Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '06

 
Kategori
Savunma Sporları
Okunma Sayısı
621
 

Masutatsu Oyama

Masutatsu Oyama
 

Kıbrıs'tayız. 8- 10 kişilik bir kafileyiz. Başımızda hocamız var. Harekatın yıldönümü olması sebebiyle Türk Aikido Takımı ünvanıyla Yavru Vatan'da gösteriler yapmak için geldik. 1 haftamız var.

Bizi KKTC Olimpiyat Komitesi ve Taekwondo Federasyonu Başkanı Sn. Eyüp Gökbilen adına karşıladılar. Hava nasıl sıcak, anlatamam. Otele geldik, yerleştik, yemek ve çay fasıllarını atlattık. Otelde bir gariplik var, ama bunu kelimelere dökmek pek o kadar kolay değil. Çok parlak bir mekan değil. Fakat böyle sanki canlı gibi, insana saygı duyuran bir havası var. Aikido'nun "Ki"si, bu mekanda yüksek volümde mevcut, bunu anlayabiliyoruz.

Eyüp Hoca ile tanışınca anlıyoruz mevzuyu. Bizimle sırayla tokalaşıyor. Elimi sıktığında sanki ruhumu da sıktığını hissediyorum bir an. Garip bir şey ama başka izahı yok benim için. Otelin her yanı müsabaka resimleri ile, hoca görünümlü insanların resimleriyle, madalya ve kupalarla dolu. Bir de hayvanlar. Köpekler var, kuşlar var ve çalışanlar gözleri ışıl ışıl parlayan gençler. E resimlerin çoğunda Eyüp Hoca var ve madalya ve kupaların çoğu da onun adına. Demek bizim gibi nice kafileler gelmiş geçmiş oralardan. Ne başarılı sporcular bulunmuş belki de o mekanda kim bilir? Hepsinden bir zerre kalsa, al sana seneler sonra 220 volt "Kİ." Biz de taze Aikidoka'yız zaten. Antenler açık, sinyali alınca tır tır kıpraşıyor.

1. gün, 2. gün, 3. gün... Gösterilerimiz patır patır devam ediyor. Şehir şehir, salon salon dolaşıyoruz. Beğeni gayet güzel. Seyredenler şaşırıyor, hem böyle bir gösteriyi bizden beklemediklerinden, hem de inanamadıklarından. E bir zamanlar biz de onların yerindeydik, hak veriyoruz ve bu durum biraz da gururumuzu okşuyor. "Güzel bir şey yapıyorum be!" diye düşündürüyor insanı. Ama hocam toparlıyor bizi tabi hemencecik. Çünkü bir savaşçı için onur vazgeçilmezdir ama gurur ı-ıh! İnsanı yakar. Sağolsun her hareketinde öğretme ve model olma hadisesini asla bırakmıyor.

Bir miktar kaynaştıktan sonra bir akşam yemeği sonrası mini bir sohbet ortamı yakaladık! Birkaç gündür Kıbrıs'tayız. Fakat hocamın daha önce bir başkasına bu denli saygılı ve tabiri cayizse bu denli itaatkar davrandığını, bir dediğini iki etmediğini ve nezaketini azami seviyeye çıkardığını hiç görmemiştim. Laf lafı açtı tabi. "Taekwondo Kıbrıs'ta neredeyse milli spor olmuş hocam?" diye zarfımızı atıverdik Eyüp Hoca'ya. Onu konuşturacağız ya. Sağolsun. Bizim kıvraklığımızdan ziyade, onun tevazusundan ve tecrübesinden, sporculara bakış açısından ve paylaşma duygusundan olacak anlatmaya başladı.

Japonya'da Martial Arts derler bir Savaş Sanatları Okulu vardır. Bizim gibiler için efsane bir yerdir orası. Çok seçme, çok ender kişiler, bireysel yetenekleri, liyakatları ve devletlerinin desteği ile, tanınmış hocaların tavsiyesi ile o okula giderler. Girmek bir dert, ama bitirmek başka bir derttir. Talebe sıkıntısı olmayan okuldan her yıl 30- 40 kişi ancak mezun olabiliyor. Gençliğinde Eyüp Hoca da o okula gönderilmemiş mi? Vay canına! Ben şimdi size böyle bahsediyorum ama o bunları bu şekilde bize anlatmıyor tabi. Konuşmalarının arasından cımbızla yakalıyoruz bu hususları. Hava basmak yada bir şeyleri ispatlamaya çalışmak bizim gibi avamın işi! O, bir profesyonel ve öyle dikkatli anlatıyor ki!

Neyse. Bu tabi daha başlangıç. Sonra? Sonra, hocamız okurken bir yaz dönemi İstanbul'a izinli olarak döndüğünde, karate yapan bir arkadaşı ona (Martial Arts okuduğu için değil de) Masutatsu Oyama ile aynı ülkede bulunmasından ötürü kendisinin ayrıcalıklı olduğunu söyler. Eh, tabi Eyüp Hoca genç ve yiğit biridir haliyle. Ve kimseye, kim olursa olsun eyvallahı da yoktur. Çok fazla üzerine alınmaz, ama dönünce bir ara okuldaki hocalardan birine bahseder durumu. "Tabi, tabi" der adam. "O da senin gibidir, git bir gör, seninle konuşur o!"

Çünkü Eyüp Hocamız, memlekinde nasıl hareket ediyorsa, Japonya'da dünyanın sayılı Savaş Sanatları Okulunda da, evet orada da o şekilde hareket ediyordur anlayacağınız. Eyvallahı orda da yok! Herkes boyun eğerken, onunki dimdik! Böyle olunca da hocalarının gizli fakat güçlü bir saygısını kazanmış anladığımız kadarıyla. Farklı olanlar, eğer pozitiflerse öyle olur ya! Gönlü geniş olup yiğit olanlara saygı duyarız, onların asilikleri bize batmaz.

Hocasının birkaç cümlesi esasında bir icazet gibidir. Artık geriye Masutatsu Oyama'nın tapınağına gitmek kalıyor tabi. Ve hocamız gidiyor da. Kendisi aynen hocasının ona aktardığı gibi onunla görüşmeyi kabul etmiş ve yaşlı ve hasta olmasına rağmen onunla uzun uzun sohbet etmiş. Bilenler bilir. Doshu denir en tepedekine. Ueshiba'nın benimle görüşmesi gibi bir şey bu yahu!

Eyüp Hoca, görüşmesinin içeriğinden bahsetmedi tabi doğal olarak ve konuyu getirip bağlaması gereken noktalara bağladı. Masadan kalkarken de ne dedi biliyor musunuz? Dedi ki: "Masutatsu Oyama, kısa bir süre sonra öldü. Kendinden sonrakilere de bir mektup bıraktı. Mektubun en önemli yeri ise kendi geçmişi ile ilgili birkaç satırdı. Diyordu ki; ben de benim atalarım gibi bu adalara (yani Japonya'ya) Orta Asya'dan geldim. Esas yurdum orasıdır. Sonra karatedo'nun ileri gelenleri arasında fırtınalar koptu, ortalık karıştı. Kimileri onu onayladı, kimileri kan kustu ve reddetti. Ama mektup gerçekti."

O gece herkesler yattı, odasına çekildi. Biz kaldık. Bir sürü senaryolar, bir sürü varsayımlar sürdük. Göğüslerimiz bir kabardı bir kabardı sormayın.

Yaptığımız işe bir kez daha saygı duyduk. Aikido için bir tanımımız daha var artık:

-Aikido, birleştirir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1297
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Üniversite terkim. 17 yıldır tekstil sektöründeyim. Ama konuşmak ve yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster