmış yeni toplum öğelerinin meyvelerini toplamayacaklardır. Gene de ... bu büyük ve ilginç ülkenin, az çok uzak bir dönemde yeniden canlanışını görmeyi güvenle umabiliriz.”
Marx, Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları, Sol Yay. 1.bsk, c.1, s.602

Görüldüğü üzere, Lenin’in emperyalizm tanımı ile Marx’ın gelişmiş ülkelerin geri kalmış ülkeler üzerindeki faaliyetlerini tanımlaması aynı noktaya tekabül etmiyor. Burada her iki tanımında hatalı olduğunu söyleyerek kapatmak istiyorum.

Sonraki yazıda devam…………

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1785
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster