Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '07

 
Kategori
Sektörler
Okunma Sayısı
336
 

Med cezirim geldi...

Med cezirim geldi...
 

...
Günün aydınlığının verdiği hafiflikle, gece karanlığı çökmeye başladığında ağarlaşan ruh hali, insan'a tüm gün içinde gel-git yaşatmaya programlanmış sanki...

Bazı sabahlar, gün aydınlanmadan, aydınlık arayan gözlerle, günü kolaçan etmek için, hiç istemese de terk eder beden, uykusuna eşlik eden döşeği...

O saatte ev halkı uykuyla, döşeği ile dost, rüyasına davet ettiği misafirleri ağırlamakla meşgulken, ben niçin onlar kadar misafirperver olamıyorum diye hüzünlenir, pencereye yaklaşır, şöyle bir sağa sola bakış, tüm dünya uykuda, ben ayakta, gökyüzü hala karanlık, benin üstümde yılgınlık...

Sokaklar, teknolojik çiçeklerle aydınlatılan çorak tarlalar, çiçek gibi, hepsi birbirinin aynısı olsa da, çıplaklığına aydınlık veren çiçekler gibi dizilmiş, seyredilir kılan aydınlıkları taşıyor üstünde, ne biten ne de başlayacak günü beklerken...

Bahçede mürdüm eriği ağacı meyve vermiş, manolya ben meyve vermesem de beğenilenim, akasya sizden heybetliyim, çınar görkemliyim, çam hep varım yalnız bırakmayanım dese de, altındaki rengarenk ortancalar onların bu sohbetine kahkahalar atarken, ayrık otuyla karışık gölge çimi su beklerken, ağustos böceğine inat toprağın içindeki yuvasına, akşamdan çocukların çıtladığı çekirdekleri taşıyan, yorulmayı ayıp sayan karıncalar, onları rahat bırakmayan kargalar...

Mutfaktan gelen sesler, demle çayını, suyun hazır, biraz ara ver soluklan, bir yudum al keyiflen, balkona çık, çek sabah meltemini ciğerlerine, henüz kirlenmemiş hayatın kirlenmesine çok az bir zaman, dalgınlığın çekiciliğine git, günü yakalamaya gel de...

Aydınlanıyor gün, belirginleşiyor, sabah, hafif hafif sessizlik kayboluyor, alışkın olduğum gürültüler kulaklarıma baskı yapıyor, araba sesleri, kornalar, "beş dakika sonra oradayım" diyen telefon iletileri, topuklu ayakkabılardan gelen tak tuk tak tuk sesleri...

Sokağın isimsiz, dört ayaklı sahipleri, kimi uluyan, kimi miyavlayan, kanatlarını açarak farklı seslerle onlara katılan iki ayaklı kanatlılar, heybetlilerden ürken eklem bacaklılar, sohbete ara verip onları seyre dalan tabiat aktörleri, yoğunlaşıyor gün, doluyor sokaklar, insanlar, icatlarıyla bütünleşmiş katılımcılar...

Hıııım..Uuuuf...Püüüf, derin bir nefes daha, bir yudum çay daha, kahvaltı sofrasını hazırlasam iyi olacak, katılımı yüksek bir sabah, dışardaki seslerin güne başlıyorsunuz uyarısına kapılıp kalkacaklar birazdan, çay hazır, masada hazır oldumu, sever mi insan gürültüyü, sever, oluşacak gürültü seni sen yapansa, seversin, gelsin gitsin, seversin...Z.T.Kıraloğlu

Uyudum, ve rüyamda hayatın güzel olduğunu gördüm,

Uyandım, ve onun bir görev olduğunu anladım.

I slept, and dreamed that life was beauty,

I woke, and found that it was duty.

Ellen HOOPER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1631
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster