Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
422
 

Meğer sınırı yokmuş!

Meğer sınırı yokmuş!
 

Dünyada STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşları) çok büyük fonksiyonlar icra ediyorlar ama biz Türkiye olarak bunları yeni yeni kavramaya başladık. İlk önce siyasi kurumlara angaje olarak yapmaya çalıştık ama burada çok büyük hata ve yanlışlara düştük.

Yavaş yavaş kurtulmaya çalışıyoruz derken, bu defa bir çok STK yönetiminde bulunan kişiler vatandaşa inmeyi başaramadılar. Uç noktalarda bulunan STK’lar varoşlardan, köylerden, arabanın girmediği semtlerde hızla yayılmaya başlayarak merkezlere doğru zehirli bir sarmaşık gibi yayılırken, faydasına inandığım, toplum için faydalı bir çok STK ise hala kokteyllerde işin gösteriş veya magazinsel tarafında kalmış.

Plansızlık, koordinesizlik, şatafat, magazinsellik vs. ve hala daha devekuşu misali başını kaldıramamış kumdan. Bir gün bir gazetenin bir köşesinde görünmeleri, bir pohpohlanma yeterli sanki.

Atatürk’ün yıllar önce bugünkü tehlikeleri görerek uyarmasına rağmen hala bir çok tehlikeyi göremiyoruz, ayağımıza kadar gelmiş, hatta zehirli bir sarmaşık gibi ayaklarımızı sarmaya başladığı halde dikkat etmiyoruz, görmemekte ısrar ediyoruz.

Hala birçok kişi bir diğerinden medet umarak “bana ne” diyor.

Hala birçok kişi bir diğer kişi tarafından ayağındaki zehirli sarmaşığa dikkat etmesi için uyarıldığında “sana ne” diyor

Hala birçok kişi bir diğeri tarafından yardım istenildiğinde “neme lazım” diyor.

Hala bir çok kişi aysbergin hatta saydamlaşan aysbergin arkasını “gören kör” halinde

Hala birçok kişi fırtına öncesi sessizliği “duyan sağır” halinde

Ve hala sürü zihniyeti içine sıkışıp kalmış bir sürü STK. Oturup fikir üretip, duyarlılık gösterip, yararlı hizmetlerde bulunmak, kişileri uyarmak ve gerekiyorsa tepki göstermek ve bunları canlı tutmak yerine kuma kuşu misali, bir isim levhasından ileriye geçemeyen bir sürü kuruluşlar.

Tepkisizlik üzerine bir hikaye vardı;

“Ünlü virtüoz piyanonun başına oturmuş ve salonu hıncahınç dolduran seyircilerin önünde, konserine başlamıştı. Ancak tuşlara basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri inceden sıkılmış olan piyanodan hiçbir ses çıkmıyordu! Dinleyiciler, birbirine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar, fakat nedense tepki gösteremiyorlardı.

İki saat suren sessiz konserden sonra ünlü virtüoz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle onları selamladı. Salon sürekli alkış sesleriyle çınlıyordu. İngiltere'de yaşanan bu olaydan sonra piyanist, kendisiyle röportaj yapan televizyon spikerine :-"insanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim".... diyordu...-

"Meğer sınırı yokmuş.."

"Unutmayın bugün iki yarına bedeldir. (B. Franklin)



Resim: www.musikschule-spandau.de

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlatımınız ve öykünüz harika örtüşmüş...İki ayrı örgütün üyesi olarak(Eğitim ve güzel sanatlar) yazdıklarınıza candan katılıyorum.İşlevi olmayan tabela örgütleri görüntü kirliliği de yaratıyorlar.Çoğunun kapısı kilitli.Bazıları da iktidar kuklası.Gerçek bir örgütlenmeye ihtiyacımız var...Yoksa böyle sürünüp gideceğiz.Teşekkürler...Saygılar...

Mesut Selek 
 14.01.2008 14:20
Cevap :
kesinlikle, belirli odaklara hizmet eden tabelalar. Veya yapılan yardımları belirli gruplara mal eden tabelalar vs. teşekkürler, sevgiler.  14.01.2008 14:33
 

Bir kaç yıl öncesine kadar umutlandırıyordu beni, yavaş yavaş umudumu kaybetmeyte başladım. Keşke gerçek anlamda uygulanbilse bazı şeyler. Yazınız önemli bir yazı bana göre. Emeğinize sağlık Sevgiler, saygılar Erol Bey.

Özlem Akaydın 
 11.01.2008 11:29
Cevap :
umudumu kaybetmedim aslında ve alt kademelerde iyi niyetle çalışan arkadaşlar var ama nasıl desem bilmiyorum ama bir gün STK olmayı başaracaklarını düşünüyorum. sevgilerle.  11.01.2008 12:31
 

Sayın yazarım verdiğin örnek tokat gibiydi...Tabi anlayana...Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 09.01.2008 19:18
Cevap :
amacım tokat atmak değil sadece bir kıvılcım da ben olmak istedim bazen insan olumlu düşüncelerine rağmen, içinde oldugu ortamda bazı şeylerin farkına varamaz ya hani, kapılıp gider ortama işte biraz kendilerini sorgulamanın kıvılcımı, sevgiler.  10.01.2008 9:14
 

Ben de bir STK'lı olarak görüşlerinize katılıyorum. Ancak, biz Türkiye olarak bu konuda çok geç kaldık. Bildiğiniz gibi, bir süreç yaşıyoruz. Bu nokta da aklıma takılan soru şu; "Bu süreci çabucak atlatmak için ne yapmak gerekir?".

Sevgi Biçer 
 09.01.2008 14:41
Cevap :
hiç bir şey için geç kalındıgını düşünmüyorum ama bu işlerden bir çogunun gönüllü olarak yapıldıgını düşünürsek içtenlik eksik, iş olarak yapıyorsak profesyonellik eksik ve şu an burada satırlara sığdıramam ki, her düşünce sonrası bir başka neden daha geliyor insanın aklına, kuyruklu yıldız gibi. sevgilerle  09.01.2008 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 629
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 783
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

Hayatta iki şey vardır; masallar ve sonuçlar. (Erol Aslan)      ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster