Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
260
 

Mazinin İzinde...

Mazinin İzinde...
 

Uçak yavaş yavaş alçalmaya başlayınca, orta koltukta oturan Gül, sağında ve solundaki koltuklarda oturan diğer iki arkadaşının ellerini tuttu. Gözlerini de yummuştu aynı anda.  

Birden pencerede bir kuş belirdi ve gagasıyla yavaşça açtı pencerenin camını. Üçü birden kimseye hissettirmeden dışarı süzüldüler yaramaz çocuklar gibi. Gül hemen uçağın burun kısmına geçti, arkadaşları kanatlarda yerlerini aldılar. Tatlı bir rüzgâr üçünün de saçlarını yalayıp duruyordu. Bulutlardan sıyrılan güneş, saçlarına sırmalarını döküyordu. O minik kuş, sürülerini almış yanına, gülümseyerek onlara eşlik ediyordu.

Önce şehrin devasa yeni yapılarına dokundu elleri, sonra yemyeşil ağaçlara. Sevgiyle sardılar birleşen kollarıyla şehri her biri.

Ani bir sarsıntıyla açtıklarında gözlerini, uçak çoktan inmişti özledikleri şehrin topraklarına. Birbirlerine bakıp gülümsediler. Üçünün de kalbi çarpıyordu sevgi ve heyecanla. Kolay değil elbette. Ömürlerinin en güzel ve kocaman bir dört yılını geçirmişlerdi bu güzel şehirde acısı ve tatlısıyla. Hatıralarında ise nedense hep güzel yanları kalmıştı bu şehrin. O nedenle koşmuşlardı yıllar, yıllar sonra ve ilk günkü heyecanla.

Valizlerini alıp servis aracına ulaştıklarında, vakit akşam olmuştu. Konaklayacakları otele doğru yol almaya başladılar. Geçtikleri yollarda eskiyi aradılar ama şehir o kadar büyümüştü ki aradıklarını yanlarındakilere sormak zorunda kaldılar. Tek değişmeyen, bu şehrin insanlarının sıcaklığı ve yardımseverliğiydi yüreklerine derince kazınan.

Otelde odalarına çıkıp yerleştiler önce . Sonrasında yemeklerini yiyip kendilerini sokağa attılar. Attıkları her adımda kendi ayak izlerini aradılar. Üzerinden çok gelip geçen olmasına rağmen bir noktada ulaştılar. Evet, işte tam karşılarında hiç silinmeden duruyordu ayak izleri. Ayak izlerinin üzerine bastılar heyecanla. “İşte bu benim ayak izim.” diyordu Gül. Nur, “Bu da benim.” diye çığlık atıyordu. Tülin, “Ay görüyor musunuz hâlâ ilk günkü gibi duruyor.” diyordu sevinçle. Dillerine yöresel bir türkü takıldı. Hep birlikte neşe içerisinde bu türküyü söylediler gelip geçenlere aldırmadan. Vakit hayli ilerlediğinden otele dönüp odalarına çekildiler ve tatlı bir uykunun kollarına bıraktılar kendilerini.

Ertesi gün dinlenmiş, mutlu bir şekilde gözlerini açtılar. Daha gezilecek çok yer vardı; izi sürülecek çok yol, çok insan.

Dört gün boyunca altın madeni arar gibi ince bir işçilikle çalıştılar. Gidilecek yollar gidildi, bulunması gereken dostlar bulundu. Uzun yılların ardından sıcacık kucaklaşmalar, yürek kabarmaları, gözlerde hafif bir nem asılı kaldı. Ayaklardaki ağrılar ise  hiç umursanmadığından şaşkınlıktan donup kaldı.

Artık dönüş zamanıydı. Uçağa binerken dönüp sevgiyle baktılar. Bir kez daha görüşmüş olmanın mutluluğu yüreklerde, kim bilir belki bir kez daha görüşmek mümkün olabilir mi düşüncesiyle el salladılar, hayatlarının en güzel yıllarına tanıklık eden bu güzel şehre… 24 Nisan 2018

Tülay EKER, Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, yazılanların en eskimeyeni düşün ve edebiyattır. Edebiyatta da en keyifle okunan kısa akıcı ve anlaşılır olmasında ötürü ÖYKÜ dür. 11 incisini yazdığınız öykü kategorisinde bir kitap çıkarmanız dileğiyle...

Kadri KANPAK 
 03.05.2018 6:37
Cevap :
Benim için uzak bir hayal kitap çıkarmak ama belli mi olur uzaklar birden yakınlaşır ve an olur belki bir gün. Teşekkür ediyorum. Selamlar, mutlu kalın.  03.05.2018 17:57
 

Çok güzel bir öyküydü sevgili Ayşegül hanım.Hatıralar insanı sarıp sarmaladığında,yakıcı bir özlem duygusuyla gittiğiniz eski yaşam yerlerinizde,eski dostlar yoksa eğer,hissedilen hüzün çok ağır oluyor.Yerler değil,dostlar galiba bizim özlediğimiz.Anlamlandıran dostlar,hatıralarımızı.Elinize,yüreğinize sağlık.Çok büyük zevkle okudum.Sevgiler ve selamlar gönderdim yüreğimden...

fisun gökduman kökcü 
 01.05.2018 12:58
Cevap :
Eski dostlar, eski yaşanmışlıklar bir bir geçer gözlerinizin önünden ve dönüp bir kez daha yaşamak istersiniz ya, işte tam da bizim içerisinde bulunduğumuz durumdu bu ve ardından geldi bu gezi düşüncesi. Gittik, yaşadık, hissettik o eski güzel günleri...Sonuç olarak da bu öykü oluştu duygularımın ifadesi olarak. Beğenmeniz mutlu etti, çok teşekkür ediyorum Fisun Hanım... Selamlar, mutlu kalın...  02.05.2018 15:49
 

Zordur yine de eski hatıraların izini sürmek.Her şey öylesine çılgınca değişiyor ki şehirlerin yüzü bile değişiyor.Ama güzeldir yine de eski zamaları tenefüs edebilmek...Hoş yazım dilli bir öyküydü.Elinize sağlık Ayşegül hanım.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 27.04.2018 13:58
Cevap :
İnsanın yıllar önce adım adım gezdiği yerlere yeniden ayak basması, attığı her adımda o eskilerden bir tat, bir iz araması ve onu yakalamasından daha güzel bir durum yok Abbas Bey. Bunu başardık arkadaşlarımla, güzeldi. Teşekkür ediyorum...Selamlar, mutlu kalın.  27.04.2018 22:21
 

Masalla hikaye arasında sıcacık bir yaşanmışlık, yolculuklar ve yemek masaları çok önemlidir bizim kültürümüzde Ayşegül hanımcığım, bir de güzellikleri bulup bulup saklandıkları yerden çıkarabilmek ne güzel, her şey öyle güvensiz ki; emeğinize sağlık güzelliklere çıksın yolunuz

Cemile Torun 
 27.04.2018 1:27
Cevap :
Masalla öykü arası, ortaya karışık bir durum oldu belki evet ama sadece hissettiklerimi yansıttım Cemile Hanımcığım. Ve anıları tazelemek lazım zaman zaman... Ben de öyle yaptım...Selamlar, mutlu kalın...  27.04.2018 22:19
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 3985
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1395
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster