Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '07

 
Kategori
Mavi Yolculuk
Okunma Sayısı
3142
 

Mavi yolculuk..

Mavi yolculuk..
 

Yer mavi , gök mavi... Mavi’lere bulaşmaya gidiyoruz... Daha daha ‘’Mavi’’lere karışmak için; o şarkıda, Mahmure’nin yaptığı gibi, seke seke değil, '’Tek teke '' de mahmurlukların kuyusuna ineceğiz hep birlikte. İçimiz dışımız maviliklerle dolacak. Maviliklerin sarhoşu olacağız bu mavi yolculukta. Maviliğin mahmurluğu, hep üzerimizde olacak: ‘’Ayılmamacasına’’. Hep tüteceğiz mavi mavi. Nefesimiz bile ‘’Mavi’’ kokacak. Rüyalarımızın bile ‘’Mavi’’ olmasını isteyeceğiz. Hülyalarımızın da. Mavi gibisi var mı? Mavi gibisi yok elbet. Mavi ki, ille de mavi!. Mavi mavi , masmavi…

Yolculuk başladı Haydarpaşa’dan (Pardon) Marmaris Limanından. Sekiz saatlik, maviliklerin içinde, mavileri içe sindirme, koklama koklaşma yolculuğu bu. Kaptanımız da Kamil Taşkın. Usta mı usta.

Bir maviliğin içinden, bir maviliğe atılmak değil bu yolculuk. Bir maviliğin bittiği yerden, bir diğer maviliklerin başladığı yeredir bu yolculuk…

İşte.’’Harika’’ adlı gemimiz hamle yaptı limandan. İçinde, maviliğe sevdalıların buluştuğu, mavi mavi rüzgarlarla esmeğe hazır yolcuları var bu geminin. Suları yara yara gidiyor bu gemi. Belli ki, o da susamış maviliklere. Titreye titreye, sarsıla sarsıla, sevinçten ayakları dolana dolana yol alıyor bu gemi. İstikamet: ‘’Cennet Adası!’’

Cennet Adasında Huri Kızları yok!. Tropikal cennet meyveleri yok! Öyle bir yer ki, sevgisiz kalmış, sevgiye susamışların ilk durağı burası. Körfezi ile , minik koyları ile, mavi mavi esen rüzgarı ile, insanı hülyalarla sarıyor bu ada. Şayet , yapınızda ‘’Sevgi açığı’’ varsa, sevgilinize kavuşamıyorsanız, veya sevgilinizden yeni ayrılmışsanız ve de ‘’Unutamıyor’’sanız, gelin bu adaya. Durun yamacına. Bakın doya doya. Dalın gidin mazinin kıvrımlarına. Dalıverin maviliklerin girdabına. Hülyalarınızın, rüyalarınızın, arzularınızın , sırım sırım saçlarının tellerine tutunun. Attığınız ok, gitti gider, O, hedefine varacaktır elbet, çağırmayın geriye. Bakın görün, bir güzel hafifleyeceksiniz. Gözlerinizi feri, mavilikleri yırtacak. Ne. istediğinizi şimdi, daha rahat öğrenmiş olacaksınız. Cennetin bu adası, size ‘’Melhem’’ olsun. Kalbiniz sevgiyle dolsun. Gönlünüz mavi’lere bulansın. Deneyin’’ Biyo’’. Görün ‘’Biyo’’.

Evet. Hala daha Cennet Ada’sında gemimiz. Mavi sulara dökülmüş yolcuları. Sanki tükenecekmiş giibi de mavilikleri kucaklıyor kulaçlar. Bir tatlı telaş. Bir telaş ki, ’’Deme gitsin!’ ’İnsanlar cıvılı cıvıl bu Cennet Adası açıklarında…

Emin olun, sevgi ağacınız bu Ada’da yeşillenerek büyüyecektir. Bir dilek tutmuş gibi. Nefesler bu ada’da birbirine karışıyor. Sevdiceğinizin eli, bu adada birbirine dokunuyor. Bir hoş oluyorsunuz .Daha ne istiyorsunuz? Bir rüzgar alıyorsunuz inceden inceden. Geçmişte, Adana acısı gibi koyan sevdaların hüznünü, bu koya boşaltıyorsunuz…

Yolumuz daha uzun. Mağara’ya yöneliyoruz.''Fosforlu Mağara '' adı . Koskocaman bir taş oyuk. İçersine üç-dört sandalın sığabileceği bir yer burası . Buradaki renkler koyu mavi. Karış karış değişiyor renkler. Yakamoz’un sırım gibi kaçamak beyazı ile morlukların, lacivertlerin, gökyüzü mavisinin, çimen yeşilinin birbirine karıştı yer burası. Atıyorsunuz kendinizi suya. '’Oh be!’’ Bütün renkler bedeninize sarılıyor. Sarmalanıyorsunuz bu renk cümbüşü ile. İçeride birlikte raksediyorsunuz siz suları kulaçlarken. Her kulaçta , yan gözle seyrediyorsunuz renklein değiştiğini. Ebruliden, gümüşi’ye. Fıstıki’den , zeytuni’lere beleniyorsunuz bir anda. Her kulaçta bir renk cümbüşü. Renk senfonisi, peşinizi bırakmıyor. Sanırsınız ki, mağaranın içinde, fokur fokur ''Fosfor'' kaynatılıyor.
3O metrelik gemi, sizi mağara ağzında bekliyor.

Mısır nüfusuna kayıtlı bizim Kleopatra buraya, gözlerinin rengini vermiş. Ona bakarsanız, Gükova’nın Sakar Geçidinden, yol yok, iz yok ve de tahtırevanla, ardındaki kervanı ile , nasıl geçip gitti bu yolları değil mi?! Dahası var, biraz uzakta, karşı sahildeki Sedir Adası. Kleopatranın ayağının değdiği yerden o nefis kumsal peydahlanmış. Bir tutamını çakmakla yakarken, ’’Pırıldak’’ gibi ışıklar saça saça yanıyor. Üstelik ‘’Çıtırtılı’’ sesler de çıkararak..

İğne deliğinden dünyayı seyretmiş Kleopatra. Beğendiği yerde konaklamış. Şair Halet’in dediği gibi: ‘İçinde../Kuşlar uçuyor, / Kervanlar geçiyor, / Bir iğne deliğinden’’ Ört ki, ölem! Bütün bu olan bitenler, ‘’Turizm’’ uğruna tabi. Testiyi kendimiz yaparız , kulpunu da kendimiz takarız biz. Bazen de kulpunu ya unuturuz takmağa , ya da ters takarız. Ehhh! Turistlere de rahatlıkla söyleyebiliriz de ‘’Kleo, en çok bizim topraklarda yaşadı, buraları sevdi ve Emekli Sandığından da burada emekliye ayrıldı. Turist ne der bilmem? Öyle ya. Romalı sevgilisinden ayrıldığından beri, bu üç aylıklarla geçindi Kleo’muz. Gördünüz mü? Vah vah vah…Herhalde o’nun adına özel bir banka da bulunurdu elbet…Hortumsuz, defosuz , kırığı, göçüğü, vuruğu olmayan bir banka. Ben buldum bankayı: ’’Papirüs Bank’’ Emekli Sandığımız, parayı buraya transfer ederdi herhalde. Öyle ya! Memlekete turist gelecek! Bizde inanmağa başlar olduk şimdi bunca laftan sonra, iyi mi?!

Evet! Gemimiz şimdi ‘’Akvaryum’’ da demirledi..Maviliklere doyulmadı daha. Rakı şişesi içindeki balık, kendisini akvaryumda zanneder ya!, o hesap. Siz, maviliklerin berrak berrak üzerinize, pul pul yapıştığını görebilirsiniz bu koyda artık. Silkindikçe, kulaç attıkça dağılılıp dağılıp, tekrar üzerinize yeniden pul pul yapışıyor. Pırıl pırıl. Camdan berrak. Kristalden de ışıltılı. Kısalı, uzunlu, yanarlı, dönerli ışık demetleri, yüzünüzü, vücudunuzu yalıyor biteviye. Maviliğe inat. Maviliği de ‘’Caba’’ sı!...

İçinizde tabaka tabaka, katmerli güzellikler, ruhunuza kadar yayılıyor. Bitmesin istiyorsunuz bu yolculuk. Nefis bir koyda öğle yemeği paydosu. Tepsiler içinde gelen yemeğiniz.Yeyip içtikten sonra tatlı bir öğlen uykusu bastırıyor sizi. Kestirmeğe kalmadan gözleriniz kayıp gidiyor. Etrafın cırcır böceklerinin sesi, rüyanızda da devam ediyor. İçinizden de ‘’Hiç uyanmasam bu maviliğin koynunda’’ diye düşünüyorsunuz’’Hiç ayılmasam’’ diye iç geçiriyorsunuz. Öylecene, mavi mavi tüterek uyuklayıp kalıyorsunuz. Cırcır böceklerinin melodileri size demet demet, yarışırcasına şarkılar sunuyor. Dudaklarınızda tebessüm. Yanaklarınızda gamze gamze sevda çiçekleri açıyor yeni baştan…Rüyanızda, Kleo’yu da görüyorsunuz, üstüne üstlük. Daha ne istersiniz?

Kleopatra size ‘’Lir’’ çalıyor.Elini, alnınıza koyuyor. Yanı başında da ‘’Diyapazon’’a benzer bir alet. Lir’in nağmesi yüreğinize işliyor.’ ’Hep öyle kalayım, zaman dursun’’ diyorsunuz bir taraftan da. Zaman tünelinin ucu göründüğünde, aydınlığa ‘’Pat’’ diye çıkıverince, bir de bakıyorsunuz ki, ortalıkta ne Kleopatra kalmış, ne de lir’ denen çalgısı. Yine maviliklerde gözlerinizi açıveriyorsunuz birden. Yalnız nedendir, başınızdaki o elin sıcaklığı hiç geçmiyor yol boyunca.

Uyan sunam uyan! Yolumuz var gidilecek. Sevdamız var ekilecek. Mavilikler var tüketilecek. Nihayet Turunç Köyü uzaktan göründü. Ve serbest saat. İncecik kum. Berrak bir su üzerinde ‘’Mavi’’si tütüyor.’ ’Deniz dibi cinleri’’ bile gözüküyor küpeşteden dikkatli bakılınca. Gülümsüyorlar size. Adınız: ‘’Mavi yolculuk’’ Öbür adınız da ‘’Maviliğin ötesi. ’’Mavi gözlü Emel Sayın’ın villası da size bakıyor tepeden. Ehh, gelmişken bir Turunç’luya Kleopatra’yı soruyorsunuz. ’’Abi, diyor, İsim yabancı değil amma, bir muhtara soruverseniz , o daha iyi bilir yerini’’ deyip, baştan savıyor sizi. Ehh.Bu sıcakta da muhtara gidilmez hani ?! Kalın defterleri, kütükleri karıştıracak kan ter içinde. Bulmak zor iş, öyle değil mi? Olsa olsa, bu Turunç’a da gelmiştir. Kadın, eline ayağına üşenmiyor ki. Her yerde var. Seçim otobüsü gibi her yere uğruyor. Her yere girmiş çıkmış.

Mavilikler yakamızı bırakmazken, bu koydan da ‘’Palamar’’ çözüyoruz. Ver elini ‘’Yeşil Deniz. ’’ Denizin yeşili olur mu? Oluyor işte.Gidip görmek lazım.Bu yazıyı niye yazıyoruz? Memleketimizin maviliklerinde yüzün biraz, nefes alın biraz diye.İşte resimleri de sizler için çektik..

Evet! Denizin gözleri bu sefer yeşile dönüşüyor. Çimen yeşili. Filizi , yeşilimsi tadında. Maviliklerden gelip, birden yeşilliğin içine düşüvermek? Suya kendini atanlar, avuç avuç yeşillikler topluyor sudan. Burada yeşillikler muhayyer. Beğenmeyene, yeşilin bir başka tonu olan yeşillik, geri iade edilir.

Bitmesini istemediğiniz bir yolculuk bu.Yedi saattir yollardayız.Daha bir saatimiz var. Dönüyoruz Marmaris’e. Boğazları geçiyoruz. Marmaris’in kıyı güzelliği, gizli bir el tarafından açılıyor sayfa sayfa. Hülyalı bakışlarla bakıyorsunuz. Gözlerinizde yeşil denizin yeşili, başınızda maviliğin tüten nefesi.Ve maviliklerde yol alan bir gemi Ve içinde siz. Bir başka ruhsal dengeye bürülü, dipdiri ve de uçmaklısınız bu seferden. Bacasından tüten dumanı bile mavi bu geminin. Bakışlarınız bile mavileşti. Gönlünüz o anda, eski sevgili ile barışmıştır bile. Veya, yeni sevgiliye daha yakın. Balıkçı’nın o gür sesi gibi haykırasınız gelir içinizden. Dedik ya sevinçleriniz bile mavi mavidir bu sefer sonrası. Neyedir, bunu da tam bilemezsiniz. Buna, deniz dibi cinleri karışır. Bağırırsınız farkına varmadan.Balıkçı’nın sesiyle: ‘’Heyt be! Savulun bre! Kalbimi tuta tuta, maviliklere bata çıka sana geldim!. Mavilikler; hülyam oldu, rüyam oldu. Bu aşk ’Od’ u, beni buralarda buldu. Öyle de kabul et beni, böyle de! Maviliklerin yüreğim, serinliklerin ise gözlerim. Dayanabilirsen gel! Yoksa gelme! Sev sevebilirsen. At atabilirsen. Yalnızlıklara ko, koyabilirsen!. Saklanma öyle.’Mavi dersem çık!. Mavi demezsem bile yine çık ortalıklara!. Ve saklambacı benimle, böyle oyna! Heyt be! Nereden nereye!...

Bütün mavilikler sizin olsun!

RESİMALTLARI: Mavi ve yeşilin iç içeliğinde mavi yolculuklar, bir başka tattadır.Bakarak değil, görerek mavi çılgınları yaşamak gerekir.Mavilikler insanı çıldırtıncaya kadar maviliklere boyar insanı. Ki o maviler, yer eder yüreklerde. Eskimez de. Suda yıkasanız bile çıkmaz rengi. Ne solar, ne de rengi atar. Mavi yolculuğun isim babası Halikarnas Balıkçısını şükranla anıyoruz...

Not:Fotoğraflar: Muzaffer CELLEK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mavilere "bulandım" okurken, mavi mavi "tüteceğim" bu hafta; sevgiler, maviyle... mavi umut.

derinmavi.. 
 29.07.2007 16:29
Cevap :
Ne güzel! ''Mavilere bulanmışsın'' Mavi mavi tüterek.Adı üzerinde ''Mavi yolculuk'' bunun adı.Nice mavilere derim ben de..Kal sağlıcakla.  29.07.2007 17:16
 

Merhaba Muzaffer bey, mavi yolculukların mavisi bu kadar mı güzel anlatılır, yaşatılır acep? Marmarise gidemedim henüz, ancak sayenizde "Harika" ile bu eşsiz gezintiye çıkanlardan biri de ben oldum. :) Cennet vatanımızın nadide yerlerinden birisi marmaris.. umarım bir gün bu yoğun koşuşturmalarımdan fırsat bulur da gitme fırsatı edinirim, edinirim de o adaya yani "Cennet Adasına" giderim.. Doktorum olarak reçetemi yazmışsınız :) Kendinize iyi bakın sevgilerimle ismet ;)

hasande45 
 15.07.2007 9:10
Cevap :
Sevgili İsmet Bey.Mavilikler,ruhun aynası olmuştur daima.''Önünüze yemyeşil deniz,yeşil bir halı gibi uzanıyor.Yakamozlanan,ay ışığına sarılı mavinin her tonu,yanıbaşınızda kıpır kıpır..Doyamıyorsunuz maviliklere.Denizin derinliklerine bakıyorsunuz.O mavilikler döne döne aşağılara doğru bir burgu gibi ışıyor,sizi çağırıyor...Turizmin semgesi oldu mavilikler..Cennete Adasına çadırınızla gidin.Sizi oraya bırakan kayık,ertesi gün gelip,sizi alsın.Bir güzel maviliklere bulannın.Suda çıkmaz,leke turmaz maviliklerle başbaşa kalın.İlaç gibi gelsin.Bu işin reçetesi de bu...İlginiz için teşekkür ederim.Sevgilerle kalın.  15.07.2007 12:32
 

Yazınızda en çok Kleopatra'yı muhtara sorun diyen arkadaş beni çok güldürdü. Sevgiler Bülent Göncü

Bülent Göncü 
 07.07.2007 23:17
Cevap :
Yazı ve galeri için temennilerine teşekkürler.Sevgilerimi sunarım.  08.07.2007 8:34
 

sefanız olsun sevgili Cellek... Bu ne keyf Marmarisin muhteşem koylarında. İyiki de gitmişim Çeşmeye, yoksa çatlardım valla, bilesiniz. İlk kez 70"li yılların başlarında gitmiştim Marmarise, ailemle birlikte. Sadece Lidya (Likya mıydı yoksa adı) otel vardı o zamanlar. Bütün kasaba, tek katlı deprem evlerinden ibaretti. Turunç' a da motorla uluşulabiliniyordu sadece. O Marmarisi hiç unutamadım. bir daha da aynı tadı alamadım. Yine de koyları itibarı ile özellikle Marmarıs- Fethiye arası harika. Umarım 5,10 sene sonra onlarda düşlerde kalmaz yalnızca. Siz bulanmaya devam edin bakalım mavilere mavi mavi mavi adam:)))

Neşe İleri 
 03.07.2007 16:24
Cevap :
Hülyalar dedik..Rüyalar dedik...Nefesler de dahil her şey,Halikarnas Balıkçının ''Yaradılış'a'' duyduğu saygı ve özlemle mavilikleri yaşaya yaşaya gittik ve döndük..Tilki şimdi yuvasında .İlk fırsatlarda yine tüyecek bu mavi adam demek nereden aklınıza geldi? Bu,ikidir oluyor.Sonuncusunda az daha aynaya bakacaktım hani!...Bahsettiğiniz otel Lidya Oteli..Günlerim oralarda geçti..Çeşmenin engin ve ipeğimsi kumsallarında siz de keyiflenin bakalım.Gözümüz yok.Saygı ve sevgilerle efendim.  03.07.2007 17:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster