Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
503
 

Mehmet: Kederli bir öykünün kahramanı

Mehmet: Kederli bir öykünün kahramanı
 

Bu, hayata ancak aklını kaybederek dayanabilen bir adamın öyküsüdür...

Çok eski zamanlardan kalan bir insan öyküsü anlatıyor bana. Kırışmış elleri ile yüzündeki saçları geriye itiyor. Gözlerine, zihninin çok ama çok eskilere kaydığını gösteren bir bakış gelip yerleşiyor. Kıpırdamaksızın ona bakıyorum.Sanki kıpırdarsam onu şimdiki zamana geri getireceğim ve öykü tüm büyüsünü kaybedecek.

Uzun bir sessizlikten sonra; "Çok gençtik o zaman" diye başlıyor. Sesine onu özlediğine dair acılı bir tını yerleşmiş. "Daha önceki evliliği kötü bitmişti. Benim ki de öyle... Onu bilmem ama ben iki çocuğumu alıp baba evine yerleştiğimde artık hayata ve kendime dair hiç bir umudum kalmamıştı. 'Sadece çocuklarım için yaşarım artık.' diyordum. Yeni bir ev, yeni bir aile fikri çok uzaklarda kalmıştı. Oysa hayat her zamanki gibi bizim için planladıklarını, bizim planlarımızı pek de umursamadan, sunmaya hazırlanıyordu. Bir gün beni bir adamla tanıştırmak istediklerini söylediler. Hiç düşünmeden "hayır" dedim. Kimseyi hayatıma almayacaktım. İlk evliliğim umutlarım da dahil içimde güzel olan ne varsa söküp götürmüştü. Her adam yeni bir yıkım olacak gibi geliyordu. Çok üzerime geldiler tanışmam için. Ben olmaz dedikçe gelip giden komşu sayısı arttı ve beni bıktırdılar. Hepsi ağız birliği etmişcesine "Çok iyi bir adam. Zaten yüzüne bakınca anlarsın" diyorlardı. Biraz beni sıkıştırıp durmalarından bıktığım biraz da durmadan sözünü ettikleri adamı görmek için peki deyiverdim." Yüzünde çapkınca bir tebessüm oluşuyor. Hoşuma gidiyor ifadesi...

"Komşulardan biri bir gün çağırdı beni. İçeri girdim. Odada komşunun kocası ve bir adam karşılıklı oturuyorlardı. "Hoşgeldiniz" deyip mutfağa kaçıverdim. Kapının aralığından adama uzun uzun baktım komşum çay yaparken. Mehmet'miş adı. Beyaz saçları yüzündeki gençlikle tuhaf bir tezat oluşturuyordu. Kederli bir ifadesi vardı. O an içimde duydum kederini. Ve anladım ki benzer öykülerin kahramanlarıyız." Susup başını iki yana sallıyor. İçinde acı katmerleniryor da katmerleniyor, bulunduğumuz odayı sarıyor. Kendini toparlayıp devam ediyor. "İki kederli öykünün kahramanı bir araya gelirse mutlu bir öykünün kahramanı olabilirler mi? diye düşündüm kendi kendime. Kimbilir, birbirimizin acısını alırdık belki. Ben onun çocuklarına anne, o benim çocuklarıma baba olurdu da yeni bir hayat kurardık. "Evet" dedim, kendi öykümün içinde ona yer verecektim. Böyle başladı herşey. Mutlu zamanlarımız da oldu acı zamanlarımız da. Ama her birinin üstesinden gelmeyi başarabildik. Çünkü biz olmayı öğrendik. İnsan ben değil de biz olunca koca dalgaları aşıyormuş meğer. Zaman geçti çocuklarımız oldu ailemiz büyüdü. O çalıştı ben çalıştım. Deliler gibi sarıldık hayata. Çocukları büyüttük, ev yaptık kendimize ağaçlar yetiştirdik ve zaman ilerledi." Gözlerine keder gelip yerleşiyor yine. Acının içinde mutluluklar yaşamış birinin bakışı ile uzaklara bir yere takılıyor gözleri. "Hastalandı. Hayatın onun içine kazıdığı keder meyvelerini verdi. Önce herşeyi unutmaya başladı ve daha sonra kendini unuttu. Zor bir hayattı onunki ve bu zor hayatın içinde durmaya ancak aklını kaybederek dayanabildi. Dolmuştu artık içindeki acı kabı ve sonunda taştı. O taşkın aklını da silip götürdü."

Kederle gülümsüyor. Dudaklarımda ne yapacağını bilmez bir gülümseme ile öylece bakıyorum. Elimi tutuyor, "Bazı insanların acı kabı taşınca, akıl o acılarla birlikte akıntıya kapılır gider. Hayat böyledir. O iyi bir adamdı. Ve hayata ancak aklını kaybederek dayanabilen, temiz bir adamdı."

Öykü içimde yerleşip kalıyor. Sözcüklerinin kederi saçlarıma takılıyor. Ellerini saçımda gezdiriyor, keder ellerine bulaşıyor. Uzaktan bir kuş ötüşü bizi yeniden zaman döndürüyor. Kendini toparlayıp gülümsüyor: "Haydi bize birer çay daha ver bakalım." Ve hayat devam ediyor.

RESİM: Van Nath

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rahmetli Babaannem derdi ki hayat kimine kürk giydirir, kimine yelek kimi de çıplak kalır ulu orta yerde...Hep bir hikayenin kahramanlarıyız işte bu da hüzünlü bir hikaye... sevgiler

Meral Yağcıoğlu 
 18.06.2007 17:11
Cevap :
Sevgili Meral Hanım, Hayatın kime ne biçtiğini bir türlü kestiremiyoruz ne yazık...Kesin olan tek şey şu; acı ya da tatlı mutlaka herkesin bir hikayesi var...Sevgilerimle...  18.06.2007 20:50
 

gerçek bir hikayedir cümlesinden hep irkilmişimdir.Çünkü kalbinde hazin hikayeleri saklar bilirim.Bir yandan içine dalar diğer yandan kıyıdan bakmaya çalışırım.Okudum yazını yine güzeldi yine dantel gibi işlenmiş cümlelerin gizinde ve açıklığında Çıkardım şapkayı alkışlıyorum.Acılarından damıttığın bu güzel yazı için.Eline sağlık...

üç nokta 
 18.06.2007 17:07
Cevap :
Benim Sevgili Dostum, Bu gerçek bir hikayedir diye başlayan öyküler, inanılmayacak acıları barındırır içinde. Belki de bu yüzdendir bu cümlenin belirtilmesi ne dersin? Çok teşekkür ederim. En içten sevgilerimle...  18.06.2007 20:51
 

hepimizin bir öyküsü var ya bu hayata dair. işte herkes bir diğerinin öyküsünün bir yerinde, ufacık da olsa bulunuyor, yer ediyor, kendini görüyor mesela. eline sağlık arkadaşım.

beenmaya 
 18.06.2007 14:14
Cevap :
Sevgili Özlem, O acılı öykünün içinde küçük bir motif oldum ben, dinleyerek ve biraz da o kedere kıyısından ortak olarak. Hayat bu belki de; her öykü bir yerden birbirine bağlanıyor.Sevgilerimle...  18.06.2007 14:19
 

Yazmaya yeni başladım deseniz de kimseyi inandıramazsınız. Bir yazarı diğerinden ayıran uslubudur. Siz bu farkı yakalamışsınız. Elinize sağlık...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 18.06.2007 13:48
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sanırım yazdıkça yol alıyoruz. Korkak, titrek kalemimiz yeni öyküler üzerinde kayıp gidiyor. Sevgi ve saygılarımla...  18.06.2007 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1054
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster