Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
344
 

Mayısta hüzün

Mayısta hüzün
 

BAZEN PAYIMIZA HÜZÜN DÜŞER, VE HERKEZ PAYINA DÜŞENİ YAŞAR.


Yaz yüzünü göstermeye başlamıştı. Takvim yaprağındaki tarih 16 hazirandı. Karnesini alıp dün adaya gelmişti küçük çocuk. Bu seneki ikinci gecesini geçirmeye hazırlanıyordu bu adadaki. İlk geldiği gün de sevmemişti bu adada ki geceleri, hala hoşlanmadığı fark etti hava kararmaya başlayınca. Adayı seviyordu aslında küçük Barış. Dört senedir yaz tatillerini bu adada geçiriyordu, alışmıştı artık iyice buraya. Kendi yaşıtı arkadaşları hayli fazla oluyordu yazları. Bol bol denize girip akşamın geç saatlerine kadar çeşitli oyunlar oynuyorlardı. Barış’ın en sevdiği şey ise iskeleye inip gelen vapurları ve küçük tekneleri seyretmek olmuştu daha ilk günden. Gemilerin isimlerini okumak, gelen yolcuların yüzlerini gözlemlemek tutku haline gelmişti. Bayılıyordu teknelerin isimlerini okumaya. İlerde kendi teknesine koyacağı ismi çoktan belirlemişti kafasında. "HÜZÜNLÜ MAYIS"

Aslında önceleri babasını karşılamak için iniyordu iskeleye ama artık babasını beklemediğini kendisi de fark etmişti Barış. Babası işleri dolayısıyla İstanbul’da kalıyor sadece bir hafta gelebiliyordu adaya. Bazen hafta sonları aniden gelip şaşırtıyordu nadir de olsa Barış ile annesini.

Sokakta oyun oynadıktan sonra eve döndüğünde yatma vakti gelmişti. Odasına çıktı. Yeşil bir bahçe içerisinde, pencereleri panjurlu, iki katlı küçük ve şirin bir evdi adadaki yazlık. Barış yatağına uzandığında dedesinden defalarca dinlediği Yassıada anıları belirdi zihninde. Bu adada geceleri bu yüzden sevmiyordu. Dedesinin pencereleri boyalı hücresinde yaşadığı sıkıntıları hatırlıyor, kendisi yaşamasa bile yapılanları hazmedemiyordu. Üstelik sadece dedesi değil di bu sıkıntıları çeken. Bir sürü insan Yassıada’ya hapsedilmiş, aylarca işkencelerle sorgulanmış, her türlü hakaret ve haksızlığa maruz kalmışlardı. Onlarla birlikte aileleri de çok sıkıntı çekmişlerdi. Babası geldi aklına bir anda. Kim bilir ne kadar zordu onun için babasının sonunun ne olacağını bilmeden, onu göremeden, sarılamadan, çaresizce yargılamaların sonucunu beklemek. Barış yazları babasını özlüyordu ama buna dayanabiliyordu. Babasının nerede olduğunu biliyordu, istediği zaman telefonda konuşabiliyordu en azından. Peki kendi babası, nasıl dayanmıştı bu duruma acaba. Sahi kaç yaşındaydı babası o zaman. Dedesi anılarını anlatırken baban daha küçüktü demişti ama yaşını sormak hiç aklına gelmemişti Barışın. Tüm bu sıkıntıların sonunda ailenin babasına kavuşmuş olması hüznünü biraz olsun hafifletiyordu. Yaşanan bu sürecin sonunda bir daha asla babasını göremeyen çocukları, dedesini hiç tanıyamayan torunları düşününce içi iyice cız ediyordu.

Barış amacı ülkesine hizmet etmek olan insanların böyle muamele görmüş olmasına bir anlam veremiyordu küçük aklıyla. Belki yanlışlar da yapmışlardı o insanlar ama bunları hak etmemişlerdi diye düşündü yine. Hele kitaplarda 27 mayısta yapılanların gerekli olduğunu savunan, yaşanan süreci ve halkın iradesini hiçe sayan bu darbecileri öven yazıları anlaması mümkün değildi. İnşallah bu güzel ülkemde bir daha böyle acılar yaşanmaz diye aklından geçirirken uykuya dalmıştı Barış.

Alpteoman TUNÇBİLEK, 08/06/2010 İstanbul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 30.12.08
 
 

1977 Yılının ağustos ayında öğretmen bir babanın çocuğu olarak Erzincan'da dünyaya gelmişim. İlko..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster