Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
212
 

Masallarım var ve de hikayelerim

Masallarım var ve de hikayelerim
 

Buraya yazmak zor, çünkü yazarken sanki yazdığın sağlam olmalı. Giriş olmalı, gelişme ve sonuç. Sonra editör tarafından da onaylanmış olmalı. Yani zor.. Ama arada yazdığım yazıya yazanlar oldu, bekliyoruz diyenler. Beni zorladı.. Dedim ki sanırım başaramayacağım. Çünkü düşüncemde giriş, gelişme ve sonuç yok. Ama bir an cesaret edip de yazınca, gelen yorum yine bana acaba dedirtti..

O günden beri düşünüyorum. Ne anlatabilirim, hangi hikayeye ana kurguyu kurabilirim? Kuramadım. Ama hep düşündüm.. Bir yanım yazmak istedi ki, keyif aldığım ya da kederlendiğim düşünceden keyif alanlarla ve kederlenenlerle paylaşayım. Bu yazı onaylanır mı bilmiyorum ama bugün, giriş gelişme ve sonuç olmadan yazacağım...

Eskiden La Fontaineden masallar dinlerdik, çok da keyifliydi. Öyle masal çocuklarıydık biz, her duyduğumuza inanır, her gördüğümüzü gerçek sanırdık. O kadar gerçekti ki her şey, gerçek hayat başlayınca ve filmlerde gördüğümüz hatta ezberlediğimiz replikleri tekrarladığımızda, filmlerdeki gibi olmayınca sonuç, çok şaşırdık. Çok bocaladık. Diyebilirm ki depresyona bile girdim. İyi son bir türlü gelmiyordu. Ama hikayelerde hiç travma yoktu ya, travma geçirdiğimi bile anlamadan çıktım içinden. İnsan ya aşkından verem olur kan kusardı, ya acıdan ölürdü ya da mutlu sonu yaşardı. Ne kan kustum ne acımdan öldüm ne de mutlu sonu yakaladım.  Sadece yaşadım. Yaşadıklarım bana tek bir şey öğretti, ya yaşarsın ya da ağlarsın. Bu arada romantik filmleri izlerken Duygu Asena kitapları vardı. Bangır bangır bağırıyordu; kadınsın ve bireysin, adın yok ama sen VARSIN. Güzel yıllardı o zamanlar, genç Cumhuriyetin genç insanları ayağa kalk diyen.  Ağlayamadım, ayağa kalktım. Çünkü insan özgürdü ve güçlü, insan seçebilirdi.. İnsan deneyebilir, düşebilir ama yine kalkardı. Zaten rahmetli ölürken bile o mesajı vermedi mi?.. O kadar çok okudum ki kalkmayı seçtim. Kalmak belki haksızlık, değişen düzene ve insanlara rağmen yaşamayı seçtim. İyi ki de yapmışım, Tanrı bana görme imkanı verdi. Hayal bile etmezdim ama dünyayı gezdim. Değişik kültürleri ve insanları gördüm. İnsanın ülkesi ve rengi değişse bile hikayesinin hiç değişmediğini gördüm. Çünkü inan insandı. Bakınız bu hikayeye koyduğum fotoğrafa, Güney Afrika'da çektim. Kara ırkın fethedilip, elinde toprak varken incil konduğu ama sonra kitaba tutununca topraklarından olduğu memlekette. Orada da aynı hikayeler, çünkü insanız ve insan duygudur dolayısı ile zaafiyet. Ben gittiğim her kıtada bunu gördüm. Bir de gördüm ki, ki bu daha mühim, insan özgürdür. Hükümetler ve yaşadığın ülkedeki yasalar sadece yaşadığın toprakları bağlar. Eğer bir adım çıkar ve yüzünü özgürlüğe dönersen; yaşın-cinsiyetin ve ırkın hiç önemli olmadığı topraklar var. Orada 40 yaşında emekli, çoluk çocuk sahibi ya da evde kalmış olman gerekmez. Garsonluk yapar, insan muamelesi görür ve kalbinin yaşı kadar yaşarsın. Öyle de bir dünya var. Bilmem sevdiğim toprakları ve güzel annemi bırakabilir miyim bir gün ama eğer bir gün kendimi seçersem orada özgür bir dünyanın olduğunu biliyorum..

Çözemediklerime geleyim.. Hangi hikayeyi anlatayım? Sevilmediğimi ama hak verildiniğini mi? İnsanların hikayelerimi dinlemeyi sevdiğini ama hikayeye konu olmak gerektiğinde kaçmayı seçtiğini mi..İnsanların yaşamaya cesaret edemeyip, acabalar için korkup beni afaroz ettiğini mi.. Keşke diyorum ki yaşasalar, görseler, gerçekten mutlu olup gerçekten acı çekseler ve öyle çekilseler oyundan ama analatamıyorum. Bizi çevrelediğimize inandığımız bu sınırlar var ya, onlar korkularımız yüzünden bizi gerçekten çevreliyorlar. Bu yüzden cahilin cesaretini severim, çünkü yapar ve yaşar. Hatta adalet pek işlemediği için cezasını bile çekmez. Ama akıllılar var ya, onların durumu fena. Onlar ceza ve sonuçtan korkar yaşamazlar, kendileri yargılar kendileri ceza keserler, oysa bilmezler bile yaşanabilecek olan sonuç iyi midir ya da kötü müdür.. Onlar insanın canını yakar. Desem ki acı çeken, bedel ödediğini düşünen ve çocuğunu sevemeyen bir adam için üzülüyorum ama o asıl onu üzüntüsünü sevdiğimi anlamaz; bu hikayenin sonuna oturur mu?

İşte bu yüzden buraya yazmak zor. Çünkü bazen hikayenin başı, sonu ve ortası uymaz. Oysa bir hikayede küçük bir detay dünya kadar görüşü, hayatı sorgulayışı açar. Eğer bu yazı onaylanır ve okumaya açlılırsa, yazmadığım süreçte bana yaz ve bekliyorum diyen kişiye hediye ediyorum. Yazacak bir hikayem yok  pek onaylanacak, ama dünya kadar düşüncem var. Ve fakat paylaşmak hiç kolay değil. Yeni bir şey anlatamam ama çok masalım var ve hikayem.  Ve ben her şeye rağmen inanıyorum ki hayat La Fontaine Masalları gibi olmasa da, eğer sonuna mutluluk oturtmak istiyorsan masal mutlu sonla biter. Çünkü için de sen varsındır ve sen alternatif üretebildiğin sürece hep bir diğer yol vardır. Çünkü sen görebildiğin sen deneyebildiğin kadarsındır, o zaman sen dünyasındır. Bana hiç kimse ama diyemez, ama diye bir şey yok. Seçtiğin, istediğin ve yürüdüğün yol var her zaman. Amalar için çok genç, ve fakatlar için fazla dirayetliyiz. Zülfü dinleyin ve güneş toplayın benim için. Sezen dinleyin, demlenin ama hiç vazgeçmeden gülümseyin. Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda, mevsim değişir Akdeniz olur gülümseyin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:) Gülümsedim ve yine sevdim...Yüreğinden geçenleri yazsan yetiyor. Senin kalemin yüreğinle birleştiği an akıyor ve her zaman severek okuyorum ve tabiki de bekliyorum ..Sevgilerimle.

Tülay EKER 
 15.09.2012 14:19
Cevap :
:)) Çok memnun oluyorum sizden olumlu eleştiri aldığım zaman. Teşekkür ederim. Sevgiler..Geç yazdım çünkü bu siteyi pek çözemiyorum :)  27.11.2012 9:52
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 921
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster