Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
2019
 

Mastürbasyon, ölüm, aşk ve beyaz fotoğraflar- 2

Mastürbasyon, ölüm, aşk ve beyaz fotoğraflar- 2
 

Benim de takıntılarım var elbet. Kimseye bahsedemeyeceğim cinsel dürtülerim, belki sapkınlıklarım... İnsanları röntgenlemekten siz de hoşlanır mısınız? Birisi size yatakta yaptıklarını anlatsa penisiniz kalkmaz mı? Vajinanız sulanmaz mı? Bırakın canım duygusallık masallarını, dürüst olun biraz. Hangimiz sadist ya da mazoşist değiliz ki yatakta? Cevap yok, değil mi? Bu konuları ulu orta konuşmaktan çekinen birkaç muhafazakar şu anda bana çok kızıyordur eminim, ama şimdiye kadar size verilen tüm bilgileri, gelenekleri, bakış açılarını bir kenara bırakın da, dürüst olun. Kaçımız güzel bir kadın gördüğünde elini penisine götürmedi ki, üstelik karımız, ya da sevgilimiz varken?

İtiraf etmeliyim, hastalarım kendi sapkınlıklarını anlatırken, kalkan penisimi saklamak için çaba harcamak zorunda kaldım çok sefer, nedense?

Çoğu insan, benim de insan olduğumu unutarak gelir bana. Ben de onlara bir insan olduğumu belli etmemeye, doğa üstü bir varlıkmışım gibi davranmaya çaba harcarım. Çünkü bana inanmaları gerekir; onları iyileştireceğime, duyguları çözümleyivereceğime inanırlarsa ancak başarılı olabilirim ben.

Belki de bir insan olduğumu kanıtlamak istercesine... Bana dair belki de en kötü duyguları, duygulanmaları dürüstçe... En gizli belgeleri kendime sakladım hep, artık sıkıldım.

Kendi sesimden, ben...

 Kayıt 4

Hayattaki en büyük amacım bir ev alabilmekti. Ama sıradan bir ev değildi istediğim. Eski, ahşap, soğuk ve iki katlı bir ev istiyordum. Babam öldükten sonra bana kalan mirası da bu yüzden faize yatırdım. Laf aramızda, oldukça yüklü bir miktar kalmıştı babamdan. İstediğim anda bir ev alabilirdim, ama hayallerimdeki evi bulmak o kadar kolay değildi. Emlakçının bana gösterdiği kataloglardaki satılık evleri inceliyordum. Kanım ısınsa, içimdeki ses “işte bu” dese, hiç düşünmeyecek, alacaktım hemen.

Şimdi bu ev tutkusunun bir sonradan görmelik belirtisi olduğunu düşünenlere kısa bir süreliğine de olsa hak vereceğim. Bir ev tutkusunun ne demek olduğunu, ahşap bir evde neler gördüğümü, geçmiş gizlerin bir bir nasıl ortaya çıktığını elbet siz de göreceksiniz. Kendimi savunmaya kalkışmayacağım bu aşamada. Sizden istediğim, biraz daha önyargısız, biraz daha tarafsız olabilmeniz... Yoksa bu hikaye zaten sizi sarmaz, hemen bırakabilirsiniz.

Yıllar öncesine dayanan bir tutkuyu böyle birdenbire anlatmak çok zor. Üstelik içimde bir korku var. Bu kayıtların ben ölmeden önce birisinin eline geçmesinden çekiniyorum. Buna da hakkım var sanırım.

Mesleğim boyunca şunu öğrendim: Bizler anlatmak konusunda hep biraz çekingeniz. Bu yüzden olsa gerek, hepimiz çok iyi birer dinleyiciyiz. Normal yaşantımızda bile böyle olduğu düşünülürse, benim gibi bir psikolog, insanları dinleyerek ve onlara bir şeyler önererek hayatını kazanan bir insan için konuşmanın daha zor olduğunu kabul edersiniz sanırım.

Biraz zaman, biraz cesaret... Aslında o kadar da derinde değil sırlar!

 

 

DEVAM EDECEK 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 2029
Kayıt tarihi
: 12.03.12
 
 

Başkalarının hayatlarını, kişiliklerini anlatmak kolay da, söz konusu kendim olunca yazacak çok a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster