Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

11 Aralık '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
217
 

Maskeli yaşamlar...

Maskeli yaşamlar...
 

Renkten renge giren, işine geldiği gibi rolünü oynayan bu tiplerin maskesi hiçbir zaman morarmaz. Sesleri bile kendi sesleri değildir. O anda onlara kim hangi rolü vermişse onların sesi o rolü verenin sesi gibi çıkar.


Bizim milletimizin büyük bir kısmı şairdir, edebiyatçıdır ve de tiyatrocudur.

Gençliğinde aşk şiirleri yazan bir vatandaşımız orta yaşlılığında da hayat pahalılığını ve sorunları dile getiren şiirler yazar.

“Hayatımı yazsam roman olur, hayatımı yazmaya kalksam defterler yetmez, ben demiştim, ben akıl vermiştim, ben bunların olacağını adım gibi biliyorum.” Türünden sohbetler sık sık yapılır.

Tüm edebi terimler eğitim düzeyi ne olursa olsun hepimizin hayatında bulunmaktadır. Yani millet olarak okumadan edebiyat yapmayı çok seviyoruz.

Edebiyatı sevdiğimizdendir ki tiyatroya da düşkünüzdür(!)

 Hatta öyle düşkünüzdür ki çoğu zaman kendimiz yazıp kendimiz oynuyoruz. Özellikle de tek kişilik tiyatro oyunlarında gayet başarılıyız.

Çünkü bizler her gün televizyonlarda boy gösteren, ne dediği pek anlaşılmayan, kimin türküsünü söylediği pek belli olamayan tipteki sanatçılarımızdan, oyuncularımızdan, entellerimizden etkileniyoruz.

Bizim, millet olarak oynadığımız tiyatroda perde yoktur sadece maskelerle oynanıyor oyunlarımız.

Hepimizin bir türlü çıkarıp atamadığımız maskelerimiz vardır.

Kafamızın içinde bir de senaryo varsa, maske ile birleştiğinde oyun kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Tıpkı ünlü yazar, çizerlerimiz, aydınlarımız gibi.

Televizyon kanallarında sıkça görüyoruz.

Ünlülerimiz konuşuyorlar, konuşmalarından şunu anlıyoruz ki;

Yalakalığın adını; içtenlik ve samimiyet koymuşlar.

Çıkarcılığın, yalancılığın adını; hayata tutunma gayreti koymuşlar.

Sahtekârlığın, kolay para kazanıp zengin olmanın adını; çalışmak, başarmak koymuşlar.

Kindarlığın, birbirimizi basamak olarak kullanmanın adını; hırs ve azim koymuşlar.

Başarısızlığın adını; deneyim edinme koymuşlar.

Bunlardan hangisi şartlarına uyuyorsa ona göre maskelerini takıyorlar.

Bu yüzdendir ki çoğu zaman ateşli bir taraftar ve çıkarının fanatik bir savunucusu olurlar. Gerçek kişiliğimizi, karakterimizi unutturup kendimiz gibi değil de bize çıkar sağlayacak kişilerin maskesini takmamızı bizlere öğretmeye çalışırlar.

Topluma yön veren(!) aydınlarımızın, sanatçılarımızın, yazarlarımızın yüzlerindeki maskelerin çeşitliliği insanı şaşırtıyor.

Renkten renge giren, işine geldiği gibi rolünü oynayan bu tiplerin maskesi hiçbir zaman morarmaz.

Sesleri bile kendi sesleri değildir. O anda onlara kim hangi rolü vermişse onların sesi o rolü verenin sesi gibi çıkar.

Bunların bu halleri bana bir anekdotu hatırlattı. Bir gazetede okumuştum.

Gazeteciler, ABD Senatosunda rahip olarak görev yapan Dr. Edward Hale’e sorarlar:

“Sayın Rahip Efendi, senatörler için dua ediyor musun?”

Rahip:

“Hayır!” demiş. “Senatörlerin haline bakınca, ülke için dua ediyorum.”

Ben de doğru düşünceyle aralarında önyargı engeli olan, bu düşünce engelli aydın ve yazarların haline bakınca, ülkenin geleceği için dua ediyorum.

Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile…

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 330
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster