Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1361
 

Masa, kasa, nisa..

Masa, kasa, nisa..
 

Masa, kasa ve olmazsa olmazı Nisa..


Geçenlerde bir TV proğramında ateşli bir tartışma izlemiştim.

Tartışmanın konusu; “Cemaatler hak yolunda mı, menfaat yolunda mı?.” Tartışmacılar arasında, her devrin kalemşörlerinden Nazlı Ilıcak ta vardı. Ayrıca falan cemaatin önde gelenlerinden Ustaosmanoğlu’nun yakını ve karşıt görüşten de aydın ve demokrat olduğu her halinden belli olan ve günümüzdeki cemaatlaşmayı bilimsel olarak ortaya koyup çürüten bir arkadaşımız da vardı. Bu arkadaşımız anında Nazlı Ilıcak’tan “veto”yu yedi . NazlıHanım “Sen solcu değil misin” diye bas bas bağırıyordu. Karşı taraf 12 Eylül’de Nazlı Hanım’ın nasıl bir darbe şakşakçısı ve nasıl bir Kenan Evren hayranı olduğundan bahsedince Nazlı Hanım her ne kadar kem küm ettiyse de ne mal olduğu bir kez daha anlaşıldı.

Fakat o programda benim asıl dikkatimi çeken ve “İşte budur” diye bağırmama neden olan bir konuşma daha geçti ki olayın bam teliydi bu cümle ve o kısacık yapısına rağmen o cümlede Türkiye’deki cemaatlaşmanın yapısı çok açık bir şekilde gözler önüne serilmişti.

Evet Türkiye’deki cemaatlaşmanın üç önemli hedefi vardı ve bu hedeflere ulaşmak için cemaat mensupları Allah’ı ve dini gözlerini kırpmadan kullanıyorlardı. İlahiyat kökenli olan ve soruna çok isabetli ve haklı olarak parmak basan bu tartışmacı bu hedefleri şöyle sıralamıştı.

Masa, Kasa, Nisa..

Yani mevki makam, Servet ve Kadın..

Sekiz yıllık AKP iktidarında bu hedeflerine ulaşan on binlerce tarikat muridi görmedik mi?.

İsim isim saysam sayfalar yetmez.

AKP iktidarının devamını hayati mesele olarak ve her şeyin üstünde gören cemaat, yeri geldiğinde dini, yeri geldiğinde türbanı, yeri geldiğinde gıda kömür yardımlarını, yeri geldiğinde “uyduruk demokrasi mavallarını”, camiyi, parayı elinde ne imkan varsa her şeyi kullanarak, bu sırça köşklerde kurulmuş padişahlığı devam ettirmeye çabalıyor çabalamaya da devam edecek gibi.

Üstelik durumları ABD’nin bölgedeki çıkarlarına bire bir uyuyor.

Eh daha ne olsun “Sabah akşam Allaha Şükür’ki ne şükür.”

Daha ilköğretim çağındaki çocukların örtünmesini savunurlar, ellerinden gelse onları kapkara peçelerin içinde okula yollayacaklar, bu sayede cinsel bir obje olarak gördükleri o gencecik pırıl pırıl çocukları (güya) kendi belden aşağı düşüncelerinden koruyacaklar. Ama bu “Müslüman" ve tarikat mensubu dostlarımız, doğu güneydoğuda para ile alınıp satılan küçücük kız çocuklarından, töre ve namus cinayetlerinden, cinsel tacizlerden, ensest ilişkilerden hiç bahsetmezler. Geçtiğimiz yıllarda Siirt’te bir çok kişi tarafından yıllarca tecavüze uğrayan küçük kız çocukları için “biz bu meseleyi aramızda hallettik” diyen bir Belediye Başkanı çıkmıştı. Hani ne oldu o tecavüzcülerin davasında bir gelişme var mı? Yok, olmaz. Çünkü bu kokuşmuşluk ve çürümüşlüğün üzerine gitmek, hem cemaatin önemli bir propaganda ayağını engelleyecek, hem de o cemaatin en önemli hedeflerinden birisi olan Nisa (kadın) kaynağını kurutacaktır.

Bu “dini bütün “ dostlarımız için kadın bu işin olmazsa olmazıdır. Kadınsız, hatta birkaç tane kadınsız bir hayatı düşünemezler bile. En alt basamaktaki muridden en üste doğru çıkın bir çoğunun bir veya birkaç sevgilisinin, imam nikahlı karısının olduğunu görürsünüz. Görüyoruz. Örnek mi?. Arayın bulursunuz. Ben yinede bir ipucu vereyim. Mesela İ.Melih Gökçek’in prenslerinden Bel-Pa’cı Yalçın Beyaz.. Git o Yalçın Beyaz’ı incele elinden tespih, ağzından dua düşmez. Sabah akşam camiden çıkmaz..

Masa’nın kendilerine tarikat tarafından bağışlanması bu gözü dönmüşlerin Kasa ve Nisa adımları için önemli bir mevzi olmuştur. Gidin bakın en küçük şube müdüründen, genel müdürüne kadar bütün devlet kadroları tarikatçi ve cemaat mensubu muridler tarafından işgal edilmiştir.

Kasa’ya gelince zaten senelerdir, din iman sevap ayaklarına yatıp mütedeyyin insanlarımızdan milyonlarca mark, dolar, euro dolandırdılar. Yimpaş’lar, Kombassan’lar, Jet Fadıl’lar, İhlas’lar hala hafızalarımızda. Artık bu tür dolandırıcılıklara tenezzül etmiyor gibi görünüyorlar. Artık tezgah çok iyi kurgulanmış bir şekilde çok üst makamlardan organize ediliyor. Kanunlar çıkarılıyor, genelgeler yayınlanıyor, ihale şekilleri kendilerine göre geliştiriliyor.

Artık kim tenezzül eder sahte Akbil kalpazanlığına, kim tenezzül eder İgdaş vurgunlarına.

Fakat kepçenin sapı o kadar çok dışarıda kalıyor ki, bu vurgun ve talan düzeninin sadece okyanus ötesindeki bir cemaatin kasasını doldurması ve devlet içinde devlet olan bu cemaatin gözü dönmüşlüğü diğer irili ufaklı cemaatlerin tepkisini çekiyor, birbirlerine düşüyorlar.

AKP içindeki küçücük bir sallanma (ki yakındır) bu cemaatlerin birbirlerinin kirli çamaşırlarını orta yere dökmeleri için önemli bir neden olacak. O panik havasında ne hırsızlıklar ve üç kağıtçılıklar ortaya çıkacak göreceğiz.

Evet...

Masa, Kasa ve Nisa ülkemizin üzerine çöreklenmiş ABD güdümlü cemaat ve tarikat sisteminin en önemli hedefleri ve vazgeçilmezleri.

Ne diyelim...

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Saygılar..

18.11.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ellerine fırsat geçti ya artık talan üzerine talan yapıyorlar. Cemaatlerin çoktandaır bu en büyük özelliği engellenmişti. Yine kafalarının koparılması yakındır. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 19.11.2010 9:37
Cevap :
Her gecenin sonu sabahtır sevgili hocam. Bu günlerde geçecek. Sevgiler, saygılar..  28.11.2010 17:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 733
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster