Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
108
 

Medeniyetlerin çatışması

Ne ektiklerinin yeni farkına varıyorlar! İkinci Dünya Savaşı galiplerinin uygarlık anlayışındaki farklılık adeta bir uçurum kadar derindi. Nazizmin baskıcı ideolojisi yıkılmış ama karşılarında komünizm heyulâsı türemişti, Avrupa’nın yarıdan fazlasını da kapsayan. Yayılması önlensin amacıyla bir şerit düşünüldü, ‘Yeşil Hat’, Soviyetler Birliğinin, Orta Doğu ve Asya’nın boydan boya güneyini çeviren. Adından belli, rengi  yeşil, İslamın simgesi. Mülkiyet tanımayan, malı mülkü ortak deyip devlete bağlayan bu tehlikenin önü ancak mutlak değer yargısı olan dine bağlılıkla önlenebilirdi, buna karar verildi. ABD ve Avrupadan çıkan misyonerler, bu kez Hrıstıyanlığın değil, İslamın propagandası işine giriştiler  ‘Barış Gönüllüleri’, ‘Moral Silahlanma’ ve daha niceleri.

‘Taliban’, bildiğimiz talebe ama İslamın talebeleri, toplum düzenini katı dinsel kuralara tâbi kılmakla yükümlü. Soviyetler Afganistan'a girdi, sıkıştırılmalı! ABD önlem aldı, Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere’den oluşan ‘Bağdat Paktını’ kurdurttu. Ancak İran, Pakistan ve Arap ülkelerindeki memnuniyetsizlik artıyor ve halk Batı yanlısı yöneticileri, liderler eşliğinde deviriyordu. İşte ta o zamadan beridir sürüp gidiyor,  mazlum ülkelerin halklarıyla, sömürgecilerin kendilerine tanıdıkları hakları ötekilere tanımayan, onları hor gören ülkeler arasındaki kavga.

Terör Fransa’yı vurdu. Fransa’ya indirilmek istenilen bu darbeler nedendir! Prof. S.Huntington, dünyada geçerli  socio-ekonomik ve finansal düzeni inceledikten sonra, 21. Yüzyıl beklentisinin ‘Medeniyetler Çatışmasına’ dönüşeceğini öngörüyor. Kendisi Osmanlıyı ve Laik Türk Mucizesini en doğru biçimde yansıtan Bernard Lewis’in asistanıydi.(1)  Onlar, çağ medeniyetinin orta direğini oluşturan ana unsurun laiklik olduğu üzerinde aynı fikirdeler.             

Bakın, dünyamızda yaşayan milyarlarca insanın, düşünce ve inanç bağlılığı temelinde, kendi aralarındaki derin ayrılıklara rağmen, aslında birbirine zıt iki bloktan oluştuğu görülür. Bir yanda, mutlak inanç baskısıyla tek denli düşünce tarzına makûm ülkeler ve halkları ve karşısında inanç özgürlüğünün (laikliğin) sağladığı müspet bilimle gelişen düşünce özgürlüğü, yaşamı geniş açıdan ele alan Dünya Görüşü. Mutlak inanç baskısının hâkim olduğu medeniyet, kendini yenileyemez, durağandır. İnanç özgürlüğünün yerleştiği toplumlar ise, düşünce çokluğuna, araştırmaya, yeni buluşlara ve ilerlemeye açıktır. Prof. S.Huntington 21.Yüzyılın işte bu karşıt değerlerle oluşan, bu iki toplumun aralarındaki mücadeleyle geçeceği kanısında, yaşadığımız olaylar da bu görüşü doğrulamakta.

El Kaide ve IŞİD terör örgütlerinin ‘Charlie Hebdo’yu ve Yahudileri vurarak Fransa’da kopardığı dehşet havası dalga dalga bütün Batılı ülkelere yayılıyor. Çünkü bu, mutlak inançta çare arayan ezilenlerin kavgası, çağ medeniyetine karşı. Ne bir ilk ne de son olacak, yeni metodlarla değişik alanlarda beklenebilir.

 

(1)  ‘İslam et laïcité (La naissance de la Turquie moderne)’, Bernard Lewis, Fayard 1988

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster