Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '10

 
Kategori
Satranç
Okunma Sayısı
1049
 

Mat olmaya az kaldı

Mat olmaya az kaldı
 

Şah'lardan biri mat olacak ve oyun bitecek.


Rakibinizin üç hamle sonra ne gibi bir hamle yapacağını biliyorsanız iyisinizdir. Fakat, rakibinizin beş hamle sonra hangi hamleyi yapacağını biliyorsanız çok çok iyisiniz demektir.

Yani, rakibinizin yapacağı hamleleri ne kadar uzun süreli çözümleyebiliyorsanız, o kadar dâhisiniz demektir.

Fakat, elbette oturup da rakibinizin hamlelerini bekleyecek haliniz yok. Beş hamle sonra rakibe hangi hamleyi yaptıracağınız aslında sizin hamlelerinizle yönlenecek.

Satranç, müthiş bir strateji oynudur. Yalnız oyun olmakla da kalmaz. Satrançdaki bütün stratejiler aslında hayatımızın bütün aşamalarında uygulanması gereken hamlelerdir. Aslında, bilerek ya da bilmeden, yaşantımız boyunca hep satranç oynarız. Karşımızdakine hamle yaptırmaya ve onu mat etmeye çalışır dururuz.

Satranç oyuncuları rakiplerinin yüz ifadelerine bakarak hangi hamleyi düşündüklerini de çözebilirler. O nedenle de usta oyuncular yüzlerine ifade vermekten kaçınırlar. En güzel çözüm "aptal" gözükmektir. Aptal gözükeceksiniz ki karşınızdaki sizi aptal sanıp bütün hamlelerini rahatlıkla yapsın ve hataya düşsün.

Şimdi, birileri sürekli konuşuyor. Sürekli çok önemli bir oyuncuya iftira atıyor. Oyuncu kendini savunmaya çekmiş durumda. Aptal görüntüsü veriyor. Fakat, o birileri aptal gözüken oyuncuya daha da hızlı saldırmaya başlıyor. Fakat, saldırdıkça büyük hatalar yapmaya başlıyor ve mat olma yolunda çok önemli yanlış hamleler yapıyor. Oysa, rakibi aptal gözükerek şimdilik piyonlarıyla minik minik hamleler yaparak "Şah"ı gözüne dikmiş vaziyette. Şah, vezir, fil, at, kale ve piyonlar henüz oyun alanında. Fakat, aptal gözükenlerden bazı piyonlar oyun dışı olmuş durumda. Rakip, bütün kaleleri işgâl etme hevesinde. Hattâ, iki kale de şu an alınma durumunda. Rakip, "Şah"ı korumak amacıyla şimdilik bunu göze almış durumda.

Herkes oyunu seyrediyor. "Bu oyunun sonu nereye varacak" diye endişeyle bekleyenler var. Piyonlar hareketli ve bir an önce eyleme geçip karşı tarafı mat etmeye çalışıyorlar. Bu uğurda kendilerini tehlikeye atıyorlar. Rakip hatalarını gittikçe arttıyor. Bir piyonu ele geçiriyorlar, aptal gözüken rakibi sessiz kalıp, hiç olmadık bir hamle daha yapıyor. Karşı taraf bundan "Rakibinin bu oyundan anlamadığını anlıyor" ve daha da cesaretleniyor. Bir hamle, bir hamle, bir hamle daha...

Oysa aptal sandığı oyuncu "Şah"ı çoktan gözüne kestirdi ve içinden "MAT" dedi bile.

Bu oyun bitecek. Aptal sanılan oyuncu "Şah" ve "Mat" diyecek. Fakat, biraz daha bekliyor. Kendini uyanık sanan rakibi iyiden iyiye hatalarla şahını ortaya çıkarsın.

Mat çok yakında.

Çünkü, rakip artık geri dönülmez hatalı hamleler yaptı. Aptal sanılan oyuncu ise tarihinde büyük oyunlardan büyük galibiyetlerle çıktı.

Bekleyin görün.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yıldan beri Satranç sporun içindeyim. Bu oyunu yıllar önce öğrenmmeme rağmen ailemin ilgisizliğinden dolayı geliştiremedim. Küçük kızımın ilkokula başladığında öğretmeni bölgesel hakem ve antrenörü olması nedeniyle kızımında isteği doğrultusunda bu güzel sporun içinde bulduk. Herkese de tavsiye etmekteyim. Satranç kategorisinde yazılarım var. Dediğiniz gibi bizler hiç farkında olmadan hayatımızda yaptığımız hamlelerle zaten satranç oynamaktayız. Sevgi ve saygılarımla.

Ahmet Üstündağ 
 12.03.2010 10:34
Cevap :
Ama Ahmet Bey,bildiğiniz gibi bizde "spor" dendiği zaman akla gelen tek etkinlik "futbol"dur.Hani onu da hakkıyla yapsak gam yemeyeceğim ya! Onu da beceremiyoruz.Kavga dövüş, bıçak, satır, döner bıçağı ile spor yapıyoruz.Şimdi çocuklar ve gençler ise internet ortamındaki "zekâ" oyunlarına kendilerini kaptırmış durumdalar ki, bu kaptırma çok yakında büyük rahatsızlıklar çıkarmaya gebedir. Azeri devlet TV'si bile bugün hâlâ satranç dersleri veriyor ve karşılaşmaları yayınlıyor. Fakat, bizim kadar saçma sapan dertleri kendisine "ayak oyunu" edinmiş başka bir yönetim şekli olmadığından,biz ne gençleri ne de çocukları düşünüp onlar için birşeyler yapmaya niyetliyiz.Komediye baksanıza "Kamyon dolusu patlayıcı yakaladık" diye sevindiler.Allah'tan yakaladıkları "Petrol yüklü tanker" değildi. Bu kez de "Ankara'nın göbeğinde petrol bulduk" diye propagandaya başlarlardı. Diyorum ya, bizim kadar saçma sapan konulara kafayı takıp, enerjisini boşa harcayan bir başka ülke dünyada yoktur. (Saygılar.)  13.03.2010 9:52
 

benim aklım ermiyor. Yeni oyuncu demişsiniz biraz açamaz mısınız?

TC kaan kartal 
 08.02.2010 19:06
Cevap :
Kendine "aptal" rolü takınan oyuncu sahaya yeni bir oyuncu sürdü. Fakat, bu oyuncunun bir de "mezhep"e bağlı çok geniş bir tabanı olmasına dikkat edildi. Şimdilik bu oyuncuya her türlü maddi-manevi destek veriliyor. Şah'ı mat etmek için illâ oyunun kuralları dışında oynamak gerekmiyor. Nitekim, satrançta da çareler tükenmiyor. (Sevgi ve saygılarımla)  09.02.2010 11:45
 

Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin yaşamlarının şekillendirildiği, nefeslerimizi tutarak , büyük bir gerilim içerisinde izlediğimiz bu oyunun sonu umarım dediğiniz gibi olur Esat bey.....Yüreklerimiz ezilerek izliyoruz ve gerçekten ürküyoruz, beklentinizin tersine gelişecek bir sonuçtan...Aydınlık günlere erişebilmek dileğiyle..Allah herkese akıl,fikir ve vicdan versin, ülkemizi korusun..Sevgiler,saygılar....GÜLSEN

GUPSE 
 07.02.2010 2:41
Cevap :
Oyun devam ediyor sevgili Gülsen Hanım. Karamsar olmayın. Yeni bir oyuncu büyük bir umutla geliyor. Bugün ben o oyuncunun toplantısındaydım. Halkın, eski oyuncudan umudunu kestiğini gördüm. Halk, bu yeni oyuncuya samimiyetle kucak açıyor. Eskiler bitti. Bitmesinde stratejik oyunların büyük payı var. İşte demokrasi falan diyorlar ama yine de neyi yazmakta özgür olduğumuzu anlayamıyoruz... Sevgi ve saygılar benden. Teşekkürler.  07.02.2010 20:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3218
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster