Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
158
 

Mavilikler Kaybolmasa

Duygu seline kapılmış hızla gidiyorum... Çok geçmeden yanımdan geçenlerin hafif meraklı bakışı sonucunda kendime gelebildim. Yanlışı yapmadan daralmak üzere olan çemberden kurtulmalıyım... Mavilikler her tarafı sarmış... Gök mavi, Seyhan Mavi...Dilberler sekisinden geçiyorum... Tertemiz, pırıl pırıl bir mavi... Hiç bu kadar duru olmamıştı bu renk...

Yol kenarında sabırla dizilmiş taşlar... İki genç dip dibe oturmuşlar... Sorsam mı, sormasam mı? Mavilikler kayboluyor... Gökyüzünü Ultrillo grisiyle simsiyah bulutlar kaplamış... Ardından yağmur yüklü bulutları sürükleyecek rüzgâr esiverdi. Dersten çıkmışım... Rüya mı? Ölmüşüm de “Öbür dünya” dedikleri bu mu? Bir karmaşa içindeyim. Yerçekimi yok... Vücudumu hissedemiyorum... Gökyüzünde bir nebzecik sıcak renk yok... Üşümem de yok... Tüm sıcak renklerle, tonları yok olmuş...

Yavaş yavaş yürüyor muyum, uçuyor muyum? İlerlediğimi biliyorum... Nereye doğru, onu da bilemiyorum... Dünya hacimsiz... Görüntü...Elimdeki ders kitaplarının da hacmi yoktu...Gözlerim doldu... O da bir görüntü... Sorsam mı, sormasam mı? Sesim ya çıkmazsa... Kendimden korkuyorum... Sürekli başparmağımla işaret parmağımın arasını sıkıştırıyorum. Hiç acı hissetmiyorum... Demek ki yolculuk bu... Şehir çok aşağılarda kalıyor... Bulunduğum tepe yükseldikçe yükseldi... Bastığım yerle yüzüm arasındaki mesafe uzadıkça uzuyor... Bu benim doğduğum şehir, bana çok uzak... Aklıma Hazar’ın kıyısındaki Emba geldi... Kıyısında koşup oynayan babaannemin küçüklüğü geldi... Babam geldi... Son olarak uğurladığımız annem aklıma geldi... Hepsi beni evde bekliyor mu ne?

Birden sis bastırdı... Şehrin lambaları, sisin arasında küçücük ateşböcekleri gibi görünüyordu. Lambaların sıcaklığı, bana da yansıdı. Ellerimi hissetmeye başladım... Sonra yüzümü... Sis çoğaldı... Mini mini sıcacık ışıkların önüne geçiverdi... Ben üşüdüm... Sis hareketli... Lambalar tek tük tekrar göründü... Gözlerimden akan yaşı hissettim... Beynimle vücudum arasında bir bağlantı oldu... Koptu... Tepeye iyice yükseldim... Tırnaklarım morardı...

Üşüdüğümü hissedemiyorum... Temin buz tutmuş. Yine o iri kareli battaniye... Onun da güvez rengi görünmüyor... Gazetelerden kestiğim yazılar, hoşuma giden notlar tek tek aklıma geliyor. Hiçbir duyguyu yakalayamıyorum.

Gözlerimden yaşlar geliyor... Yüzüm iyice ıslanıyor... Yine o yaramaz ateş böcekleri göz kırpıyor. Gözyaşımı hissediyorum. Yüreğim yanıyor... Şehrime yabancıyım...

O iki gence yaklaştım. Belli ki seven bir çift. Yaklaştığımı farkedemediler. Seslendim. Yüzüme baktıkları an hıçkırarak ağladım. “Neredeyim? Başım dönüyor...” Ayağa kalktılar, şefkat gösterdi kızla oğlan...

Kendimle savaş halindeydim. Beynimi zorluyorum. Aklımda, küçükken üzerinden geçmeğe korktuğum köprü belirdi.

İkisiyle birlikte dolmuşa bindim. Ne kadar zaman geçti, nereden geçtik... Dünya halâ hacimsiz... Boşluktayım... Derin üstüvane içinde dönüp duruyorum... Gözlerimin etrafı yanıyor. Evrende kaybolmuşum... Neyim, kimim? Etrafa belli etmeden gözlerimi silmeye çalışıyorum. Bitmek bilmez bir yol. Kız adımı sordu. “Hatırlayamıyorum.” Düş olmasını diliyorum; yok, düş olmadığını biliyorum. Genç kızın da oğlanın da yüzleri ne kadar güzel... Diğer insanların yüzü silik...

Zaman mefhumu yoktu. Köprüye geldik. Tek tük çözülmeler başladı. Gökyüzü gece mavisi, Seyhan gökyüzünden mavi... Maviliklerde tatlı ışıklar ateş böceği gibi... Evime doğru yola koyuldum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YÜKSEK DUYGUSALLIK YÜKSEK DUYGUSAL ZEKANIN GÖSTERGESİ MİDİR SİZCE?

Mehmet Sağlam 
 15.07.2007 1:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Yaşamsal boyutta etkilendiğim; kimi zaman bir kısım, kimi zaman bütün insanların orijininde birle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster