Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
433
 

Medya ve propaganda

Medya ve propaganda
 

Medya ve propaganda üzerine ...


Radyolarda, internet sitelerinde, TV ekranlarında ve gazete manşetlerinde gördüğümüz her olay, gerçekten de medyanın o olaya verdiği önem oranında değer taşıyor mu?  Bunu sadece medyanın değil tüm toplumun tartışmasında fayda var.

Özellikle medya kuruluşlarının tümüne birden aynı anda servis edilen ve içeriğinin çoğu servis edenin yanlı ve sübjektif görüşleri ile oluşturulmuş haberleri hepimiz fark ediyoruz.  Peki, bunun dışında kalan, ama kamuoyunda çok ses getiren her olay, objektif olsa bile bu kadar çok ses getirmeyi hakkediyor mu?  Yani kamuoyu bu olayın, bu denli yoğun şekilde önünde tutulmasına ihtiyaç duyuyor mu?

Her okur, dinleyici ve izleyici şunu bilmeli: Haberi verilen olaylar, medya kanalları yolu ile kamuoyuna getirilirken; ‘o haber bu kadar yoğun şekilde gündemde olmasaydı’ medyanın gündemi ne olurdu?  İşte bütün mesele bu!  Evet, bir gündem maddesi, diğer bir potansiyel gündem maddesini perdelemek için özellikle şişiriliyor olabilir.  Bunu yapanlar var mı?  Olup olmadığını görmek için çevrenize bakmanız yeterli.

2008 Krizi diye bilinen, ‘Küresel Kriz’ diye de adlandırılan ekonomik afetin ne zaman bittiğini biliyor musunuz?  Çevrenize bir sorun!  Teğet geçti, on ikiden vurdu, doksandan ortaladı yorumları arasında bir dakikalık süreyi bu soruya ayırın ve sorun:

Küresel Kriz ne zaman bitti?

Eğer, bitmediyse, ne zaman bitecek?

Eğer, krizin sorumluları aranmıyorsa bu durum kanıksanmış demek değil midir?

ABD'nin ve Avrupa’nın önemli medya kuruluşları ‘krizin’ ilk gününden beri Türkiye için çok güzel yorumlar yapıyorlar.  Bu yorumları, manşetlerde, ana haber bültenlerinde, özel programlara defalarca tekrarlıyorlar.  Bir an içinizden, “Allah’ım, bu medya kuruluşları bizi –yani Türkiye’yi– ne kadar çok seviyormuş” demek geçti mi?

Dünyanın jandarması olarak bilinen ABD’de George W. Bush Yönetimi, görev süresi sona erince, Obama Yönetimine dünyanın en kanlı ülkesinde süren bir savaş devretti.  İlk dönemlerinde yeni yönetime umutla bakanlar, ABD’nin ‘devlet yönetiminin süreklilik arz ettiğini’ yeni fark ettiler.  Bu fark etme özürlüler, duruma bizdeki gibi, ‘STATÜKO’ da diyemedi!…

Sonuç olarak Obama Yönetimi, sokaklarında üniversiteli işsizler, obezlikten evlerinden çıkamayanlar ve Irak’ta cinnet geçiren kana bulanmış askerler ile dolu bir ülkeyi güç bela bu günlere kadar anca getirdi.  Dünya, trilyon Dolarlarca zarar eden bir ABD’den söz ederken Washington, sadece 780 milyar Dolar ile dünyayı uyutmaya çalıştı.  Ama dünya ekonomisindeki cılk yara, Avrupa’yı da için-için kemirmeye başlamıştı.

Avrupa, kardeşlerinden birkaç milyar Avro’luk fon desteğini esirgeyerek; ne kadar büyük bir “birlik” içerisinde olduğunu ispatladı.  Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz’de işler karıştı.  Şu sıralar, Almanya ve Fransa da kızışma aşamasında.  Yakında patlayacak.

* * *

İtalya’da, Berlusconi, ülkenin içinde bulunduğu durumu kamufle etmek için kendi skandallarını ortaya attı ama tepe taklak olmaktan kurtulamadı.

Fransa’da, rakibi olan IMF Başkanının skandalı, Sarkozy’e piyango gibi geldi.  Ama yetmedi.  O da Ermeni meselesi ile kendi sorunlarını kamufle etme derdine düştü.

Almanya’da, Merkel, Nazi dosyasını medyanın önüne attı.  Bakalım Alman ekonomisinin durumunu Nazilerin cinayetleri ile örtebilecek mi?

Sonuç olarak görülüyor ki, medya; propagandanın bir numaralı aracıdır!

Bu da bize KAPAK olsun.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Özellikle televizyon kanalları karşı tarafın tepkisini almadan tek taraflı yayın yapma avantajını sonuna kadar kullanıyor. Bu durum sadece haberlerde değil, işine gelmeyen dizi ve programları izleyeni kaale almadan yayından kaldırmasında iyice ortaya çıkıyor.. Medyanın içi boş diziler, yarışma programları, kendi çıkarına uygun haberler sayesinde halkın gözüne perde çekme ve beyin yıkama seansları tam gaz devam ederken bunun asıl zararını halk görüyor. Sanırım bunda kullanılan en büyük koz da "bir adamın ısırdığı köpeğin haber olacağı" saçmalığı olsa gerek. Memlekette köpeği ısıran adam haberi peşinde koşmaktan, kuduz salgını olsa ve köpekler binlerce kişiyi ısırsa "hadi canım bu da haber mi?" diye bunu bildirmeyen haberci zihniyeti. Bu konuda yazacak o kadar çok şey varken, bu yazının 11 kez okunması üzüntü verici. Sahi kriz bitti mi :) Saygılar

Bir Dost 
 22.11.2011 13:36
Cevap :
Milliyet Blog yeni arayüzüne geçtiğinden bu yana tıklama oranlarında çok düşüş var. Ama bunu kış dönemine bağlamak da mümkün. Ayrıca eski yazıların görselleri de çok kötü etkilendi. Ama okuyucunun buna da alışacağını tahmin ediyorum. Sadece biraz zamana ihtiyaç var. Yorumunuz için teşekkürler.  30.01.2012 13:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1060
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster