Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
660
 

Masumiyet karinesi

Masumiyet karinesi
 

Resim: Bild: (c) Illustration Vinzenz Schüller


Masumiyet Karinesi

Hem meclis boykotunun hem de şike soruşturmalarının gündeme taşıdığı bir kavram var, "masumiyet karinesi". Yani "aksi ispat edilene kadar her zanlı masumdur" varsayımı. CHP, bu kavrama sarılarak, Ergenekon Davası tutuklusu olan milletvekillerine masum muamelesi yapıyor. Masumiyet karinesi, ortada kapı gibi belgeler, deliller varken zanlılara sütten çıkmış ak kaşık muamelesi yapma keyfiyetine zemin oluşturabilir mi? Bu sorunun yanıtını, tanımlarda aramaya çalışalım.

Karine sözcüğünün anlamı aşağı yukarı şöyle: varolan bir gerçekten hareketle, kanıtlanamayan bir olasılığı gerçek kabul etmek. Kısaca, bilinen bir olgudan bilinmiyen bir sonuca varılması. Örnek vermek gerekirse, Kocanın ölümünden sonra 300 gün içerisinde doğan çocuğun babası ölen kocadır. Çocuk bu "karine" nedeniyle mirasçı olur. Pekiyi çocuğun babasının ölen koca olduğu kanıtlanabilir mi (DNA testleri öncesi)? Hayır!

Hukuk devletlerinin ceza yasalarında yer alan "masumiyet karinesi" kavramı, karine tanımından da anlaşılacağı üzre kanıtlanmadığı halde masum varsayma anlamına gelir.

Masumiyet karinesinin evrensel kabulu, 10 Aralık 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ'nin 11/1 fıkrasında yer alır:

"Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır".

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Maddesi 2. fıkrasında ise:

"Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır".

Evrensel sözleşmeler "zanlılar masumdur" demiyor. "aksi ispat edilene kadar masum varsayılır" diyor. Tıpkı 300 gün içinde doğan bebeğin babasının ölen koca olduğunun varsayılması gibi.

Madem yasalar öyle diyor zanlıları biz de masum kabul edelim. Ama başka karineler de var. JİTEM var, 17 500 faili meçhul cinayetler var, topraktan çıkan cephaneler, çuvallar dolusu darbe planları var. Bunları yok mu sayalım? Olup biteni komplo olarak mı kabul edelim?.. Şemdinli cinayetine karışan subaylara "iyi çocuklar" mı diyelim? 

Daha geçtiğimiz günlerde Güneydoğu'da bir yolun kenarındaki toplu mezardan 1462 kişiye ait kemikler çıkarıldı. Bunlar da mı komplo?

Ayrı ayrı kurumların bilirkişi raporları ile gerçekliği kanıtlanmış ıslak imzalı darbe planı zanlılarının mahkeme kararına kadar suçsuz kabul edilmesine bakıp bunları mağdur mu kabul edelim?

Ergenekon davası cumhuriyet tarihi boyunca yaşamın her alanını ahtapotun kolları gibi sarmış derin devlet örgütünün yasalar karşısında hesap vermesidir. Yargı ilk kez hukukun gereğini yapıp bu yapılanmayı devletin bağrından söküp atmaya çalışıyor. Belli ki siyasi kimliğini bu oluşumun varlığına borçlu olan kimi çevreler bedel ödeme refleksleri ile hareket ediyorlar. Masumiyet karinesini istismar edip, Ergenekon sanıklarını aklama çabasının başka ne anlamı olabilir?

Tutukluluk sürelerinin uzunluğundan, yargı sürecinin yavaş işlemesinden herkes şikayetçi. Ama ne yargının reform gerektiren bu eksiği, ne de masumiyet karinesi Ergenekon sanıklarını masum kılmıyor. Bu nedenle, Ergenekon sanıklarını yargının elinden kurtarmak kurnazlıklarını "demokrasi mücadelesi" olarak nitelendirmek inandırıcı olmaktan çok uzaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Görüşünüz belli, bence angajmanlı o yüzden değiştirilemez. Konuyu ele alışınız, karine ilkesini ortadan kaldıramıyor. Sanırım yazınızda onu yapmaya çalışıyorsunuz. Saydığınız kanıtların bir kısmının komplo olduğu ileri sürülüyorsa, bunu görmezden gelemezsiniz, pek çok yerde cephane ya da kemik bulunmuşsa, bunun, içerdekilerle kişilerle ilgisini gösterebilmelisiniz. Bütün bunlar var, o halde bunları nasıl masum olduğu olasılığını hesaba katalım demeniz, boşlukta kalıyor. Siz angajmanınız nedeniyle, bu kişilerin suçlu olduğuna inanmışsınız, ama bu inançtır ve temellendirilmekdikçe boş inançtır. Ergenekon davasında muhalif duruş sergileyenler ise suçluları filan savunuyor değildir. Bunu öyle görmek, aslında konuyu anlamamak demektir, onların itiraz ettiği ikna edecek ölçüde içerdeki kişilerin suçla olan bağlantılarının gösterilmesidir. Hukuk, adalet, dürüstlük, insanlık bunu gerektirir. Suçu kanıtlanmayan suçsuzdur. Kanıtlanmadan onu suçlu görmek, yargısız infaz ve gayri insanidir.

Erdal Aydın 
 14.07.2011 22:31
 

güzel bir yazı ile merhaba demişsin...Masumiyet karinesinin en son geçerli olabileceği, hatta masumiyet karinesininden asla söz edilemeyeceği bir davadır, Ergenekon davası. Balbay ve Haberal'ı Meclis'e sokmaya çalışmak, demokrasi mücadelesi değil tam tersi darbeci mantığa mecliste yer açmak demektir. CHP'nin Ergenekoncu zihniyetine mecliste meşruiyet kazandırmak demektir. Masumiyet karinesine sığınacak bir halleri mi kaldı, her şey alen beyan ortada...yazılarının devamını bekliyorum:) sevgiler

ÇokEskidendi 
 14.07.2011 7:16
 

Ama suçlu da kılmıyor. Herkes bir şeyle suçlanabilir. Masum olduğu anlaşılıp bırakılanlar az değil. Hakkında hüküm verilmeden peşin ceza nasıl savunulabilir? Cezaevlerinde yatanların yüzde 60'ının mahkum olmadan tutuklu olarak ceza çekmekte oldukları bildiriliyor. Belki masum bulunup salıverilecek bu insanlar. Ama bir çoğu hapishame hayatının psikolojik izleriyle beraber.Nitekim devlet tazminat ödemek zorunda kalıyor. Gecikmiş adalet adalet değildir. Sürüncemede bırakmamak gerek.

Turbest 
 14.07.2011 1:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 623
Kayıt tarihi
: 13.07.11
 
 

1981 yılından beri Almanya'nın Frankfurt şehrinde yaşıyorum. Matematik ve astronomi eğitimi aldım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster