Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '15

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
1739
 

Medeniyetler şehri Erciş

Medeniyetler şehri Erciş
 

Erciş'te lahana (kelem) tarlaları


Erciş’e “Medeniyetler Şehri” demek, abartılı bir kavram olmamakla birlikte, hakiki manada bu beldeye, hakkını vermek yerine de geçer. Erciş, Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulan ilk organizeli, siyasi teşekkül olma niteliğine sahip olan, Urartu Devleti’nin tarih sahnesine çıktığı yerdir. Kadim Urartu medeniyetine yarım asır müddetince başkentlik yapan Erciş, 14 ve 15. Yüzyıllarda da, Kara Koyunlu Türkmen Devletine 100 yılı aşkın bir süre başkentlik yapacaktır.

Van Gölü kuzeyinde, yarım hilal şeklinde uzanan Zornaki Tepe üzerinde, M.Ö. 900 tarihinde Urartular tarafından kurulan şehir, Erciş’te uygarlığının başlangıcı olarak kabul edilebilir. Zernişan Kalesi olarak ta bilinen yerleşim alanı, 2 bin rakımlı tepe üzerinde, çağın en modern yerleşim alanlarından biridir. “Arzaşkun” ismiyle anılan şehir iki odalı ve ön avlulu konutlardan oluşmaktaydı. Dik kesişen cadde ve sokaklarının muntazam lığı karşısında, günümüzün modern şehircilik anlayışıyla hazırlanan projeler arasında belirgin bir fark yoktur. Asur hükümdarı 3. Salmanasar M.Ö. 845’de burayı ele geçirerek harap hale getirir. Dağılan Urartu halkı, 50 yıl sonra Van (Tuşpa)’da yeni başkentlerini kuracaklardır.

Zornaki Tepe’den önce Erciş, biraz daha kuzeyde, halk arasında bilindiği şekliyle “Grekol” mıntıkasındadır. İlk adları “Subar” olan Hurriler tarafından, Erken Demir Çağı’nda inşa edilmiştir. M.Ö. 13. Asırda kurulduğu tahmin edilen ve “Kız Varvar” kenti olarak da bilinen yerleşim alanına, “İlk Erciş Şehri”de diyebiliriz. Yaklaşık 5 kilometre boyunca uzanan alanda, birbirinden bağımsız 7-8 adet mahalle bulunmaktadır. Hocalı, Hacıkaş, Keklikova (Soskun), Oyalı (Münevver) ve Çökek (Êzik) köyleri arasında yer alan yerleşim alanları, Zornaki Tepe’deki Arzaşkun kadar düzenli bir görüntü yansıtmamaktadır. Gelişigüzel yapıldığı anlaşılan Grekol’daki yerleşim alanının sokakları da rastgele bir şekilde uzanmaktadır.

Medeniyet, yazı ile başlamış ve yazı sayesinde yayılabilmiştir. Urartular, yazıyı ileri seviye de kullanmışlar ve devletlerini, dönemin güçlü ülkeleri arasına sokmayı başarmışlardır. Erciş Karataşlar civarındaki İlan Kayası üzerinde bulunan Urartu yazıtları, kral 2. Sardur devrinde (M.Ö. 764-735) çivi yazısıyla yazılmış, Erciş’in meşhur endemik siyah üzümü hakkındadır.

Yazıtların birinde; “…Argiştioğlu Sarduri bu üzüm bağını yaptırdı. Sarduri der ki: …sonradan hükümdar olacak… Sarduri’nin üzüm bağından çalmasın. Her kim çalarsa, ... onu güneşin altında yok etsinler…” denilmektedir. Bunun haricinde, Çelebibağı mahallesinde de benzeri bir Urartu yazıtı daha önce bulunmuştu.

Urartular, başkentlerini Tuşpa’ya taşıdıktan sonra da, Erciş’i ekonomik ve sosyal yönüyle sürekli olarak geliştirme çabasında olmuşlardır. Kuzey tarafında açmış oldukları kanallardan, Pay ve Salmanağa köyleri istikametinde getirdikleri suyu, şimdiki oto sanayinin bulunduğu yerde yaptıkları baraj vasıtasıyla, Erciş ve Haydarbey istikametlerine ulaştırmışlardır. Meydan Dağı’nda ve Çakırbey köyünde de buna benzer bentler yaparak tarım alanlarını sulamışlardır.

Urartu devletinin yıkılışından sonra İskit Türklerinin, bir asra yakın zaman Erciş ve Van Gölü civarında hüküm sürdükleri biliniyor. İskit hâkimiyetini Persler bitirecek ve Milat öncesi 333 yılından itibaren bölge Makedonyalı İskender’in hâkimiyeti altına girecektir. Daha sonra da bitmek bilmeyen Roma/Bizans ile Pers/Sasani devletleri arasında, 9 asrı aşan savaşlar sırasında, Erciş sürekli olarak el değiştirecek ve bölgedeki medeniyet izleri silinecektir.

Roma ile İran arasındaki sınır hattını oluşturan Erciş Kalesi’nde, kuvvetli bir Roma garnizonu kurularak, İran’dan yapılan saldırılara, burada ki askeri birlikler vasıtasıyla karşı konularak Roma devletinin sınırları muhafaza edilmeye çalışılır. Sasani hükümdar 4. Behram zamanında (M.S. 388-400) Erciş, İran topraklarına dâhil olur. Uzun soluklu İran Roma savaşları, bölgenin diğer şehirlerinin yanı sıra Erciş’i de harabe hale getirir. Bu devirde, sadece kale içlerinde hayat devam edebiliyordu.

M.S. 638’de, İslam orduları ve yüce sahabe kadrosundan olan komutanları İyaz bin Ganem (r.a.) tarafından Erciş fethedilir. Bizansın kışkırttığı Ermeniler 645 ve 770 yıllarında Erciş’te isyan çıkarırlar. Bu isyanlar sırasında Erciş’e yerleşmiş bulunan Müslüman Araplar büyük katliamlara maruz kalacaklardır. 772 yılında Abbasi Halifesi Mansur, Erciş’teki Ermeni isyanını bastırmak amacıyla, Hasan bin Kahtabe ve Amr bin Halis komutasında gönderdiği kuvvetlerle isyanı bastırır. Arapların zayıflamasını fırsat bilen Bizanslılar, üç yıl sonra gelerek Erciş’i topraklarına katacaklardır.

Erciş’teki Bizans güçlerine karşı 1018 tarihinde başlayan Selçuklu akınları, Alp Arslan’ın 1070’deki fethiyle tamamlanır. Erciş’te bin yıldan daha uzun süren kaos, yerini hoşgörü, adalet ve yeni bir medeniyetin doğuşuna terk edecektir. 1348 tarihinde Kara Koyunlular, Erciş’i başkent ilan ederek yeniden imar faaliyetlerine girişirler. Erciş bu devirde, Fırat’tan Hint sınırına, Kafkas Dağları’ndan Basra Körfezine kadar uzanan, 2 milyon km2 büyüklüğündeki Kara Koyunlu Türkmen devletinin merkezidir.

Erciş Kalesi dışında, Çelebibağı, Çatakdibi (Zortul), Gözütok (Papişgin), Tekevler (Yêkmal), Tekler (Gürgüz), Işıklı (İrşat), Örene, Hasanabdal, Şehirpazar, Hocalı, Haydarbey ve Çakırbey’de önemli Kara Koyunlu yerleşim alanları kurulur. Bu merkezler aynı zamanda bir ilim irfan yuvası vazifesi görürler. Kazeruniye ve İshakiye dergâhları, Erciş’te halkı aydınlatan ve cihada teşvik eden birer Alperen Tekkesi konumundadırlar.

Kara Koyunlu hanedanlarının mezarlarının da bulunduğu Van Yolu mahallesindeki Kadem Paşa Hatun Kümbeti, 1458’de bitirilir. Kitabesinde; “863 yılında (Hicri) Kara Koyunlu hükümdarı Cihan Şah zamanında Emir Rüstem ibn el Emir Devlet Yar tarafından, Emir Yar Ali, Şah Mustafa, Şah Sevik, Şah Ali ve anneleri Kadem Paşa Hatun için yaptırıldığı” yazmaktadır.

Kara Koyunlu hükümdarı Kara Yusuf’un Erciş Kalesi yanında yaptırdığı zaviye, fakir fukaraya ve yolculara bedelsiz yeme içme ve barınma imkânı sağlamaktadır. Bu zaviye, medrese vazifesi de görmektedir. Büyük bir kütüphanesi olan zaviye, devletin diğer şehirlerinden başkent Erciş’e gelen talebelerin de yuvasıdır. Kara Yusuf, Türkçeye çevirdiği Kur’an-ı Kerimi okumakta, Cihan Şah ise “Hakiki” mahlasıyla yazdığı divanını tamamlamaktadır.

Her dil ki sûz-ı ışk ile büryâna düşmedi

Vaslun gamında âteş-i hicrâna düşmedi

Kıldı meni saçun kimi, âşüfte rûzgâr

Bâd-ı sabâda zülfüne tâ şâne düşmedi

Ey hasret ü firâk ile bağrumı kan eden

Derdin meni eritti vü dermâna düşmedi

Bir lahza geçmedi ki gamundan firâk ile

Hûn-ı ciger bu dîde-i giryâna düşmedi

Ol zülf ü hâle cânını teslîm eden gönül

Dâm-ı belâya çâh-ı zenahdâna düşmedi

Peymâne doldi, vade-i vaslunda ey sanem

Hamr-ı lebünden âşıka peymâne düşmedi

Her bî-haber ki bilmedi kadr-i visâlini

Dârü’l-hulûda ravza-i rızvâna düşmedi

Bir sûz ile tutuşti Hakîkî bu şeme kim

Pervâz-ı ışk ilen ona pervâne düşmedi

Fikir hayatının ve edebiyatın oldukça geliştiği Erciş’te, Kara Koyunlu İskender Bey’in kızları Arayiş Begüm ve Şahsaray Begüm, devrin şairleri arasında yerlerini almışlardır. Erciş’te sikke basan Kara Koyunlular’ın parası 15. Yüzyılda Orta Doğu’daki en kıymetli paralar arasındadır. Bir buçuk asır sonra bu topraklarda doğacak olan Ercişli Âşık Emrah’ta, Kara Koyunlu olduğunu haykırmaya devam edecektir.

O yar menim elde külli yarımdır
Namusumdur, gayretimdir, arımdır
Alem bilir, Selvi menim yarımdır
Bizim Şah Abbas'tan fermanımız var

Kayguya kanığız kargıştan beri
Ölümden pervasız dönmenik geri
Gönülde yattıkça gül yüzlü peri
Bizim her zahmanda seyranımız var

Doğruya yürüdük hem gündüz gece
Sen yüce değilsen, tek Mevla yüce
Yavuz Sultan Han'a haber gidince
Bizim senden özge sultanımız var

Man Emrah diyerler Karakoyunnu
Namertler içinde yiğit oyunnu
Kaz gibi pısmazıh, erkek boyunnu
Biz Türk'ük, Türklükten fermanımız var.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2529
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Ercişliyim. 2012 yılı içerisinde "Van Gölü Havzası ve Erciş Tarihi" 2015 yılında "Doğu ve Güneydo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster