Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2937
 

Mehmed Uzun'un ardından…

Mehmed Uzun'un ardından…
 

Mehmed Uzun'u yıllar önce Yitik Bir Aşkın Gölgesinde adlı romanıyla tanıdım. Bu romanda anlatılan Memduh Selim Bey'in hikâyesiydi. Memduh Selim, ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşuyor ve çaresizlik içinde ölüyordu. Kitap büyük umutlar, hayaller, hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuktu.

Sonrasında yazarın Kader Kuyusu, Nar Çiçekleri ve Dengbejlerim adlı kitaplarını soluksuzca okudum. Hepsi de birbirinden değerli bu kitapları okurken müthiş keyif aldım. Son olarak da yazarın Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık adlı romanıyla hemhal oldum. Ve o zaman karşımdaki yazarın bir dilin ilk ustası olduğunu anladım. Bir Bayram günü ölüm haberini alınca yüreğim cız etti. Tam da iyileşeceğine dair umutlarımız güçlenmişken kaybetmiştik büyük yazarı…

Uzun, “Ölmeye değil, yaşamaya geldim” diyerek, kanser hastalığını yenmek için 13 Temmuz 2006 tarihinde çok sevdiği Diyarbakır’a yerleşmişti. Yakalandığı amansız kanser rahatsızlığı sonrası geldiği Diyarbakır, onu bağrına basmış ve iyileşeceğine dair umutlarını arttırmıştı. Barış ve kardeşliğe olan umudunu her fırsatta dile getiren yazar, Kürt sorununun çözüleceğine inanıyor ve “bunun için çalışmak ve üretmek zorundayız” diyordu.

Soyadı kadar uzun ol(a)mayan ömrünü konuştuğu dilden bir roman dili çıkartabilmek için harcadı. Mehmet Uzun, İsveç Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyeliğini uzun yıllar boyu sürdürdü. Ayrıca İsveç Pen Kulübü, Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. Bunun yanında İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesiydi.

Mehmet Uzun, bir röportajında kendisi hakkında şöyle diyordu: “''ismim mehmed. soyadım uzun. doğum tarihim 01.01.1953. herkes beni böyle biliyor... ama bunların hiçbiri gerçek değil; ismim, mehmed değil, soyadım, uzun değil, doğum tarihim bu rakamlar değil.
mehmed uzun ne yazık ki, dünya edebiyatında sıkça görülen, özellikle totaliter rejimlerin baskı, yasak ve sansürlerinden kendilerini korumak için yazar ve aydınların ister istemez başvurdukları türden bir müstear isim de değil...
bu tür müstear isimlere öteden beri alışkınım, doğduğum ve büyüdüğüm yörelerde herkesin birden fazla hayatı vardı ve bu hayatların birçoğu gizliydi. gizli hayatların da kendine özgü kodları, isimleri vardı; ama mehmed uzun, böyle bir isim değil. mehmed uzun, aynı zamanda benim de, ancak ben'i esir almış bir ben.”
Yine bir başka röportajında şunları söylüyordu:

* ben, ruhu zedelenmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok güçlük çeken insanların yazarıyım. Onlarda da bana karşı çok büyük bir coşku görüyorum. Dünyada hiçbir yazarın buna nasip olacağını zannetmiyorum.
* dünyanın en mutlu yazarı benim, artık ölsem de gam yemem."

Mehmet Uzun aynı zamanda Türk sanat ve kültür yaşamına da büyük katkı yaptı. Türk toplumuna çoğulculuğun, çok kültürlülüğün, barış içinde kardeşçe bir arada yaşamanın erdemini öğretti.
Tarih onu yalnız Kürtlerin, yalnız Türklerin değil tüm dünyanın en büyük yazarı, kültür adamı, barış elçisi ve bir arada yaşam aktivisti olarak tanıyacak. Onun açtığı yolda, nice genç yazarın yetişmesi de en büyük tesellimiz olacak.

Mehmet Uzun’u anlattığım yazıma 13 Ekim'de Diyarbakır’da gerçekleşen cenaze töreninde onun vasiyeti gereği veda konuşması yapan Yaşar Kemal'in, sözlerinden yaptığım alıntıyla son vermek istiyorum. Güle güle modern çağın dengbeji( söz ustası). Ruhun şad olsun...

“Bir edebiyatçının cenazesine bu kadar kalabalığın gelmesi ilk defa oluyor. Siz hepiniz sağ olun. Mehmed her şeyimdi. Bu adam büyük bir adamdı. Mehmed için kitaplar yazılacak, destanlar, şiirler yazılacak. Bunca zorluklar içinde başeserler yazmayı başardı.

“… İnsanlığa insanlık eden her şeyden önce kültürdür. Dünyada hiçbir kültüre, kültür zarar vermemiştir. Her kültür, öbür kültürü beslemiştir. Bu anlaşılmıyor. Kültürler birbirlerini öldürmezler. Kültürler birbirlerini çoğaltırlar, yaşatırlar, zenginleştirirler. Bunu bilmeyenler kendi kültürlerini öldürüyor. Yasakladığı kültürleri de öldürüyorlar. Bu cehaletten geliyor. Bir ülkede kültürlerin çeşitliliği o ülkenin zenginliği, büyüklüğüdür. İşte anlamadıkları budur. Mehmed'in romanı, kişiliği, insanlığın zenginliğidir. Bu insan dimdik durmuştur. Her zaman şiddeti kınamıştır. Yaşamı boyunca konuşmalarıyla, eserleriyle savaşa karşı koymuştur. Ne olursa olsun, kimler karşı koyarsa koysun Türkiye barışa kavuşacaktır...”

Mehmet Uzun'un Eserleri


Ruhun Gökkuşağı

Bir Dil Yaratmak

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık

Abdalın Bir Günü

Dengbejlerim

Kader Kuyusu

Küllerinden Doğan Dil ve Roman

Kürt Edebiyatına Giriş

Nar Çiçekleri

Sen

Siya Evine

Tu

Yaşlı Rind'in Ölümü

Kürt Edebiyatı Antolojisi

Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler

Bir Romanın Hatıra Defteri

Dicle'nin Sesi I - Dicle'nin Yakarışı

Diclenin Sesi II - Dicle'nin Sürgünleri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaleminize sağlık...Beyin göçünün en güzel örneklerinden biridir Mehmet Uzun.Ama o herşeye rağmen toprağından kopmadı koparamadılar.Tarihe ışık tutacak eserler bıraktı.Bu eserleriyle ve duruşuyla ölümsüz kıldı kendini.Hepimiz için acı bir kayıptır,kimbilir daha bu ülkeye ne katkılar sunacaktı...Bu ülke maalesef aydınlarını kaybedince kıymetini anlıyor.Saygılar ve tesekkürler...

hewi hewi 
 20.10.2007 23:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 2062
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

Edebiyat ilgi alanım... Şiir, kitaplar, denemeler ve lezzet durakları hakkında benim de bir çift ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster