Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
735
 

Masamdaki Ben

Masamdaki Ben
 

Bazı eşyalarla aramızda neredeyse duygusal bir bağ vardır. Çoğu kez farkında olmayız. Olsak bile bir anlam veremeyiz. Tıpkı, erkeklerin televizyonun uzaktan kumanda aletini neden ellerinden bırakamadıklarına bir anlam veremediğimiz gibi...

Eşyalarımızla aramızdaki bağın bir anlam yüklü olması, ona verdiğimiz değerdendir aslında! Örneğin masam... Bir yerde sırdaşımdır benim. Günlüğüme yazdıklarımı satır satır bilir ve özenle saklar. Dosyalarım, notlarım, taslaklarım onun himayesi altındadır. Okumaya fırsat bulamadığım, arada göz gezdirdiğim, ille de okumadan duramadığım kitaplar,dergiler birbirleriyle barışık sessiz bir bekleyiş içinde masamın üzerinde dururlar.

"Bir deniz durur yazı masamda / Kayıkların sudaki gölgesi / O güneşler, o çalkantılar / Masamda gök, masamda Kız Kulesi."

Oktay Rıfat gibi masama gökyüzünü, denizi sığdıramasam da kendimi sığdırmışımdır... Baktınız mı şöyle bir ; önce dağınık, düzensiz, uyumsuzdur gördükleriniz. Sonra hüznü, masumiyeti ve hep çocuk kalmak isteyen bir kadını görürsünüz. Bir de, çölünden çok uzaklarda kalmış bir kaktüs çiçeğini. Sahibi gibi yaşadığı dünyaya yabancı...

Kağıtlar üzerine hapsolmuş öfkeler, beklentiler, kırgınlıklar,sevinçler, anlatılmayanlar,hayaller, umutlar çekmecelerde huzursuz bir bekleyiş içindeyken; kitaplar, kalemler,defterler,biblolar,resim çerçeveleri ve kurutulmuş çiçekler içinde saklanan anılar arasında yaşama tutunma isteği bir de...

Sizin şimdi "Masa da masaymış ha!" dediğinizi duyar gibiyim, Edip Cansever gibi. Ama onun masası benimkinden de kalabalık. Neler yok ki üzerinde:

"Adam yaşama sevinci içinde / Masaya anahtarlarını koydu / Bakır kaseye çiçekleri koydu / Sütünü, yumurtasını koydu / Pencereden gelen ışığı koydu / Bisiklet sesini, çıkrık sesini / Ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu / Adam masaya / Aklında olup bitenleri koydu / Ne yapmak istiyordu hayatta / İşte onu koydu. / Kimi seviyordu kimi sevmiyordu / Adam masaya onları da koydu / Üç kere üç dokuz ederdi / Adam koydu masaya dokuzu / Pencere yanındaydı, gökyüzü yanında / Uzandı masaya sonsuzu koydu / Bir bira içmek istiyordu kaç gündür / Masaya biranın dökülüşünü koydu / Uykusunu koydu uyanıklığını koydu / Tokluğunu açlığını koydu. // Masa da masaymış ha / Bana mısın demedi bu kadar yüke / Bir iki sallandı durdu / Adam ha babam koyuyordu."

Ya sizin masanız? Anlatmak ister misiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi fark ediyorum ki, benim masam hiçte cıvıl cıvıl değil.Ne renkli kalemlerim var, ne kurutulmuş çiçeklerim, ne beğendiğim dergilerim, kitaplarım, ne günlüğüm.Hepsini saklamışım kıyıya köşeye.Haklısın aslında.Masamız bizi anlatıyor.. Hemen gidip dağıtacağım o havayı.Teşekkür ederim, güzel bir konuya değinmişsiniz :) Edip Cansever'in "Masa da masaymış ha!" şiiri harika, onun harikalığı yazınıza ayrı bir harikalık katmış bu arada.Sevgilerimle...

bayan mavi 
 04.04.2011 15:21
Cevap :
Sizin yaşınızda olup da cıvıl cıvıl masası olmayan birini düşünemiyorum... Bence hemen o masayı size yakışır hale getirin:)) Sevgiler.  04.04.2011 16:22
 

Kır papatyasının KALBİ TEMİZ ...Çok teşekkür ediyorummm...Ben de sayfanıza "Menekşe gülü" bıraktım...Saygılarımla, sevgiler...

Nil ALAZ 
 08.12.2010 13:32
Cevap :
Her çiçek kabulüm. Yeter ki gönül bahçesinden gönderilsin... Çok teşekkürler, sevgiler.  08.12.2010 15:42
 

Bizlere yeni yine güzelce bir başka kapı daha açmışsınız ...Benim masam yok (çalıştığım zamanlarda masam ruhum gibi biraz dağınıktı ama çiçeksiz bir günü olmazdı, kaldırım taşları arasında tek tük yetişen sarı çiçekleri bile toplardım ) Şimdi, başucumda duran bir ahşap sehpam var, genelde ( aslında mecburen) mavi köşemde gözüm kapalı arkaya doğru dayanır otururum ve sehpamın üstüne irili ufaklı menekşe gülleri işlerim ...Hepsi derya hepsi derya, balıklar deryada yaşar da deryanın kıymetini bilirler mi?...Sevgiler...Saygılar...Teşekkürler ...

Nil ALAZ 
 30.11.2010 14:36
Cevap :
Sevgili Nil, hepimizin yaşamında vazgeçemediği eşyalar vardır kuşkusuz. Sehpanın üzerine küçük bir demet kır çiçeği bırakıyorum, kabul ederseniz. Sevgiler, teşekkürler.  01.12.2010 11:07
 

Kardeş işin özü şu; siz "bütünsel zekalı" birisiniz.. Bütünsel zekalı insanlar ışığa, masanın düzenli olmasına asla önem vermezler.. Örneğin siz görsel öğrenme karekterli olsaydınız o zaman görseydim ben sizi.. O masanıza dünyayı mı sığdırırdınız yoksa dünyayı mı masaya dar ederdiniz? İfade biraz karıştı galiba ama siz anlarsınız..Güzel bir yazıydı selam ve saygılar..

Halil Güven (Sökeli) 
 27.11.2010 20:05
Cevap :
Halil Bey, konuya tam bir eğitimci olarak yaklaşmışsınız. Ben sizin ne demek istediğinizi anladım. Teşekkürler,selamlar...  27.11.2010 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2068
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster