Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
184
 

Masalların Evrimi

Masalların Evrimi
 

Ayı ile dost olanlar, ayının şakasını da kaldırmak zorundadır. Bu konuda bir delikanlının başına gelenlerle ilgili çok etkileyici bir hikâye okumuştum. Kişi ne kadar iyi dost seçerse seçsin, nihayetinde seçilen dost kendi cinsinin özelliklerini gösterir, tabiatı öyledir. Eşeğin semeri sırtındadır. Efendi de semerin üzerindedir. Bu da kuraldır, bu da değiştirilemez. Bazıları ise; durum ne olursa olsun kar sağlamak arzusundadırlar, bunu da genellikle bizim kabul ettiğimiz kutsallarımızla ilgili olabilir. Hatta kesin onlarla ilgili olmak zorundadır.

Siyaset, ticaretle aynı kurallarla yürütülür. Türkiye’nin en büyük sanayicilerinden biri olan Vehbi Koç; “Ticaret ve siyasette acımak olmaz.” İşleri güzel olduğunda beyefendi muamelesi görenler, daha sonraki zamanlarda da gerçekten beyefendi muamelesi görebilir, aynı şekilde siyasette de bir zamanlar ünlü olanlar daha sonra sokakta kimsenin tanımadığı bir adama dönüşebilirler Belki de gerçekte de böyle mi olmalıdır, bilemiyorum. Birçok Avrupa ülkesinde böyledir, bizde ise küçücük bir belde belediye başkanı kendi altına özel otomobiller, servet değerinde başka arzulara sahip olurken, daha sonraki zamanlarda nasıl olsa değer vermeyecekler diye anın değerini nakit bir değere çevirme arzusu bazılarında güçlü olabiliyor. Sistemi güçlü olanlar mı, yoksa dini duyguları güçlü olanlar mı ya da prensip sahibi olanlar veya gerçekten kanunları “kanun” olanlar mı bu duruma farklı tepki verirler bilmek gerçekten güç. Bu dünyaya fazla bağlanmadığını iddia edenlerin daha fazla bağlandığına dair güçlü deliller oluşmaya başlıyor. Dünya malı kavgası, acaba kişinin kendine karşı özgüvensizliğinden mi yoksa başka duyguların yoğunluğundan ya da tabiatından mı kaynaklanır belli değil.

İnsanlar kendi dillerini söyleyenlere ilgi duyarlar, kendi söylediklerini önceden kendilerine söyleyenlere daha da çok bağlanırlar. Saygı gördüklerine inandıklarından daha da haz ederler. En nihayetinde insan bir sosyal varlık olarak kendi gibi insanlarla bir arada kendini güvende hisseder. Aslında insanların en çok verici olabilecekleri durum, duygu hali de rahatladıkları haldir ve bu durum ne kadar uzun zaman alırsa kişi o kadar verici olur. “Tatlı söz, yılanı bile deliğinden çıkarır” derler. Tatlı söz ve tipik bir avcı gibi avına avının kılığında sokulur ve avından daha da inandırıcı role soyunurlar, insanlar bazı kutsallarda kendilerini kötü, şüpheci göstermemek için soru sormamayı yeğlerler. Dostun yalanına uzunca bir süre katlanılır. Çünkü dost olmak; çoğu zaman yalanlarına da itiraz etmemeyi gerektirir. Başkasında katlanılamayan huylar dostlarda pek göze batmaz. Hele ki; kişi dostundan fazla hem de çok acımasız düşmanlarca kuşatıldığına inandırılmışsa dostun hataları kolayca ihmal edilebilir. Yanlışlar doğru oluverir Çocukken bazı yerlerde çocuklar kandırılır; “Çingeneler gelecek, sizi torbasına atıp götürecek”, hâlbuki o köye ne o zamana kadar ne Çingene gelmiştir ne de Çingene’nin çocuk kaçırmaya ihtiyacı vardır. Zaten yeterince çocuğu vardır. İnsanları yönetmek ve bir arada tutmak için düşman yaratmak ciddi pazarlama tekniğidir. Bu tip bir pazarlamayı deprem, güvenlik riskini abartarak kullanan emlak komisyoncuları da yapar. Aslında hiçbir şekilde bir şey üretmeyen bu komisyoncular alıcı ile satıcıyı karşılaştırmayarak komisyonu kaparlar. Kabzımal ve pazarcı gibi. Ne alakası var, neden alakası olmasın?

Komisyoncular alıcı ve satıcı arasındaki pazarlığı kızıştırmak isterler. İsterler de bu istekleri sonuçta kendilerine kar getireceği için isterler. İnandığınız insanının hatalarını görmezden geliriz, hata sinyallerini algılamayız. Bu tıpkı sigara alışkanlığı olan bir tiryaki gibi kişilerin vakalara, olaylara, masallara tiryaki olmasını sağlayabilir. Çoğunlukların ortak derdi daha güzel bir yaşantıya kavuşmalarının hayallerine ortak olanlar onların hayallerine girenlerdir. Sevdiğimizden masallar dinlemeyi severiz. Her toplumun masallara ihtiyacı vardır. Masalcı masallar anlatırken ihtiyaçlarını da düşünmek zorundadır. Bu bir televizyon misali; o masallar anlatır. Bizler izleriz, televizyon dünyası kazanır. Masal anlatanlar kaybetmediğine göre; kaybeden kimdir?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1785
Toplam yorum
: 287
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 174
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster