Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
658
 

Masarosman Türkiye

Masarosman Türkiye
 

(İçimizdeki deliler)

Uzmanlara göre Türkiye’deki her dört kişiden birinin psikolojisi bozuk. On sekiz milyon kişi eder. Bu kadar ruhsal durumu bozuk insan, değil Türkiye’yi dünyayı tımarhaneye çevirir. Belki de uzaylılar bu nedenle gizleniyorlar bizden. Ama çok normal bir olaymış gibi biz bu milyonlarca abuk sabuk adamla yan yana yaşıyoruz. Ya ben deli, manyak, psikopat insanlarla neden bir arada yaşamak zorunda olayım? Yoksa Tanrının cehennemi burası mı? Yani biz kulluktan doğan cezamızı mı çekiyoruz?

On sekiz milyon insanı neye göre suçluyoruz? Burada “deli” sözünü kullanıyorsak gerçek anlamda bu kişilerin aslında deli olmadıklarını ama davranışlarıyla bizi deli ettiklerini anlatmak istiyoruz. Yoksa bir insana deli demek öyle kolay değildir. Adamı resmen damgalıyorsun.

Bir kere ister hafif bunalım, ister psikoz ya da depresyon olsun kişi etrafındakileri ciddi şekilde rahatsız ediyor. Tayyibin Türkiye’si bu konuyla uzaktan yakından ilgili değil. Ülkenin bir yerlerinde üç beş tane akıl hastanesi kurulmuş, tamam. Elbette on sekiz milyon insanı toplumdan ayırmak, tedavi etmek kolay bir iş değil.

Alacaksın meşe odununu eline evire çevire döveceksin. Çok affedersiniz, hiç lafımı çekmem, hayvan oğlu hayvan etrafına rahatsızlık veriyor; hayatı senin burnundan fitil fitil getiriyor ama gidip tedavi olayım demiyor. Hem de iki fakülte mezunu. Durumunu algılayamayanlara zaten bir şey demiyoruz. Hasta onlar. Bu durumda olanlar kendileri doktora gidemezler. Sorumlu kimse tutup kolundan götürecek.

Uzmanları boş verin. Korkut’un ölçüsü burada. Senin hal ve davranışların sonucu birileri deliriyorsa sen de delisin.

Bu uzmanların boynu altında kalsın. İnsanları güya rahatlatmak için rahatsızlığın dozunu saklayıp “hafif bunalım. Herkeste görülebilir. Önemli değil. Rahat olun. Kafanıza takmayın” diyorlar. Diyorlar ama hiç kusura bakmasınlar ne büyük halt ettiklerini bilmiyorlar. Adam bunu duydu ya “Yaptığım normalmiş. Bak uzmanlar öyle söylüyor” deyip şımarıyor, azıtıyor, sokakta arkadaşının pantolonunu indiriyor. Dahası “uzmanlar deli olmadığımı söyledi. Önemli değilmiş” deyip çevresindekilere kan kusturduğu halde tedaviye gitmiyor.

Türkiye’de bir deyim var.”İdare etmek” Beni kanser etti bu deyim. Birilerini aramızda idare ediyoruz. İdareciler anamızı bilmem ne yapan şerefsiz bir kısım memur ve diğer yöneticileri “ekmeğiyle oynamayalım. Çocuk çoluğu var, yazıktır” deyip idare ediyorlar. Korkut’un eline düşmüyor böyleleri. Değil ekmeğiyle oynama onlara bak nasıl ateş dansı yaptırıyorum. Ulan Allahın soytarı yöneticileri! Memleket bu yüzden batıyor, görmüyor musunuz? Adam devletin parasını çalıyor, sen “yazıktır ekmeğiyle oynamayalım “ diyorsun.

Aslında işin gerçeği korkuyoruz. Adam ağzımıza şey yapsa “delidir boş ver. Uyma şuna” diyoruz. Affedersin taşaklı birine düşsün de bak nasıl kuzuya döner.

Yanlışlar katmer katmer. Biz deliyi deliye soruyoruz. Olmaz böyle bir şey! Deli deliye”deli” der mi? İkisi de akıllı oluyor, sen oluyorsun deli.

Tayyibe on sekiz milyon deli var deyin. Hani, nerede, diyecektir. Ülkemizdeki iki milyona yakın devlet memurunu psikolojik testlerden geçirin. En az 500 bin memur ileri derecede sorunlu çıkacaktır. Vergi dairesinde memur, mükellefin kulağını ısırmış. Dairede oturduğu masayı sırtlayıp eve götüren memur var. Öyle insanlar var ki tımarhaneyi boşaltıp onu tek başına içeri alırsınız.

Bu ülkede deli olmak hiç sorun değil. Tek tek insanlara ne yaparsan yap asla akıl hastanesine girmezsin. Evleri ateşe vereceksin, birilerini baltayla ikiye ayıracaksın, Atatürkün heykeline işeyeceksin. Ancak o zaman deli deyip tımarhaneye tıkarlar. Bunların dışındaki herkes normaldir.

Gözlerimle gördüm. Çapa hastanesinin bahçesinde, sabah güneş doğarken amıcam indirmiş pantolonu gerine gerine büyük abdestini yapıyor. Yine başka bir amıcam yüzlerce kişiyle dolu ana caddede, pejmürde, pantolonunun önü yırtılmış, takım taklavat dışarıda hiç aldırmadan yürüyüp gidiyor. Bu ne lan! Bunlar deli değil. Ne delisi. Tayyibin Türkiyesi!

Sanılır ki Korkut bu yazıyı on sekiz milyon psikolojik bozukluğu olan insanları düşünerek yazıyor. Onların düşünülecek neyi var ki? Yaptıklarından zevk alıyorlar. Asıl mağdur olan, asıl hayatı kararan bu yarım delilerle yan yana yaşayanlar, yaşamak zorunda kalanlar. Aslında biz şehirleri planlarken hata yaptık. İki kenti bunlara ayıracaktık. Ortadan ikiye bölüp hafif bunalımlıları birine, ağırları diğerine yerleştirecektik. Biz rahata kavuşacaktık. Onlar ne ederse etsin. Zaten derler ya”Deli deliyi görünce değneğini saklarmış” birbirlerine bir şey yapmazlar. Onların gücü bize yeter.

Keskin sirke küpüne zarar. Elbette bu kişilerin kendi hayatları da mahvı perişan. Sorunu çözmeye kalkıştığınız zaman hem toplumu hem de onları kurtarmış oluyorsunuz. Sorun algılamada. Hem yaşıyoruz. Ağlıyor, sızlıyor, şikâyet ediyoruz hem de bazı psikolojisi bozuk insanların bizi ciddi şekilde rahatsız etmelerini normal karşılıyor, razı oluyoruz. Ya da korkuyor sesimizi çıkarmayıp katlanıyoruz. Ya bu ülkede bir tek Korkut’mu gerçekleri görüyor, masaya yumruğunu vuruyor? Şaşı mı oldunuz ey millet? Nerede yüreğiniz?

Bulaşıcı hastalık gibi. Bir yere bir kişi yetiyor. Çalıştığımız yerde kafayı sıyırmış Erzurumlu biri vardı. Her şeyi biliyor, her şeyi konuşuyor. Kalın ve kaba sesi kulaklarımızı tırmalıyor. Susturmak mümkün değil. Bu kişiyi değil memur, köpeğinize havlayarak arkadaşlık etsin diye bile işe almazdınız. Ama devletin anlı şanlı memuruydu. Adam işyerinde eli arkasında akşama kadar konuşarak geziyordu. Bakırköy 5. koğuşta kalan, elektrik kablosu yapmak için insanların saçını kestiği söylenen zırdeli İsmail bile bundan daha akıllıydı. Başta yöneticiler olmak üzere herkes ondan korkuyor hiç kimse bir şey diyemiyordu. Senelerce adamın tayini çıksın diye dua ettik. İçimizden tam yedi kişi Bakırköylük oldu. En sonunda edemedik biz tayin isteyip gittik.

Devletin bu konuda kanunu yok. Bir müdürlük, genel müdürlük de yok. Bize hayatı zindan eden on sekiz milyon insan için devlet hiçbir şeye gerek görmemiş. Türkiye’de bazı şeyleri algılama konusunda devlette de, halkda da, aydınlarda da zafiyet var. Mahallenin delisi insanlara sempatik geliyor. Aslında bizim derdimiz de mahallenin delileri değil. Gerçi zarasızlar belki ama korku veriyorlar insana. Görünüş ve davranışları insanları ürkütüyor.”Zararsız deli” denilen bu kimselerin yine de kontrol altında olmaları gerekir. Saçı sakalı birbirine karışmış adam arkadan gelip boynuna sarılıyor. Kalbi olan biri o korku ve heyecanla rahatlıkla gidebilir.

Bu aynı zamanda çok zor bir konu. Adam sorunu olduğunu kabul etmiyor. Tedaviye gitmiyor. Gidersem deli sanarlar, diyor. Türkiye’de psikiyatriye gidersen kesinlikle sana deli diyorlar. İşin tuhafı sanki okumuş kimseler çoğunlukta. Adam psikolojisinin bozuk olduğunu görüyor, biliyor, gurur yapıp”benim bir şeyim yok” diyerek doktora gitmiyor.

İnsanlar tek tek bu soruna çözüm bulamazlar. Konuşurken sinirlenip bağıran çağıran, yüzünüzü tükürükle dolduran, kızgın boğalar gibi duvarları boynuzlayan ülkemin psikomanyak insanları karşısında sizin yapacağınız bir şey yok.Ve Tayyibin Türkiyesi’nde bu konu hiç önemsenmediğine göre çileniz devam edecek demektir. Sadece psikolojik bozukluklar değil panik atak, karabatak, iki kötek, kişilik bozukluğu ve zaten bozuk olan kişiler hayatı çekilmez hale getiriyorlar. Valla bu sorun çözülmezse Tanrı babadan hayatımı sona erdirmesini niyaz edeceğim. Böyle yaşam olmaz ya! Bir de altta kalanın canı çıksın hesabı içinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik sınıf nedeniyle belediyenin kamyonları bütün çöpleri bizim üzerimize döküyor. Yalılarda, villalarda padişah torunu Saffettin Bey’i bir psikomanyağın rahatsız etmesi mümkün değil. Gitsin bakalım. Kapıdaki çifte kangal adamı parçalar valla.

İçimizdeki deliler ülkemizdeki insanların mutsuzluk nedenidir. Sokak delileri fazla önemli değil. Görüntü ve davranışlarıyla sizi rahatsız ederler ama sonuçta yanınızdan geçip giderler. Ama örneğin çalışma yerimizdeki deliler bizim için tam anlamıyla bir kâbustur. Çünkü hayatımızın büyük bölümü işyerinde geçmektedir. Özellikle devlet dairelerinde bu kişiler çalışanlara kan kustururlar.

Babasını kesen, annesini doğrayan adam da KPSS sınavında yüksek puan tutturup memurluğa girebilir. Mülakat kötü niyetle, torpil amacıyla kullanıldığı için elbette savunmuyoruz. Ama sen kasaba koyun almıyorsun. Devletin dairesine memur alıyorsun. Adam zırdeli, psikomanyak, panik atak. Yazık değil mi insanlara! Madem kolay, git sen çalış. İnsanları işe alırken mutlaka ama mutlaka psikolojik testlerden geçireceksin. Sağlam olmayanı almayacaksın. Tedavi olsun öyle gelsin. Bu krizde işe girebilmek için bak nasıl koşarak doktora gidiyorlar hey akılsız devletim hey!

“Biz sağlam alıyoruz ama zamanla bir kısım memurlar ev sorunları, iş stresi gibi nedenlerle bu duruma geliyorlar.”Hayır efendim. Çobanın da ev sorunu var. Seçmeden, bakmadan aldığın tımarhanelikler yüzünden yüz binlerce memur akıl hastası oluyor. Bir deli bir mahalleye yetiyor. Her dairede üç tane beş tane var.

Biz insanları deli manyak ilan etme meraklısı değiliz. Hepsi ülkemizin insanları. Sever bağrımıza basarız. Ama sorunu var. Ve o sorunla yıllarca yaşıyor. Ve ben de onunla belki aynı masada çalışıyorum. Başkasını konuşma, hal ve davranışlarıyla rahatsız ediyor, bunu görüyor, biliyor ama doktora gitmiyorsa bu adam mevkii, bilgisi, görgüsü, kültürü, şöhreti ve hatta yeteneği ne olursa olsun Kerim Korkut ölçülerine göre kesinlikle delidir.

Yaşadığımız hayat tımarhane değildir. Ama maalesef tımarhane gibi bu ortamlarda bizleri manyak heriflerle, deli dana kılıklı kadınlarla birlikte çalışmaya, bulunmaya kısaca yaşamaya mecbur edemezsiniz. Buna hakkınız yok.

Bu rezil hayatı yaşayan insanlar! Sesiniz çıksın biraz! Çalıştığınız yerdeki geri zekâlı serserilere içinizden lanet okuyacağınıza işte platform, konuşun! Yöneticiler de kim oluyormuş. Sizin isteklerinizi yapmak zorundalar. Siz tepki göstermediğiniz için biz bunları yaşıyoruz.

Ben niye Allahın manyağı ile yan yana yaşamak zorunda olayım ya! Adam bir yılda 56 defa defa başım ağrıyor, dişim ağrıyor diye doktora gidiyor ama bir defa psikolojik muayeneye gitmiyor. Türkiye’nin davasını omuzlayan Korkut defalarca psikolojik muayene ve tedavi için hastaneye gitti. Bunlardan biri kaymakam olmak için sınavlara giriyor. Adam sigara yasağı (sigara yasağı işyerlerinde verimi %30 düşürdü) nedeniyle bir günde, evet saydım, tam on sekiz defa dışarı çıktı. En az 10’ar dakikadan devletin tam 3 saat mesaisini çaldı. Ve bu adam kaymakam olacak. Olur da. İki fakülte bitirmiş bu adamı ben tuvalet bekçisi bile yapmam. Ama Türkiye devleti vali, kaymakam yapar. Ne yapayım? Ne gelir elimden?

Elbette kızgınlığımızdan dolayı bu insanlar için “deli” sözünü kullanıyoruz. Belki çoğu üç ay beş ay iki kutu “Laroksil, anafranil” kullansalar hiçbir şeycikleri kalmayacak. Hatta belki doktorla konuşsalar, hastanenin kapısına varıp geri dönseler iyi olacaklar. Ama giderler mi? Seni delirtmekten sadist bir zevk alıyorlar. Başımızda devlet yok ya çobansız köy hesabı susmayan argo, küfür, aşağılık söz ve davranışları ile bizi çıldırttıkları yetmiyormuş gibi bir de bütün yüklerini bizim sırtımıza yüklüyorlar. Onların abuk sabuk dertlerini dinleyeceksin, onlarla kızıp, onlarla ağlayacaksın; hatta ağlayan adamın “yaktı beni” iğrenç şarkılarını onlarla dinleyeceksin. Bu ne katlanılmaz hayat ya!

İnsanlarımızın dörtte üçü yani yaklaşık elli milyon vatandaşımız bu cehennem azabından muzdarip. Başbakan muzdarip mi? Bakanlar, diğerleri? Niye olsunlar ki? Onların evlerinin beş yüz metre yakınına değil deliler akıllılar bile yaklaşamıyor. Ertuğrul Özkök paşamızın yalısına şu bizlerin her gün birlikte yaşadığımız Bakırköy meleklerinden üçünü yollayalım. Bak ertesi gün köşesindeki yazı nasıl değişiyor. Halkım, senin sorunlarını yaşamayan, bilmeyen, yazmayan ve görmeyen insanları ne gazeteci yap ne de başbakan!

Korkut edebiyat üstadı değil. Nasıl yazdığına değil ne yazdığına bakın lütfen! Hem eylem adamı. Buraya yazıyor; yarın da bir bir uygulayacak.”Deliler lütfen doktora gidin!” diyeceğimi bekliyorsanız çok beklersiniz. Ben Tayyip miyim? Siz benim insanlarıma kan kusturacaksınız aferin diyeceğim ha! Kıçınızdan duman çıkarmazdım her halde. Yaşadığımız bölgeler ahır değil. Hayvanlar gibi tepişemezsiniz. Hastaysanız doktora gideceksiniz. Tedavinizi olup öyle geleceksiniz. Lan diyen biri dahi benim düzenimde asla çalışamaz, yaşayamaz. Senin isteğine bırakmam. Alır götürürüm. Atarım doktorun önüne. Psikolojikmiş, bana hayatı zehir edecekmiş. Yok, öyle şey!

Bugünkü rezil düzende delilik geçerli mazerettir. Seni her şeyden kurtarır. Beş yaşındaki kızı kirletir, öldürürsün, deliymiş ne yapalım, derler. Daha önce de yazdık. Yine yazıyoruz. Allah göstermesin, çocuğunuz bu şekilde öldürüldüğü takdirde sorumlu yöneticinin, gerekirse başbakanın yakasına yapışacaksınız. Çocuğunuzun katili o dur.”O deliyse sen akıllısın. Niye gereğini yapmadın” diyeceksiniz. Korkmayın, Korkut arkanızdadır. Millet sizinledir. Ancak unutmayın, haklı olmak zorundasınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 6083
Toplam yorum
: 15069
Toplam mesaj
: 283
Ort. okunma sayısı
: 637
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster