Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
666
 

Meğer ne kadar çok bırakmışsın bende kendini

Meğer ne kadar çok bırakmışsın bende kendini
 

Gittin.. Ne kadar kolay söyledin..


Gece..

Fonda sensizliğe inat senli bir şarkı, duvarlarımda hayalinin gölgeleri. Cama vuran yağmur damlaları eşlik ediyor bu kez, ay ve yıldızlar çoktan aldı yerini. Kağıdım kalemime hasret nicedir. Ne beni yazabildim sana son günlerde, ne de bende ki seni.

İstanbul soğuğa teslim birkaç gündür. Rüzgar şiddetleniyor ara ara, bulutlar yaramaz çocuklar gibi bir orada bir burada. Yakamdan sızıyor içime yokluğunun o soğuk hali, içim ürperiyor. Bir atkı, bir bere çaredir diyorum ne var ne yok kuşanıyorum.

Sensizlik yüreğe ağır gelir sanırdım ilk günlerde, ne kadar safmışım.

Sanki sadece yüreğe gizlemişim seni, bir orası acır sanıyorum olmadığın anlarımda.

Ey yâr..!

Adının anlamını bilemezsin kadar. İçinde gizlediğin ne varsa aldım ezbere. Ne zaman düşse gölgeler duvarlarıma başlarım gözlerim kapalı tekrarlamaya. Önce adının geçtiği şarkılar dolanır dilime, sonra adının baş harflerinden kafiyesiz şiirler karalarım elime geçen kağıda deftere.

Zaman, bana baktığın anların toplamını ifade eder sadece.

Ne gün hesaplanır sen varken ne de gece. Varsın isteyenin olsun haftalar, aylar, yıllar. Çağlar açılıp kapansın birer ikişer, ne çıkar. Varlığın en büyük keşif kanımca, varsa bir asr-ı saadet o da senin yanında.

Sensizlik tuhaf şey aslında.

Yokluğunda kurulan hayalleri, kırılan kalemleri, uzayan geceleri bir kenara bıraksak..

Canımın çekilmelerini unutsam mesela, yastıktaki çukuru, yatağın soğukluğunu.

Eksilirsin zannederdim. Baktığım her yerde gördüğüm şey yokluk olursa gidersin, zamanla bitersin sanırdım. Birinin yokluğu varlığının gücü kadar yakarmış insanın canını.

Ne kadar varsan o kadar yakarsın yani.

Meğer ne kadar çok bırakmışsın bende kendini..!

Hayatın herkes için tüm sıradanlığı ile devam etmesini hayretle izliyorum.

İstanbul, sanki seni dün gece aldattığım şehir değilmiş gibi karşılıyor sabahında güneşini. Vapurlar, martılar, dalgalar. Hep aynı, herşey aynı.

Bir ben yetmiyorum kendime, bir ben eksiliyorum . Giden sensin halbuki, biten ben oluyorum.

Ey yâr..!

Aşkının en yasak halini topladım satır aralarında. An geldi, varlığın yokluğuna yenildi.

Şimdi ipe sapa gelmez hallerdeyim. Dilimde sitem, gözümde nem var.

Tenim tenine yangınlarda. Okyanusları boşaltsalar üzerime nafile.

Bilirim, en kurak yerlerimde bıraktın izmaritini. Nefes gibi içime çektim senden geleni. Yaktın, erittin beni.

Bu gece varlığına oynadım son eli. Ne var ne yoksa koydum masaya hepsini. İster yine erit, yine yak beni. Ama bil, aklından çıkarma. Okyanus istemem, senden gelsin tek bir damla, yeter..

, ,

Gittin, gidebileceğini zannettin

Gittin, gidersen biter zannnettin

Gittin, yokluğun varlığını yener zannettin

Gittin, bitmeyeceğini akıl edemedin..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kimseye anlatmasın beni..bir tek o haberdar olsun benden..benim bile haberim yokken kendimden... sakla beni bana baktığı zamanların içine ..ya da sevdiğin şarkıların içine... ama yine bana gizlen... üşümezsin..işte o zaman ben de üşümem.. yine keyifle okudum..teşekür ederim...

ayse aysu 
 28.12.2009 0:19
Cevap :
Doğrudur, her gece döner sabaha. Gün ışıyınca hükmünü kaybeder o koyu karanlıklar. Göz görür, yürek atar sabah olunca. En çok yokluğunda sevdim seni, en çok o zaman geldin bana. Şehrimin aydınlanmaya başladığı an sana en yakın olduğum an oluyordu, şehir uyanıyor ben ölüyordum. Dertlenme, tuttum sözümü. Bir gece bilir seni, bir de biraz mavi. Yürek sana meyl ederken, İstanbul kopuyor sanki içimden. O düştükçe yer açılıyor sana, seni saklamaya. Zamana koysam seni, yetişemem diye korkuyorum. Şarkıların arasına gizlesem diyorum, unuturum diye korkuyorum. Ben seni o koca boşluğa koydum şimdi. İstanbul kadar büyük, göğüs kafesim kadar küçüktür bendeki dünyan. Kederlenme hiç yok yere, aldığım nefes sana kadar nasılsa. Gizlenmeyi beceremem hiç, ondandır seni içime gizlemem. Sır olmadım belki hiç ama ser veremem. Ey yâr..! Şimdi unutmadığım şarkıların birinde nefes nefes sana geliyorum, Aralık ayazında seninle ısınıyorum. Keyfe keder bir yorum oldu yine. Teşekkür ederim, hoş kalın. Sevgiyle..  28.12.2009 18:39
 

Çok faydalandım. teşekkür ederim. saygılar sevgiler.

Sibel Gürsoy'un Kaleminden 
 20.12.2009 17:10
Cevap :
Geciken cevap için özür diliyorum. Uğrayıp soluklandığınız mısralarımdan bir de faydalanmışsınız, o halde ne mutla bana. Teşekkür ederim yorumunuz için, sevgiyle..  28.12.2009 22:39
 

cevap içinde ben teşekkür ederim...kalemini çoşturmuşsun yine...

ela asa 
 18.12.2009 1:04
Cevap :
Her yorum yazıya giden yollara bir yenisini daha ekliyor. Kimi zaman gidenin yolu kestirme oluyor, kimi zaman tahmin etmediğin bir yorumun açtığı yol. Bildiğin cümlelere okumadığın kalemlerden gelen notlar keyif veriyor insana. Yazdığın acı da olsa keyfini sürüyorsun doya doya. Bir iki satırın pahası eder mi bu kadar diye sorma, ediyor işte. Teşekkür ederim, renk kattınız yine..  18.12.2009 12:28
 

desene bu gitmeler gitme değil...

ela asa 
 17.12.2009 15:58
Cevap :
Her gidenin bir kalanı olur ardında. Giden, kaldığına yanar bugüne dek.. Kalan, gidişleri sorgular yarım yamalak cümleleri ile. Giden gittiğini sanır, bilmez. Kalan, gidişini kabullenmediği sürece yanar o fener o yürekte. Belki de bundan gitmeler gitme değil.. Yorumun anlamı kapladığı yerden fazlaydı, teşekkür ederim..  17.12.2009 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 521
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

İstanbul, 1984 doğumluyum. Ege Üniversitesi Tekstil mezunuyum. Özel bir firmada Ar-ge departmanında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster