Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
514
 

Mayınların Arasında bir pencere..

Mayınların Arasında bir pencere..
 

Yıllarca yüzümüzü buruşturan, bizi üzen, kahreden, batıya karşı hep “kara yüzümüz” olan Türkiye’nin mayınlı bölgeleri bu sefer, bizi ağlatmıyor, bilakis yüzümüzü güldürüyor. Birkaç yıl önce alınan bir kararla, Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu’ sundaki mayınlı bölgelerdeki mayınlar önce temizlenmeye başlandı. Sonra da alınan bir kararla TPAO bu bölgelerde petrol aramaya başladı. Üstelik bazı yandaşlarımızın karşı çıkmasına rağmen… Bu sözün altını bir kez daha çiziyorum, çünkü buralarda yıllarca petrol aramamız istenmedi, mayınlı bölge dışında yabancı ortaklarımız tarafından açılan petrol kuyuları da ya, petrol yok diye ya da kalitesiz ve yetersiz petrol var diye betonla kapatıldı. Yıllarca “bu bölgede petrol yok, Türkiye’nin petrolü yok olmaz” söylemleri söylendi. Fakat yirmi-otuz kilometre uzağımızda, Kuzey Irak’ta petrol aratan Kürt yönetimi, hatta sınırımıza yakın Suriye bile topraklarında bir bir açılan kuyulardan petrol fışkırtınca, bizimkilerin aklı başına geldi. Orada çıkıyorsa, burada da çıkar dediler ve yaklaşık 4-5 yıldır da bölgede ciddi sondaj çalışmaları yapılıyor. Sonuç ise oldukça olumlu.

Gören göz kılavuz istemiyor !. Bölgeden gelen haberler oldukça sevindirici. Kimi kuyulardan istenen sonuç çıkmadı, kimi kuyulardan hem de yakın mesafeden petrol çıktı, kimi kuyulardan da “Arap ışığı” denilen birinci kalitede petrol örnekleri alındı. Hatta, oldukça iyi bir potansiyel olduğu bile söyleniyor. Bu tam olarak net ve kesin değil ama yıllarca, özellikle Güneydoğu bölgemiz için “bu topraklarımızda petrol olmalı” söylemi gerçek yerini buluyor. Bu sevindirici.

Uzun yıllardır özellikle mayınlı bölgede petrol araması ve sondajlaması yapan TPAO Batman Bölge Müdürlüğü, Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde Suriye sınırının sıfır noktasında mayınların temizlendiği alanlarda bugüne kadar açtığı 25 kuyudan 21’inde petrol buldu. Bu nasıl iyiye işaret olmasın ki ? Yıllarca, tel örgülerle çevrilmiş ve üzerine kırmızı renkli ’mayınlı bölge’ yazılı levhalar asılmış ve özellikle sınır kaçakçılığı yapanların korkulu rüyası olmuş, çoğu zaman da birçok insan can vermiş, onlarcası sakat kalmış, nice hayvanlar telef olmuş bir bölgede şimdi mayınlar artık yok ve buralardan petrol fışkırıyor. Yıllarca buralarda yaşayan halkın korkulu rüyası olan mayınlı bölgeler, özellikle Mardin’in “Çamurlu, Batı Kozluca ve Sınırtepe” bölgelerindeki kuyulardan günde 2.400 varil petrol çıkartılıyormuş. Bu sayı, petrol çıkaran ülkelere göre, çok küçük bir rakam belki ama petrol konusunda dışarıya bağımlı olan bir ülke için, hiç de azımsanmayacak bir rakamdır. Diğer bölgelerde de azımsanmayacak rakamlarda petrol üretildiği artık bir gerçek.

TPAO açtığı her kuyudan petrol fışkırtıp, bunu da ilan edince (bunu da anlamıyorum, sessiz sedasız işinizi yürütsenize), bu durum, sınır komşularımızı da oldukça rahatsız ediyor anlaşılan. Nasıl etmesin ki, yıllarca bölgede kıskanılan bir ülke olan Türkiye’ye karşı en büyük kozları petroldü. Şimdi ise, bu ülke kendi topraklarında petrol buluyor. Rafinerileri olan bir ülke için de, bunu işlemek ve dağıtmak hiç de sorun olmayacak ve eli biraz daha güçlenecek. Bir de doğalgaz da köprü olmaya hazır bir ülke ise, durumun fotoğrafı ortadadır. Bu durum karşısında, Türkiye’nin sınırda petrol aramayı hızlandırması üzerine Suriye de hareket geçmiş ve iki ülke sınırları içinde bulunan aynı damardan Türkiye’nin petrol üretimi yapıldığını gören Suriye’de TPAO’nun sınırda açtığı her kuyunun karşısına yeni kuyular açarak petrol çıkarmaya başlamış. Kuyuları sadece 10 metre aralıklı tel örgülerin ayırdığı Sınırtepe’deki 14 kuyunun hemen karşısında Suriye’nin açtığı kuyu çok rahatlıkla görülebiliyormuş. Bu ne kıskançlıktır arkadaş diyebiliriz ama, bizim kadar onlarında kendi topraklarında petrol araması en doğal hakkı. Sonra Türkiye’ de elini çabuk tutup, hatta dilini tutup, petrolü çıkartsaydı. Şimdi ise, non-stop petrol üretmeye devam etmeli hatta, mümkünse iki petrol kuyusu arasındaki mesafeler daraltılıp, kuyu sayısı artırılmalıdır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde daha temizlenmemiş başka mayınlı bölgeler var. Büyük bir ihtimalle buralarda da yapılacak sondajlar kayıtsız kalmayacak ve TPAO’nun eli boş olmayacak. Komşularımızdan önce davranıp, bu bölgeler hemen değerlendirilmeli ve potansiyel petrol yüzeye çıkartılmalıdır. Daha henüz işin başında iken, günde 2 bin kusur varil petrol bizim için hiç de azımsanmayacak yeterliliktedir ama genele yayarsanız, devede kulak misali kalır. Zaman kaybetmeden buradaki petrol çıkartılmalı ve tüketime sunulmalı ya da eğer varsa depolanmalıdır. Ama bizim en büyük handikabımız, komşularımızın düz bir araziye sahip olması, bizim ise daha sert, engebeli yüzey ve mayınlı bir bölgeye sahip olmamızdır. Bununda çaresi var tabiî ki ama önce hükümetin bu konuya tam olarak mali ve politik destek vermesi, sonra da TPAO’nun büyük bir kararlılıkla bu bölgedeki mayınları temizletmesi ve hemen sondaja başlaması gerekiyor. Geçen günler, Suriye’li Arapların, hatta Kuzey Irak’lı Kürtlerin işine yarıyor.

Petrol arama ve çıkartma konusunda Kuey Irak’lı Kürtler bile bizden daha cesaretli. Baksanıza, daha kendi devletleri bile yokken (resmi olarak), Irak’ın kuzeyinde petrol arama, arattırma, çıkartma ve işleme konusunda kendi “petrol yasalarını” bile çıkarttılar. Tabi, burada ABD’nin parmak oyununu görmemek mümkün değil. Zira gelişmelere baktığınızda bu daha net ortaya çıkıyor. Ayrıca bir dipnot daha eklemek gerekirse, “çok uzun yıllardır, güneydoğu ve doğu bölgelerimizde petrol aramamıza, sondaj yapmamıza neden izin verilmediği, hangi ülkelerin buna karşı çıktığını, hangi ülkenin uydu görüntülerinde buralarda petrol olmadığını belirten raporlar yayınladığını ve hangi devletlerin bu bölgeyi hâkimiyetlerine geçirmek isteyen Pkk’ya niçin destek verdiğini, günümüzde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bile “doğu ve güneydoğu Anadolu’daki yer altı ve yer üstü kaynakları, bölgedeki yerel yönetimlere verilmeli” sözlerinin arkasındaki gerçeğin ne olduğunu artık sorgulamamız gerekmiyor mu ?

Yazıyı bitirirken son bir bilgi daha vereyim. Yıllarca aç ve bakir bıraktığımız bu bölgeler bize şimdi “kara altın” sayılan varil varil petrol sunuyor. Ve TPAO oldukça zengin rezervler olduğunu belirtiyor. Çok ilginç bir bilgi daha var. O da şu : “TPAO, sınırı korumakla görevli güvenlik güçlerinin görev yaptığı karakolların bahçelerine de petrol aramak için kuyu açıyor ve buralarda da petrol bulunuyor. Şimdi, kuyu açtığı o altı karakolun bahçesine açılan kuyulardan da günde 50 varil petrol üretimi elde ediliyormuş.”

Çok garip değil m i? Buna tanrının hikmeti mi demek lazım acaba ? Yıllarca “ biz su zenginiyiz” deyip, sularımızı denize akıttık. Şimdi her yer kuraklıkla karşı karşıya kalmışken Güneydoğu’da bir yerlerde şimdi petrol fışkırıyor. Buna sevinmeli mi, yoksa üzülmeli mi ? Ya da şarkı söylemek mi lazım acaba Livanelinin dediği gibi " mayınların arasında bir pencere sarı sıcak" ..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Canım petrol... Artık sana, sana, sana kavuştum petrol demeli:))) Vatana Millete hayırlı olsun. Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 07.08.2007 12:11
Cevap :
Öyle demek lazım galiba... Hayırlı olsun bu ülkeye..  09.08.2007 15:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster