Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
396
 

Mask

Mask
 

Gözlerini arayan maske.....


Sihirbaz ard arda degiştirdigi maskelerle seyirciyi görünmez çivilerle mıhlamıştı bile koltuklarına, bir süre sonra nasıl degiştirdiginden daha çok her maskede degişen surat ifadelerinin peşinde koşan kocaman insanların çıt çıkmayan kendi dünyalarına yolculugu ile dolu olan ve hiçkimsenin birbirine çarpmadıgı bir ışık hızı ruh yolculugunun bir salondaki görünmez trafigini farkında olmadan merakla izliyorlardı. Belkide her degişen maskede herkes kendi maskesine ne zaman sıra gelecegini bekliyordu.

Karmakarışık olmuştu kafası ama 1 saat önce o kadarda değildi, açtığı pencereden odaya giren serin havayı içine çekmiş, birbiri içine girmiş bir sürü kavramı nasılda yerli yerine oturtmuştu. Ama çıkışı bulamayan bir kobay faresi gibi labirentinin içinde kafasını vurup duruyordu duvardan duvara, suçlumuydu? hayır değilsin diyordu ciğerlerine çektiği hava ile oksijen dolan hücreleri, yoksa havadamı birşeyler vardı, hücrelerinimi ele geçirmeye çalışıyordu, ama nasıl güvenebilirdiki o pencereden içeri giren havaya, aslında yol boyunca tatlı bir gülümseme takılmıştı dudağının kenarına bir ülkeden bir ülkeye yapılan ve anayolun hiç kullanılmadığı bir yolculuk gibiydi, bindiği aracın içinde belli belirsiz konuşmaları duymuyordu bile, bazen labirentden çıktığını sanıyor, belki de çıkışın önüne kadar gelip geri dönüyordu. Yoksa yoksa labirent onun yaşadığı yermiydi.

Maske olduğunu söylemişti, ona evet sen bir maske sın, teni, tini, kalbi saklanmış bir maske. Sevmişiti bu benzetmeyi hoşuna gitmişti, aslında hepsi hoşuna gitmişti, gerekliliklermi, istediklerini yapmakmı, yoksa gereklilikleri yapıp onları istediklerinle takas etmekmi. Belki de buydu gerekliliklerle dolu herkesin gözü önünde yaşanan dünya ve bunları vererek isteklerini yapabildiğin kendini ödüllendirdiğin, ruhunun dehlizlerinden sana dil çıkarıp duran ve kendin olan saklı bir dünya. Gelmişti eve havasız ve her eşyanın ezbere bilindiği dünyasına. Labirentinin bir başka odasındaydı şimdi.

Keşfedilmeyen kıta ya baktı aynada, hem kim çaba sarfetmiştiki, bunun için kim yelkenlerini açıp uçsuz bucaksız okyanusu geçip gelmiştiki onun kıyılarına, gelen vardı belki hatta üstüne çıkan bile olmuştu ama o hala aynı yalnızlığında keşfedilemeyen bir kıtaydı, bir Can Yücel şiirine bile konu olmuştu evet oydu karşısında ona bakıyordu aynadan. Yoksa zamanımı gelmişti, hem gelse bile onu tanıyordu aslında neden şimdi geldi diyordu, neden şimdi. Suçlu hissediyordu kendini hem kendini keşfettiğini sandığı, aslında bunun hiç olmadığını bildiği etrafında dolaşan üstüne çıkmasına bile izin verdiği, ama hiçbir zaman bunu haketmeyen kaşifine, karmakarışık birbirine karışan gökkuşağı renkleri, birbirine karıştıkça dahada çok güzelleşiyordu. Birde tanıyordu onu başka bir kıtanın adamıydı. Hemen yanıbaşından çok uzaklardan gelmişti, ama gelmişti işte ne önemi vardı ama yinede kendini suçlu hissediyordu başka dost bir kıtanın kıyılarından kopup gelen havayı soludukça.

Belki de doymaya doymayan kadını çıkaracaktı büzülmüş ve saklanmış yerinden. Bir sesle irkildi kendini keşfedemeyen kaşifinin sessiz sesiyle dudağının kenarına taktığı gülümsemeyle diğer odaya geçti. Bir an önce gidip açmak için penceresini sabırsızlanıyordu, eşyalarının yerini ezberLediği gereklilik kokan odasında, takas edeceği isteklerini hayal etmeye başlamıştı. Korkma yaşamak ciddi iştir dedi kendi kendine Nazımdan bir mısrayla, ikinci mısrayı daha sonra söyleyecekti hem bilmiyorduki ikinci mısranın devamını. Açtığında penceresini serin havayla beraber girecekti ikinci mısra odasına ve hayatına, gerekliliklerin olmadığı dünyasına, kısada olsa, anda olsa. Cabalda olsa. Devamını o söyleyecekti. O nasıldı şimdi acaba diye düşündü, suçluluk hissediyormuydu ama tahmin bile edemezdi daha sonra tahmin etmenin ötesinde bilecekti belkide onu nefesiyle içine çekecek hiç çıkarmadan içinde tutacaktı. Ten, tin ve tuzun birbiiirine karıştığı dünyada.

HATİCE BÜYÜKARI bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"korkma yaşamak ciddi iştir".......bazen de eğlenceli... gitmediğin yerden döndüğünde....... ,belki olmayan gözlerinin yerine koyacaktı seni..anayolun hiç kullanılmadığı bir yola sapmanı ....yelkenlerini açıp uçsuz bucaksız okyanusu aşmanı bekleyecekti....hemen yanıbaşında çoookk uzaklardan.....keşfedilmeyi bekleyen bir kıta gibi....belki 2. mısrayı fısıldayacaktı kulağına....çıkışın önüne kadar gelip her geri döndüğünde....

sabun köpügü duru 
 06.06.2010 23:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 472
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

7 ayda tamamlanan embrio gelişimi, 2 burcu olan ama ikisinde de inanmayan, tramvay delisi, acelem..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster