Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Mayonez kavanozu ve iki fincan kahve (Hayatını abur cuburlarla dolduranlar için)

Mayonez kavanozu ve iki fincan kahve (Hayatını abur cuburlarla dolduranlar için)
 

İnsan hayatında öyle anlar , öyle hikayeler vardır ki bizlere hep mutluluk ve sevinç verir . Benim hayatımda da bu hikayenin önemli bir yeri var. Aklıma geldikçe hep bi dostumu sevdiğim birisini arama ihtiyacını duyarım. Siz sevgili blog arkadaşlarımla paylaşmam gerektiğini düşündüm . Belki sizde okuduktan sonra bi dostunuzu ararsınız. Bu hikaye de okuyan herkese benim bir armağanım olsun...
Bundan sonrasınıda editörümüzün uyarısıyla kendi duygu düşünce ve kanaatlerimi daha da genişletmem şeklinde iki defa uyarı almış bir blog yazarı olarak yazıyorum. Aslolan , hikaye zaten kendisi anlatıyor. Bu hikayenin üstünede fazla birşey yazmak istemiyorum ama editörümüz yaz yaz diyor. bildiği bir şey vardır diye bende yazıyorum. Sevgili editörüm sizleri çok seviyorum . Eminim sizde aramışsınızdır. Bıraksanızda diğer MBcilerde okusa.

Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve:


Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 fincan kahveyi hatırlayınız!


Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler.

Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker. Böylece çakıl taşları kayarak tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar. Onlar da; "evet" doldu derler.

Tekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler de koro halinde "evet" derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır. Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!

Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "eveet" diyerek; Ben "Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım" Der. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, İbadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.

O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

"Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur.

Bu arada bir öğrenci sorar; "Peki, o iki fincan kahve nedir?" Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın !!! "


 
Toplam blog
: 166
: 1969
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..