Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1050
 

Mecburiyetler ülkesindeki çalınmış hayatlar...

Mecburiyetler ülkesindeki çalınmış hayatlar...
 

Her insanın bir hayali, olmak istediği yerler, sahip olmak istediği statüler vardır. Ve ne yazık ki çok büyük bir oranla kimse istediği yerde veya konumda değil.

Peki Neden? İsteklerimizin gerektirdiği oranda çalışamadık mı? Azmimiz mi eksik? Kader işte ne yaparsın mı? Yok ki bir dayımız yüksek yerlerde mi?, .... ve onlarca bahane daha. Bu bahane diye tabir ettiğim durumların hiç mi katkısı yok hayal kırıklıklarında; var elbette ama asıl neden bu değil.

Asıl neden Ülkemizdeki düzen, asıl neden Vatanımızın bir mecburiyetler ülkesi olarak şekillenmesi. Asıl neden zengin fakir fark etmez düzen ne isterse onu yaşamaya mecbur tutulmamız.

Neden Türkiye bir mecburiyetler ülkesi? Çünkü kimse istediği sevdiği işte çalışmıyor, çünkü kimse sevdiği kadın veya erkekle evlenmiyor, çünkü çocuk basının annesinin, baba anne akrabaların, büyüklerinin, toplumun isteği hayatı yaşıyor, çünkü, ..... çünkü saymakla bitmiyor.

Basit bir örnekle tüm hayatımız boyunca taşıyacağımız mesleği ÖSYM belirliyor...Tercih hatalarının, sınavların, birkaç saatlik performansımızın tüm hayatımızı belirlediği bir ülke. Bir sorudaki tereddütünüz sizin doktormu yoksa mühendismi olacağınızı tespit ediyor ve bir tereddüt bir saniye sürer... a’yı işaretlersek doktor, b’yi işaretlersek mühendis, peki ya c’yi işaretlersek bakın oda ayrı bir muallak... Belki müthiş resimler yapıyorsunuz ve çokta seviyorsunuz resmi ama bu ülkede ressam olamazsınız eğer destekleyenleriniz yoksa, aç kalırsınız... Çevrenizden tepkiler alırsınız ‘bu kadar puan aldın, yazsana tıpbı, ne güzel iş işte, parasıda iyi ressam olup açmı kalıcan’... Ve sonrasında mesai bitsede kaçsam diye bekleyen doktorlar, ameliyat masasında resimleri hayal eden cerrahlar, ki traji komik insan bedenlerinde unutulan ameliyat araç ve gereçleri. Bu tüm meslekler için geçerli bir durum,

Bir soru fazla yapsaydım, sosyologdum, eksik yapsaydım gazeteci, şimdi öğretmen olacağım, peki ne olmaktı hayalin, neyi seviyor neye yatkınsın, .... Mecbursun sana sunulan hayatı yaşamaya bu ülkede...

Birde şu varki kimse zaten eğitimini aldığı mesleğide yapamıyor. Eğitiminiz sizin takdiriniz, isteğiniz ve yatkınlığınız dışında belirleniyor ve bu yetmiyor gibi kimse kendi eğitimi aldığı meslektede çalışamıyor. İdealistliğin sözlük anlamını işsizlik açlık olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Ve süreç mecbur kılıyor herbirimizi ‘ne iş olsa yaparım abi’ söylemine.

‘O kızın eğitimi sana uygun mu onla evlenme, bak bu kızın eğitimli ailesini durumuda iyi sen bunu al’, ‘sevgi karın doyurmaz’, ‘oda işmi soytarılık o’, ‘o oğlanın mezhebi bize ters onla katien evlenemezsin’, ‘geç işte başına hazır dükkan’, ‘yaşın geldi artık evlen’, ‘ressam mı aylak desene sen ona’ ... gibi dayatmalar eşliğinde mecbur kılınmış hayatlar yaşıyoruz.

Bu mecbur kılınmış hayatlar ister zengin olsun ister fakir, ister statüsü düşük ister yüksek olsun her birimiz somurtkan insanlara çeviriyor. Ve toplumsal bir cinnet hali tüm sokakları kasıp kavuruyor...

Mecburiyetler ülkesindeki bir insanın(Mecburi elemanın), yazarlık denemelerini okuyorsunuz, ....:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sadece yazarlık denemesiyse çok güzel olmuş:) Bal damlatmak falan değil niyetim sadece görünen, yaşanılan, maruz kalınan durumları çok güzel anlatmışsınız.Fakat bizlerde tembeliz fazlasıyla yeteri kadar çabalıyor muyuz?Kendi adıma hayır demekle yetiniyorum.Tüketmek oldu tek amaç.Birde toplumun baskısına boyun eğmek zorunda olan bizler...Kendi isteklerimizi göz ardı edip başkalarının olmak istediği, başkalarının belirlediği insanla evlenmek, mesleği seçmek...bunları yapıncada niye yaşıyorum ki diyor insan...Selam ve sevgiler.

Bal Damlaları 
 15.11.2007 11:42
Cevap :
Katılmamak elde değil görüşlerinize... Evet bir sınırlama, bir yönlendirme, bir baskı mevcut insana sistem kadar, ama ne kadar direnebilirsek o kadar kendimiz oluyoruz, ne kadar özgürsek o kadar birey olabiliyoruz,..... Teşekkür ederim...  15.11.2007 12:24
 

İyiki de mecburen yazmıyorsunuz. O vakit bu kadar güzel sözcükler çıkmazdı sanırım kaleminizden. Ellerinize sağılık. Saygılarımla.

Kumdan Kaleler 
 24.08.2007 14:33
Cevap :
Ne diyebilirimki bu övgüye...Teşekkür edebiliyorum sadece... Sağolun, sağolunki hayatlarımızı paylaşabilelim yazılarımızda, sağolunki .....  24.08.2007 15:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5605
Kayıt tarihi
: 27.06.07
 
 

İnsanım herkes kadar; zengin kadar fakir kadar, kadın kadar erkek kadar, Müslüman kadar Hristiyan ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster