Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '13

     
    Kategori
    Sosyoloji
    Okunma Sayısı
    54
     

    Maymuncuk

    Maymuncuk
     

    Dünya nüfusu önü alınmaz bir şekilde ilerliyor. Adem ile Havva’dan yola çıkarsak o gün 2 olan nüfusumuz şuan 7.000.000.000 civarındadır. Birçok bilim adamına göre ‘tehlike’ olan bu durumun tehlike olarak algılanmasına neden olan bu rakama çok kısa sürede ulaşılmış olmasıdır. Hz.İsa’nın doğumu kabul edilen milatta dünya nüfusu 300 milyon kişi iken İ.S 1500 yılında ikiye katlanarak 600 milyon olmuştur. Yani 1500 yılda 300 milyon artmıştır. 1802 yılında 1 milyara ulaşan nüfus bu tarihten yaklaşık 125 yıl sonra 1927 yılında 2 milyar olmuştur. Nüfus 1961’de 3 milyar , 1971’de 4 milyar , 1987’de 5 milyar , 1999’da 6 milyar , 2011’de 7 milyar seviyesini görmüştür. Nüfusun 2075 yılında en yüksek seviyesi kabul edilen  9.5 seviyesine çıkacağı tahmin edilmektedir. Yani artık salgın hastalıkların , besin kıtlığının , su savaşlarının meydana geleceği seviyeye. Artık insanoğlunun yok olmaya başlayacağının düşünüldüğü seviye.

    İnsanoğlunun sayısındaki bu artışında birçok faktör vardır. Teknoloji , ulaşım , sanayi , tıp … Bunların başında 1750 yılında gerçekleşen endüstri devrimi gelir. Yaşamak için her türlü ihtiyaca kolay ulaşım sağlayan bu devrim insan nüfusunun artışındaki en önemli kilometre taşıdır. Bir çok bilim adamına göre 200 yıl gibi kısa bir sürede 7 katına çıkan nüfusun bu hızla gideceğini düşünmek 21.yy’da – uçan arabaların havada olacağının , insanların kendi kendilerini iyileştireceğinin , evrenin çeşitli yerlerine yolculukların yapılacağının düşünüldüğü yüzyıl’da – insan soyunun sonunun geleceğini düşünmekle eşdeğerdir.

    Bu ‘son’ olan seviyeye hızla ilerlemenin en önemli sebeplerinden birisi de tıp ve tıp bilimindeki gelişmelerdir. Öyle ki İsveçli demografi uzmanı James Vaupel, yaptığı uzun soluklu bir araştırmadan sonra 200 yaşına kadar yaşayabilecek insanların 2012 yılında doğduğunu iddia etti. Peki doktorların sık sık kendilerine  sordukları ‘ Acaba bu hastayı kurtarmakla iyi mi etmiş olurum ? ‘ sorusunun yanıtı ‘ İnsanlığa yapılan en kötü şey bir hastayı kurtarmaktır ‘ cevabına doğru mu gidiyor ?

    İnsanoğlu dünya üzerindeki yaşamı boyunca bir çok evrim geçirmiştir. İnsansılardan modern insan haline kadar olan sürede en önemli evrilme insan beyninde gerçekleşmiştir. Hacmi gittikçe artan insan beyni böylece farklı yetenekleri kullanma , anlama , kavrama , çözüm üretme gibi alanlarda insanı diğer canlılardan üstün kılmaya başlamıştır. Geçen milyarlarca yıl içinde bir kaplanla besin savaşına giren insansılardan bir kaplanı eğlence aracı olarak parklarda sergileyen modern insan meydana gelmiştir. Güneş ve ay ışığından başka aydınlanma aracı olmayan dünyadan bugün aralıksız enerji üreten santrallerin olduğu , saatler içinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşan uçakların olduğu , tek bir tepkimenin başlangıç startını vermesiyle kilometrekarelerce alanda yüzyıllar boyu doğal yaşamı bozacak atom bombalarının olduğu dünyaya gelinmiştir. Peki ama nasıl ? Platon , Sokrates , Aristo , Hz. İsa , Hz. Muhammed , Dante , Yunus Emre , Mevlana , Montaigne , Ali Kuşçu , İbni Sina , Ömer Hayyam , Da Vinci , Tesla , Einstein ve adları sayfalarca sürecek bir çok insan sayesinde. İnsan beyninin evrimi sayesinde. Büyük dâhilerin beyinlerini inceleme fırsatı bulan bilim adamları o beyinlerin mükemmel bir şekilde var olduğunu görmüşlerdir. Normal insanlara göre nöron ve nöronları besleyen glia hücrelerinin sayısının fazla olması , işlerliğinin ileri düzeyde olması büyük dâhilerin bu konuma nasıl geldiklerinin en büyük göstergesidir. Tabii insan evriminin insanoğlunu getirdiği noktanın da.

    Bir de evrim penceresinden nüfusa baksak çok daha farklı şeyler göreceğiz. Aşırı nüfus ortaya çıkan dahi insanların sayısını da arttıracaktır. Daha çok filozof , daha çok fizikçi , daha çok astrolog , daha çok düşünür demek daha gelişmiş bir insan ırkı demektir. Daha üstün insan beyni demek yapılamayanı yapmak demektir. 1750 de ki endüstri devrimi zamanında tonlarca kömürle çalışan fabrikalardan şimdiki dünyada bir avuç benzinle onlarca kilometre giden arabalar düşünüldüğünde 1802’ den 2011 e kadar 6 milyar artan nüfusun hiçbir korkutucu yanı yoktur.

    Daha üstün insan beyni düşünüldüğünde evrenin fethi yakındır ! Bu uçsuz bucaksız alemde insan nüfusu ne kadar fazla olursa o kadar baskın gelecektir. Daha fazla nüfus demek aşırı nüfus demek olamaz. Açlık , susuzluk , kuraklık , salgın hastalık demek olamaz. Daha fazla nüfus tüm bilinmezleri açacak bir maymuncuktur. Daha fazla nüfus demek insanın bilinmez başlagıcına ve bilinmez sonuna ışık tutulacak zamana daha hızlı ilerlemek demektir. Yoksa daha fazla insan kurtarma isteğinde olan doktorların , uzayda yolculuk etmek isteğiyle yanıp tutuşan insanoğlunun içindeki bu arzu ne ile açıklanabilir ? Bilme merakı düşünüldüğünde bu istemsiz davranışlar insan ırkını kendi bilinmezlerini öğrenmeye taşıyan bir araçtan başka ne olabilir ? Her seferinde gelişmiş insanlığın her türlü işkencesine boyun eğmeyen , kendinin bozulmasına izin vermeyen doğa , cinsel isteği insanlığa aşılayıp nüfusu arttıyor , merakı özümsettirip bilinmeyeni bilme arzusuyla insanı hiperaktif bir çocuk gibi kıvrandırıyorsa ‘’Aydınlanma’’ yakındır !

     Dünyaca ünlü İngiliz bilim adamı Stephen Hawking :

     “Tarihin en tehlikeli çağlarından birine giriyoruz. Gelecek 100 yıl içinde felaketin önlenmesi zor olacak. İnsanlığın kurtuluşu, uzayın kolonileştirilmesinde yatıyor.”

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 54
    Kayıt tarihi
    : 23.08.13
     
     

    Tıp Fakültesi / Öğrenci ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster