Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3374
 

Meditasyon

Meditasyon
 

“Meditasyon bir çiçektir. Onun kökleri vardır. O senin içinde var olur.”

Meditasyon “derin düşünme” demektir. Meditasyon, görme yeteneğinin, gözlerin dışına değil, içine uyumlu hale gelmesidir, gözlemektir, kendi içine bakıştır. Meditasyon, Latince “meditatio” kelimesinden türetilmiş bir sözcüktür. Kişinin iç huzuru ve sükûnet elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad olarak tanımlanır.

Kısa bir süre için içine dönen birey, sessizlik ve kendi yalnızlığında, kozasından çıkmaya hazırlanan ipek böceği gibi kendini kendinden kurtarır. Meditasyon, kişinin yaşam savaşından, dünyevi ihtiras ve beklentilerden kısa bir süre için uzaklaşarak dinginlik sağlayıp tekrar yaşama daha kuvvetli dönmesini sağlayan bir uygulamadır.

Bir kaynakta şöyle geçer: “Düzenli ve ciddi olmayanın özbenlik bilgisi de olamaz, dolayısıyla meditasyon yapması da mümkün değildir. Meditatif olmayan biri ise huzurlu olamaz ve huzuru olmayan kişi nasıl mutlu olabilir?”

Meditasyon sayesinde kişi, anı yaşamaya başlar ve düşüncelere dalmaya gerek duymaz. Şu an onun için tek gerçektir. Doğru konsantrasyon ve disiplin sayesinde gerçekleştirilmesi kolaylaşır. Birçok kaynakta şöyle geçer: “Meditasyon düşüncelerin olmadığı, duygusal olmayan, hassas olmayan, saf bir farkındalık halidir. Ritüeller, alıştırmalar ve meditasyonlarla uygulayanın bedeninde potansiyel olarak mevcut olan enerji uyanabilir.”

Meditasyon, tüm düşüncelerin, tüm benliğin bütün hale gelmesidir.”Bütün yüreğinle, bütün aklınla” olarak da kullanılabilir. “Tüm düşünceler bir bütün hale geldiğinde düşünme; tüm duygular bir bütün hale geldiğinde hissetme kaybolur.” der Osho.

Osho “Sevgi” isimli kitabında şöyle der: “Duyguların çok sayıda olduğunda aşırı duygusalsındır. Duyguların bütünleştiğinde, tüm aşırı duygusallıklar kaybolur; sen yürekle dolusundur ama hiçbir duygusallık olmaksızın. Duygularınla, çok fazla sayıda duyguyla yaşadığında sen sadece bir karmaşasındır, bir tımarhanesindir. Tüm duygular kaynaştığında, bir dönüşüm anı gelir. Hepsi bir bütün olduğunda, sen yüz derece noktasında, buharlaşma noktasındasındır. Birden duyguların eski doğası kaybolur, eski, aşağı doğru akan nitelik artık yoktur. Buhar gibi göğe doğru buharlaşmaya başlarsın. Dua ile dolu olmak denen şey budur. Ve aynı şey senin tüm düşüncelerin bir olduğunda da gerçekleşir; düşünce durur. Düşünceler çok sayıda olduğunda düşünmek mümkündür; düşünceler birleştiğinde, o zaman düşüncelerin bu bir olması hali neredeyse düşüncesiz olmakla eşanlamlı hale gelir. Tek bir düşünce olması demek hiçbir düşünce yok demektir çünkü bir tanesi tek başına var olamaz. Bir tane sadece çok ile var olabilir, bir tane sadece kalabalıkta var olabilir. İşte ilk ve en önemli buyruk budur. Sevgi ilk ve en büyük buyruktur. Aslında sevgi bir buyruk dahi değildir çünkü sevmek için sana emir verilemez; sana sevmek için buyruk verilemez, kuvvet uygulanamaz. Sevgiyi kontrol edemez ve yönetemezsin. Sevgi senden daha büyüktür, senden daha yüksektir; onu nasıl kontrol edebilirsin.”

Buda müritlerine şöyle demiştir: “Her meditasyondan sonra şefkatli olun. Çünkü meditasyon yaptığınızda sevgi büyür, kalp dolar. Her meditasyondan sonra tüm kâinat için şefkat hissedin. Böylelikle sevginizi ve enerjinizi atmosfere salarsınız ve bu enerji başkaları tarafından kullanılır.”

Çıkılacak en önemli yolculuk, içimize doğru yaptığınız yolculuktur. Ruhsal güçlenme, günlük bilincin ötesine geçilebilince başlar. İçe dönme, zarar veren alışkanlıklarla bağlantıyı kesme, kalıcı bir kişisel güçlenme getirir. Meditasyon, ruhsal gelişim, iç huzur ve yaratıcılık için faydalıdır.

Osho şöyle der: “Düşünceleriniz üzerinde farkındalık kazanmak için “Ben düşüncelerimin efendisiyim” cümlesi ile niyet çalışması da yapabilirsiniz. Bunun üstüne meditasyon yapın, siz bu niyeti tuttukça, bu gerçekleşecektir.”

Dr. Ender Saraç’ın “Ruhsal Gelişim ve Kader” isimli kitabında belirttiği gibi: “Meditasyon zihni eğitmek amaçlıdır. Zen öğretisine göre, zen zihni başlangıç zihnidir, bir ayna gibidir. Zen öğretisine göre, aydınlanmaya ulaşma yolunda, herhangi bir öğretinin salt teorik düzeyde öğrenilmesi yarar sağlamaz. Zen öğretisinde, nefiste uygulanmamış, şuurda iz bırakmamış teorik bilgiye bilgi denmez. Yani teorik bilgi, ruhta iz bıraktığı takdirde gerçek bir bilgi olur.”

Zen öğretisi şöyle der: 'Hayatın içinde ol, hayatta yanlış bir şey yoktur. Eğer bir şey yanlışsa, o sizin bakış açınızdan dolayıdır.” Zen, faydacı ve pratiktir; dünyadan el etek çekmeyi, haklı olarak aptalca bulur. Zen şöyle der: “Dönüş! Neredeysen orada ol, fakat yeni bir yolun içerisinde ol. Bu yeni yol nedir? Rekabetçi olma. Rekabetçilik dünyasal olmaktır. Bu, dünyasal yaşamakla ya da dağlara çekilmekle ilgili bir sorun değildir. Mağaralara yerleşebilirsin, fakat diğer mağaralarda başka azizler varsa, rekabet yine olacaktır.”

Meditasyonu bir kaçış olarak değil, yeni mücadeleler için bir hazırlık olarak düşünmek gerekir. Miskinlikleşmeye değil, tam tersi, aktiviteye daha etkin katılım için kısa bir dinginlik molası olarak uygulanmaktadır.

Birçok farklı meditasyon tekniği mevcuttur. Bir mantraya, objeye, nefese ya da benliğe odaklanılır. Mantra, eski Sanskritçe kutsal kelimelerden oluşan bir kelimedir. Tekrar edilerek uygulanır. Temel amacı, uygulayıcıya düşünce ve duyguları kontrol edebilme yeteneğini kazandırmaktır. Her gün ayrılacak küçük zaman dilimleri yeterli olacaktır.

“Meditasyon için rahat bir pozisyonda oturulur. Yatılmaz, sırt mutlaka dik olur. Gözler kapalı olur. Meditasyon için tütsü, mum ve sözsüz müziğin de faydası olacaktır. Derin nefes alınır. Meditasyonda solunum kontrolüne önem verilir. Düşüncelerle uğraşılmaz, onlardan uzaklaşılır, derin bir dinlenme ve zihnin yorgunluklardan arınması amaçlanır. Düşünceleri kovmadan derin düşünmek veya konsantre olup düşüncelerden sıyrılmak iki ayrı yaklaşımdır. Düşünceleri kontrol etmeye ya da onları durdurmaya çalışmamak daha iyi sonuç verecektir, zira zaman içerisinde tecrübe ederek, düşünceler kendiliğinden duracak ve düşüncesiz farkındalık konumuna, yani meditasyon konumuna gelinecektir. Deneyimleri artıkça, dikkat kolayca solunuma dönecektir. Dikkati üçüncü gözün olduğu bölgeye yoğunlaştırmak konsantrasyon için faydalı olacaktır.”

Zazen uygulamasında önceden kararlaştırılmış, konsantre olunacak herhangi bir konu yoktur, zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir. Zihnin sükûnetle boş bırakılmasının amacı içte sezgisel olarak belirebilecek bu tesirlere yer ayırmaktır.

“Doğu’daki mistik meditasyon genellikle inzivaya çekilmenin, çileciliğin, sıkı perhiz gibi sert disiplin uygulamalarının bulunduğu ortamlarda söz konusu olmakta ve uzun süren periyotlar halinde yapılır. Batı’da ise meditasyon genellikle günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınmakta ve günde bir ya da iki kez, en fazla yarımşar saatlik süreyle yapılmaktadır. Batılılar, meditasyonu genellikle streslerden kurtulma, rahatlama, yaratıcılık gibi amaçlarla yaparlar. Batı meditasyonu zen sistematiği gibi dinamiktir ve yaşama etki eder. Dünyadan elini eteğini çekme usulünde değildir. Zen meditasyonunda amaç, kişinin, ruhsal deneyimlerle, öz varlığına ve yüksek şuuruna erişmesidir. Budist meditasyon ise üçlü bir eğitim sistemi içermektedir: Bu üç aşama arınma, konsantrasyon ve idrak etme olarak adlandırılır.”

Meditasyon, yoganın da temel taşlarındandır. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelinemez. İslam Sufizminde de benzer uygulamalara rastlanmaktadır.

Meditasyon bireye güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik katar ve stresi azaltır. Hint ve Kadim Doğu sistemlerince “Meditasyon yapan bir kişinin çakraları (enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir. Böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar. Sonuç olarak, kişi fiziksel, akılsal ve duygusal olarak da sağlıklı hale gelir.” denir.

İnsanlığın yararına işler yapmış yapan kişiler ruhsal olgunluğa ulaşmış bedeni ve ruhunun uyumu ahenkli hale gelmiş, ruhunu beslemiş karşılıklı sevgi saygı ve güzellikleri birbirinden alabileceği ortamlarda bulunarak erdeme ulaşmış insanlardır.

Evrensel Enerjinin kaynağı tektir. Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak önemlidir. Denilir ki: “Evrensel birlik, vahdet hissine, meditasyon disiplini ya da ibadetle de olsa amaç bireyin beş duyu ile oluşturduğu sınırlarından kontrollü şekilde sıyrılıp, yalnızlığından geçici olarak ayrılıp, O'nun içinde erimenin, özüne ve Hakikât'e azıcık da olsa yaklaşabilmenin kazandırdığı muazzam kudreti, iç huzurunu ve arınmayı yaşamaktır.”

“Tanrı’nın sevgi ve gerçeği insana ancak, önce kendisi aydınlanıp sonra da çevresine ışık yayıp, iyi işler yapma yoluyla bu sevgi ve gerçeği başkaları ile paylaştıkları oranda akar.” denir.

Bilincin sessizliği içinde hakikati arayan insanın meditasyonu, zihne huzur verir, dinginlik kazanmamızı sağlar, düşüncelerinizi kontrol etmenize ve bedeninizi canlandırmanıza yardımcı olur. Meditasyon, ezoterik açıdan meydan okuyucu ve rekabetçi yaşam savaşımızda daha güçlü geri dönmek için verdiğimiz küçük aralardır. Miskinliğe dönüşmemeli, zen öğretisi gibi pratik gücü olan hayatın enerjisi ve dinamizmini desteklemelidir.

"Otur ve rahatla; sessizliğe, derinlere, içine bak ve derinliğin gözlerine nüfuz etmesine izin ver ki benliğine kadar ulaşabilsin." Osho<ı>

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Normal meditasyonda düşüncelerden arınmaya, onlardan mantralar (kutsal sesler) ya da nefes egzersizleri ile uzaklaşmaya çalışırız. Ama eski Veda metinlerinin yeniden yorumlanması olan ve "Meditasyon ötesi" anlamına gelen "transandantal meditasyonda" sadece düşünce ve duygularımızı izleriz, geldiklerinde yönlerini değiştirmeyiz. Onları yok etmeye çalışmayız çünkü meditasyon bittiğinde daha güçlü şekilde hortlarlar. Mesela öfkelendiğimizde genelde aklımıza "bizi öfkelendiren kişinin yüzü" gelir. Bu duyguyu bu tarz bir meditasyonda neseneden bağımsız alıp gözlemler, sonra evrene iade ederiz (nefesle). Böylece bir süre sonra boşluk ve nötr olma halini kazanmaya başlarız. Böyle yapa yapa, konsantre olmamız ve düşüncelerden arınmamız kolaylaşır ve istenen ruh haline kavuşabiliriz. sevgiler. (Bu arada, 13 hakkında hala cevap gelmedi, yorumlara cevap yazmıyomusunuz?)

Kwan Yin 
 26.08.2007 19:25
 

Meditasyon neden rekabetçi olma der. Rekabet ilerleme için şarttır. Yabancı arabalar Türkiye'ye gelmese, yerli arabalar ile rekabet etmeseler belki de bugün hala doğan şahin gibi eski teknoloji arabalara biniyor olacaktık

stilwater 
 25.08.2007 22:44
 

Düşüncenin en verimli anı vücudun yerçekimine direnç göstermek zorunda olmadığı pozisyonundadır. Böyle durumda bile düşüncenin doktoru olan uykuya direnme sorununu da aşmalıdır. vücudumuz hareketli ve yerçekimine direnç gösteriyorken beyin iki seçenek sunar yapacaklarını en az düşünce ile en doğru hareketleri yap ya da en çok düşünce ile dalgınlık ve sakarlıkla karşılaş. Sakar olmayı kabul edenler hareket halindeyken düşünmekte ısrar edenlerdir. Tek duyguyu kısa zamanda da olsa hakim duygu haline getiren kişiler çevreyle ilişkilerini kısıtlıyorlar demektir. Bence en yararlı metidasyon şekli gevşek ve yerçekimine direnç gösterme zorunluluğu olmayan ve kan dolaşımını engellemeyen duruştur. Saygılar.

Özkan Salman 
 25.08.2007 0:07
 

Derlenip toparlanmış,özet olarak önümüze konmuş. Ama biz bunları her davranışımızla beraber yapıyorsak! Bu bilgiler olmadan naifçe kendiliğimizden hu durumları yaşıyorsak.Şimdi bu bilgiler dikkatimizi dağıtıp bunları hatırlamamız, meditasyona girmemize engel olmazmı?Saygı ve selamlar.

Nariçi 
 24.08.2007 15:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 241
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 31616
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster