Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
2414
 

Mavi Şemsiye

Mavi Şemsiye
 

Sabahtan beri yağmur hiç dinmek bilmemişti. Henüz öğle saatleri olmasına karşın gökyüzü kasvetli bir kurşunilikteydi. Biraz öncesine kadar durgun bir göl gibi olan soluk mavi deniz, giderek huzursuzlanmaya ve kararmaya başlamıştı. Telaşlı bir şekilde balık yakalamaya çalışan iki karabataktan başka hiçbir canlı yoktu çevrede. Sanki , deniz kenarındaki bu minik orman , başka bir dünyaya aitti. Ne bir insan, ne telefon, ne de bir gürültü. Sadece yağmurun ve dalgaların sesi…

Bir kadın ve bir adam… Camları buğulanmış bir arabanın içinde oturmaktaydı. Kaportaya düşen damlaların tıkırtısı giderek şiddetini arttırıyordu. Yarı açık camlardan dışarı Sezen Aksu’nun “Eskidendi, Çok Eskiden”in melodisi ağır ağır gökyüzüne doğru yayılıyordu. Ön camdan seyrettikleri deniz, yağmur damlaları camdan süzülürken giderek bulanıklaşıyordu, ta ki silecekler damlaları camın üzerinden sıyırıncaya kadar.

Uzun uzun sessizlikler oluyordu. Arada da tutuk konuşma çabaları. Kurulabilecek bütün cümleleri kurmuşlardı belki de. Geldikleri noktada da sessiz bir isyandı yaşadıkları. Mümkün olduğunca göz temasına geçmek istemiyorlardı. Çünkü o gözlerdeki çığlığı görmek, her ikisine de ağır geliyordu. Kadın, gözlerini balık avlamaya çalışan karabataklara dikmişti. Karabataklarla ilgili anlamsız bir şeyler gevelediler. Hatta bir ara kendilerini kaptırıp ,denize dalıp çıktığında ağzında balık görebilir miyiz diye meraklanmaya bile başladılar. Adam, sık sık ortamdaki ağır havayı dağıtmak istercesine buğulanmış camları silip duruyordu. Az sonra yeniden camlar aynı hale dönüşüyor ve adam bir kere daha camları siliyordu.

Giderek büyüyen dalgaları izlerken, tam da dalganın kırıldığı noktada levreğin nasıl yüzdüğünü konuşmaya başladılar. Oradan balık tutma maceralarına geçildi. Bir ara kendilerini kahkahalarla gülerken bulmalarına şaşırdılar. Saatlerdir ilk defa ağız dolusu gülmüşlerdi. Bu, ikisine de iyi gelmişti. Aynı gülen yüzlerle nasıl tanıştıklarını ve birlikte başlarına gelen komik olayları hatırlamaya başladılar. Birisinin sözü bitmeden diğeri lafa giriyordu. Şimdi, radyoda daha neşeli parçalar eşlik ediyordu konuşmalara. Yaşanılan güzel anları belki de unutmaktan korktuklarından tekrar tekrar konuştular.

Bir ara gözgöze geldiler. Uzun uzun birbirlerinin yüzüne baktılar. Adam elini uzattı ve kadının iki kaşının arasındaki gergin noktaya parmağıyla masaj yapmaya başladı. Ne zaman kadın kaşlarını çatsa, adam hep aynı şeyi yapardı zaten."Ben bu adamı seviyorum" diye düşündü kadın ve gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Adamsa nemlenen gözlerini göstermemek için başını çevirdi ve tekrar camdaki buğularla ilgilenmeye başladı. Sonra arabadan indi. Bagajı açıp kapattı. Kadının kapısını açtığında ,bir elinde mavi bir şemsiye, yağmurun altında bekliyordu. Elini uzattı. Kadının elinden tuttu , arabadan çıkmasına yardım etti.

Şimdi mavi bir şemsiyenin altında, deli gibi yağan yağmurda öylece duruyorlardı. Giderek sertleşen rüzgardan üşüdü kadın. Biraz daha sokuldu adama. Adamın sigara ile karışık parfümünün tanıdık kokusunu çekti içine. Uzun uzun denizi seyrettiler birbirlerine sımsıkı sarılarak. Hiç konuşmadan.

Yüzüne değen soğuk rüzgar karşısında gözlerini kapattı kadın. Derin bir nefes aldı ve o mavi şemsiyenin altında, sonsuza kadar adamla birlikte olabilmeyi diledi….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşkın tarifini çok güzel yapmışsın. Öyle anlar vardır ki kelimeler tükenir. İçimizden geçenleri kelimelere döksek sanki değerini yitiriverecekler de hissettiklerimizi basite indirgeyecekler gibi. Bir insana en huzur veren şey sevdiğinin kokusu değil midir? Aşkımı saçma bir trafik kazasında kaybetmiş birisi olarak, henüz vakit varken birbirinizin elini tutun tutabildiğiniz kadar diyorum. Birbirine sevgisi tükendiği halde sadece bir takım hesaplarla hala birlikte olmaya çalışan onca insan varken bu iki yüzlü dünyada, en saçma şey birbirine hala dokunmak isterken sorunları büyütüp ayrılık kararları almaya çalışmak sanırım. Sonra bir an geliyor ki o kokuyu bir kez daha duyabilmek için her şeyden vazgeçebileceğinizi düşünüyorsunuz. Ve işin en kötü tarafı bir daha o kokuyu hiç bir kadının duyamayacağı fikri.

sule sancak gözen 
 04.11.2007 20:45
Cevap :
Bana diyecek bir söz bırakmamışsın... Çok sağol ve hep yanımda ol...  05.11.2007 13:55
 

Yanıtınız o kadar şiirsel ki, karşı yorum yapmaya kıyamadım doğrusu... Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 28.06.2007 15:11
Cevap :
İlginiz için çok teşekkür ederim. Güzel günler diliyorum Mehmet Bey...  28.06.2007 16:26
 

Bir yanıt rica ediyorum: Sizce aşk ile sevgi arasındaki 2 temel fark hangileridir? Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 28.06.2007 11:41
Cevap :
Sevginin ayakları yere sağlam basar; aşkta ise zemin kaygandır... Aşk açık denizde patlayan bir fırtınadır; sevgiyse yüzümüzü usulca okşayan bir sabah yelidir. Sorunuz için teşekkürler...  28.06.2007 12:30
 

Hem sizin satırlarınız, hem de Çiğdem Hanım'ın yorumu bana hüzün renginde bir azalmışlığı, bir tür yoksunluğu hissettirdi. Nedir bu? Cinsellik mi, duygusallık mı, ruhsallık mı, yoksa tüm bunlardan öte henüz adını koyamadığımız bir yaşanmışlık mı? Bana bunları hissettirip düşündüren yazınız için yüreğinize sağlık. Mehmet Sağlam /Kafası Karışan Okurunuz...

Mehmet Sağlam 
 27.06.2007 19:08
Cevap :
Hepimizin kafası karışmıyor mu zaman zaman? Hem yoğun bir paylaşım, hem de çözümü bir şekilde bizlerin dışında olan sorunlar yumağı, an geliyor ilişkileri kopma noktasına getiriyor. Tam da o noktada sevginize ne kadar sahip çıktığınız önem kazanıyor her iki taraf için de...Böyle bir andı anlatmak istediğim... Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Selamlar...  28.06.2007 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster