Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1349
 

Maşa kadar kocası olanın ....

Maşa kadar kocası olanın ....
 

MAŞA  KADAR  KOCASI OLANIN, PAŞA  KADAR  İTİBARI  OLUR.

Eski bir darbı mesel bu. Yani atasözü. Beni aldı eskilere götürdü.

Neden darbımesel kelimesini kullandım, atasözü yetmiyor muydu?

Amacım eskiye doğru bir seyahat yapmak.

Bu seyahat biraz zor olacak. Zira çok kişi karşı çıkacak bu seyahata.

Geçmişe mi, köhnemiş düşüncelere mi gideceğiz diyeceklerdir?

Esasında ben de geçmişe gitmeyi hiç sevmem?

Ama bu sefer başka.

Neden başka? Çünkü kadın erkek ilişkisi ve aile  konusundaki, düşünce ve kanaatim yaşım ilerledikçe  değişti.

Önceleri yani lise ve üniversite çağlarımda, "Osmanlı aile yapısını sevmezdim ". Tenkit ederdim. Tamamen babanın veya kocanın ya da erkeğin  hakimiyeti altında olan bir aile yapısı bana ters gelirdi. Kadınların erkeklere fazlaca önem vermeleri ve aşırı saygı duymaları da.

Kocasına: " tamam bey, haklısın bey, sen ne dersen bey " diyen kadının çektiği eziyet beni üzerdi.

Hele çocukların babalarına beybaba demeleri, her konuda babalarına danışmaları, eve gelince elini öpmeleri. Bana çağ dışı gibi görünürdü. Ayrıca Babaların öcü gibi gösterilmesi çok garipti.

Baban geliyor, baban duymasın, babana söylerim, tehditleri veya nasihatları kişiliğimi sarsardı.

Bu nedenle feminist düşünceyi savunanların yanında yer aldım. Kadın ve erkek eşitliği düşüncesinin tam taraftarıydım.

Saygı da eşit, sevgi de eşit  olmalıydı. Aksini düşünmem olamazdı, imkansızdı.

Bu düşüncelerle seneler geçti.

Yaşım ilerledikçe, derler ya " kazın ayağının öyle olmadığını " gördüm.

Aile düzenleri zaman içinde değişmişti. Babalar bir kenara itilmiş, çocuklar ön plana geçmiş, aile idaresi de kadınlara.

Eskiden eli öpülerek karşılanan babaya, eve geldiğinde " ne haber baba, hatta biraz ileriye gidenler ne haber moruk " demeye, daha önceleri kocalarına "bey "diyen kadınlarımız, çağdaşlıklarını ortaya koyarak, arkadaşlarına  kocalarından bahsederken , "bizim adam " demeye başlamışlardı. Hatta eşlerine " kocam " demek bile ağırlarına gidiyordu.

Çocuklar istedikleri zaman geliyor, istedikleri zaman gidiyordu. Babadan izin almak adeti çoktan rafa kalkmıştı.

Akşamları bir masa etrafında yemekte birlikte olmak adeti bir çok ailede unutulmuş, çocuklar kendi alemlerinde olduklarından, kadınlarımız da, ya altın gününde ya da arkadaşlarıyla bir toplantıya filan gittiklerinden, aileler bir masa etrafında toplanamaz olmuştu.

Ne demek yani akşamları birlikte yemek masasında toplanmak ? Çok "banal"  bir adet şekline dönmüştü, günümüzde. Zira çağdaş düşünecek ve modern olacaktık.

Olduk. Ne aile mefhumu kaldı, ne baba, ne koca.

Kocaların ve erkeklerin itibarı yerlerde sürünmeye başladı. Paşalık nerede acaba ? Herhalde Silivri'ye taşındı.

Osmanlı aile yapısını ve erkeğe verilen önem ve değeri şimdi takdir ediyorum. Zira,   şimdiki ailelerin hepsinde kocalarını, toplumda da erkekleri küçümseyen  bir kadınsı tavır görüyorum.

Boşanmalar had safhada. Çocuklar dağılmış durumda.. Ne bayram kaldı ne seyran. Herkes kendi havasında. Saygının her türlüsü yok olmuş. Komşuluk anlayışı tamamen bitmiş. Terbiyeli, haddini bilen insan bulmak imkansız gibi.

Meğer ne güzel bir zihniyetmiş "kocanın paşa sayıldığı zihniyet ", ya da, o dönem.

Taşları yerinden oynatmamak lazım. Kötülükler temizlenmeli, ama  değerler yıkılmamalıymış. Bunu anladım. Yani muhafazakarlığın gerekli olduğunu.

Cumhuriyeti kurduk, mükemmel oldu, ancak değerlerimiz, ananelerimiz  yozlaşmamalıydı, bunu başaramadık.

 

 

 

 

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Lütfetmek ne demek tabi severek okurum yazılarınızı, fakat benim yorumum bu yazınızla ilgili, diğerlerini okuyunca sizin hakkınızda görüşüm netleşebilir ama, bu yazınızda sanki Osmanlıya özlemi gördüm ben, anlatmak istediğinizle benim algıladığım farklı olabilir.Selam ve sevgilerimle...

Nuray Ors 
 24.01.2012 12:53
Cevap :
Özür dileyerek bir örnek vereceğim.Örneğin "ne güzel kız değil mi " diye bir soru sorduğunuzda ,karşınızdaki " ne o, anlayalım, gibi imalı sorular sorarak ", sizin hiç de öyle düşünmediğiniz şekilde değerlendirme de bulunur. Ya da Sayın Erdoğan çok çalışıyor deseniz, o Yılmaz bey safmı değiştirdin diyebiliyorlar. Bilmem anlatabildim mi? Belki de haklısınız, çok dikkatli yazmak lazım. Sevgi ve saygılarımla.  24.01.2012 14:03
 

Selamlar Yılmaz Bey, birçok şeye katılmakla birlikte, karşı durduğum bir bölüm varki oda Cumhuriyet'le ilgili olan kısım.Aile yapısının bozulmasının, toplumdaki dejenerasyonun sebebi olarak Cumhuriyet'i göstermeniz bana göre doğru değil.Osmanlı aile yapısı, osmanlı'nın idare yapısı zaman içinde eksiklikler ve Osmanlı idaresinde kokuşmalar başgösteriğinden Cumhuriyet ilan edildi, bu yazınızın son kısmmnı Osmanlı'ya özlem gibi algıladım.Büyüğün sayıldığı küçüğün sevildiği aile yapısı elbet benimde temennim ama bu bozulmanın sebebi Cumhuriyet değil,selam ve sevgilerimi yolladım size.

Nuray Ors 
 20.01.2012 1:38
Cevap :
Sayın Lilacan , hayatımın hiçbir anında Osmanlı dönemini benimsemedim ve o dönemi hep kınadım. Atatürk devrimlerine ve Cumhuriyet rejimine o kadar bağlıyımdır ki bu konuda tartışmaya bile girmeyi zul sayarım. Yazımı yakından okursanız ne demek istediğimi iyi anlarsınız. Yazdıklarımın Osmanlı rejimiyle hiç alakası yoktur. Bir takım hasletlerimizin kaybolmasının sebebi asla Cumhuriyet olamaz. Zaten Atamız da halk evlerini kurarak geleneklerimizin yozlaşmasının önüne geçmek istemiştir. Türk Sanat Müziğinin değer kazanması için bir çok büyük girişimlerde bulunmuştur. Tarihe çok önem vermiştir. Neden? Toplumun dejenere olmasını önlemek için. Lütfen yuvarlak fikirlerin esiri olmayın ve Atamızın ne yapmak istediğini derin bir biçimde analiz edin ve her yaptığında büyük bir hikmet olduğunu anlayın. Benim bütün yorumlarım ve yazılarım Atamızın ve Cumhuriyetin izlerini taşır. Lütfen yazılarımın bir kısmını okuyun ve bu adam ne demek istiyor diye düşünün. Tabii tenezzül ederseniz. Sevgi ve slm.  20.01.2012 23:16
 

Ben yine sizin gençliğinizdeki gibi düşünüyorum.Saygının tarifini yeniden yaptığımız zaman inanın bana Osmanlı tarzı aileyi onaylamayacaksınız. Demek ki siz benim "SAYGI" başlıklı yazımı okusanız beni sopayla kovalardınız.

Kerim Korkut 
 17.01.2012 19:12
Cevap :
Kusura bakma Kerim kardeşim, senin bu tür düşüncelerine katılmadığım için yorum da bulunmuyorum . Sizin değerlendirmeleriniz biraz acımasız.Duyguları hiçe sayıyorsunuz. Son mohikan olarak böyle düşünüyorum.  17.01.2012 19:26
 

Konu çok önemli... ve herşeyde olduğu gibi bunda da yine bir birine bağlı pek çok sebep ve sonuç bulunduğu için, baktım yorum yazsam bu defa yorumun uzunluğu beni bile aşacak, kalktım blog yazdım Yılmaz Bey'cim :)) Bilinciniz için, böyle bir konuyu işlediğiniz ve benim de yazıma vesile olduğu için, gönülden teşekkürler ve saygılarımla... http://blog.milliyet.com.tr/toplumda-dejenerasyon/Blog/?BlogNo=343337

Filiz Alev 
 12.01.2012 22:23
Cevap :
Çok güzel yazmışsınız. Felsefenin ABC 'si gibi olmuş. Konuyu bu denli detaylı anlatmak bana zor geliyor. Başaramıyorum. Elinize sağlık. Teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla.  15.01.2012 15:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 450
Toplam yorum
: 2187
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 990
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster